department of homeland securitydereliction
/ 34
department of homeland securitydereliction
department of homeland security[phrase]

İç Güvenlik Bakanlığı

department of linguistics[n]

Dilbilim Bölümü,Dilbilim Fakültesi

department of mathematics[n]

Matematik Bölümü,Matematik Fakültesi

department of music[n]

Müzik Bölümü

department of philosophy[n]

Felsefe Bölümü,Felsefe Fakültesi

department of physics[n]

fizik bölümü

department of psychology[n]

Psikoloji Bölümü,Psikoloji Fakültesi

department of sociology[n]

Sosyoloji Bölümü,Sosyoloji Fakültesi

department store[n]

büyük mağaza

departure[n]

kalkış

departure gate[n]

çıkış kapısı

departure lounge[n]

biniş bekleme salonu

departures[n]

kalkışlar,kalkış alanı

depend[v]

bağlı olmak

depend on[v]

bağlı olmak

dependability[n]

güvenilirlik

dependable[adj]

güvenilir

dependably[adv]

güvenilir bir şekilde,güvenle

dependance[n]

bağımlılık

dependence[n]

güvenme

dependency[n]

bağımlılık

dependency grammar[n]

bağımsal dilbilgisi

dependent[adj][n]

bağımlı • bağımlı,bakmakla yükümlü olunan kişi

dependent clause[n]

yan cümle

dependent on[adj]

bağlı olan, tabi olan

dependent variable[n]

bağımlı değişken

dependent-marking language[n]

bağımlı işaretleyen dil

depending on[adj]

bağlı olarak,göre

depict[v]

anlatmak

depicted[adj]

resmedilen,tasvir edilen

depiction[n]

tasvir,betimleme

depilator[n]

epilatör

depilatory[n][adj]

tüy dökücü krem • tüy dökücü krem

depilatory cream[n]

epilasyon kremi

deplane[v]

uçaktan inmek,uçaktan ayrılmak

deplete[v]

tüketmek

depleted[adj]

tükenmiş,azalmış

depleted uranium[n]

tüketilmiş uranyum,fakirleştirilmiş uranyum

depletion[n]

azaltma

deplorable[adj]

acınacak durumda

deplorably[adv]

korkunç bir şekilde,üzücü bir şekilde

deplore[v]

teessürlerini bildirmek

deploy[v]

yerleştirmek (ordu)

deponent[n]

tanık

depopulate[v]

nüfusunu azaltmak

deport[v]

sınırdışı etmek

deportation[n]

sınır dışı etme

deportment[n]

tavır

depose[v]

görevden almak

deposit[v][n]

yerleştirmek,koymak • kaparo

deposit account[n]
deposition[n]

ifade,tanık beyanı

depositor[n]

mudi

depository[n]

depo

depository financial institution[n]

mevduat finans kurumu,depozito kabul eden finans kuruluşu

depot[n]

depo

deprave[v]

ahlakını bozmak

depraved[adj]

ahlaksız

depravedly[adv]

ahlaksızca,yozlaşmış bir şekilde

depravity[n]

ahlaksızlık

deprecate[v]

küçümsemek

deprecatory[adj]

küçümseyici,aşağılayıcı

depreciate[v]

zamanla değeri azalmak

depreciation[n]

değer kaybı

depredation[n]

yağmalama

depress[v]

içini karartmak

depressant[n][adj]

depresan • depresan,yatıştırıcı

depressed[adj]

depresif,durgun

depressing[adj]

moral bozucu

depressingly[adv]

sıkıntı verici bir şekilde

depression[n]

depresyon

depressive[n][adj]

depresif,depresyon eğilimli kişi • depresif,çöküntü yaratan

depresso[adj]

depresso,depresif

depressoid[adj]

biraz depresif,biraz keyifsiz

deprivation[n]

mahrumiyet

deprive[v]

mahrum etmek

deprive of[v]

mahrum etmek,yoksun bırakmak

deprived[adj]

yoksun,mahrum

depth[n]

derinlik

depth of field[phrase]

alan derinliği

depth of focus[phrase]

odak derinliği

depths[n]

derinlikler,uçurumlar

deputation[n]

temsilcilik,yetki devri

deputy[n]

vekil,yardımcı

deputy sheriff[n]

şerif yardımcısı,vekil şerif

der blaue reiter[n]

mavi süvari

der-brain[n]

aptal,ahmak

deracinate[v]

kökünden söküp çıkarmak

derail[v]

raydan çıkmak

deranged[adj]

akli dengesi yerinde olmayan

derangement[n]

akıl bozukluğu,zihinsel karışıklık

derby[n]

derbi şapka

derby hat[n]

melon şapka,silindir şapka

derby pie[n]

derbi turtası

derbyshire gritstone[n]

Derbyshire Gritstone koyunu

deregulate[v]

kısıtlamaları kaldırmak

deregulation[n]

sınırları kaldırma eylemi

deregulatory[adj]

denetimi kaldırıcı ya da azaltıcı

derelict[n][adj]

terkedilmiş gemi,enkaz • terkedilmiş

dereliction[n]

kasıtlı ihmal

LanGeek
Uygulamayı İndir