decolonizationdefend
/ 34
decolonizationdefend
decolonization[n]

dekolonizasyon,sömürgecilikten kurtulma süreci

decolonize[v]

sömürgecilikten kurtarmak,koloniyi bağımsızlaştırmak

decompose[v]

parçalara ayırmak

decomposition[n]

ayrışım,vektör alanı analizi

decompress[v]

rahatlamak,stres atmak

decompression[n]
decompression sickness[n]

dekompresyon hastalığı

decongestant[n]

dekonjestan

deconstruction[n]

yapısöküm,yapısöküm yöntemi

deconstructivism[n]

dekonstrüktivizm,yapısökümcülük

decontaminate[v]

arındırmak,temizlemek

decor[n]

dekorasyon

decorate[v]

süslemek

decorated[adj]

süslenmiş,dekore edilmiş

decorating[n]

dekore etme

decoration[n]

dekorasyon

decorative[adj]

dekoratif

decorative bowl[n]

dekoratif kase

decorative hardware[n]

dekoratif donanım

decorator[n]

dekoratör

decorous[adj]

ağırbaşlı

decorum[n]

nezaket

decoupage[n]

dekupaj

decoy[n][v]

tuzak • tuzak,tuzakla çekmek

decrease[v][n]

azalmak,düşmek • azalma

decreased[adj]

azaltılmış,düşürülmüş

decree[n][v]

kararname • emretmek,ilan etmek

decrement[n][v]

azalma,düşüş • azaltmak,küçültmek

decreolization[n]

dekreolizasyon

decrepit[adj]

zayıf düşmüş

decry[v]

kınamak

decrypt[v]

şifresini çözmek,deşifre etmek

decussate[v][adj]

çaprazlamak,kesişmek • çapraz düzenlenmiş,X şeklinde çapraz

dedicate[v]

adamak

dedicated[adj]

kendini işine adamış

dedication[n]

fedakarlık

deduce[v]

sonuç çıkarmak

deduct[v]

çıkarmak,indirmek

deduction[n]

kesinti,vergi indirimi

deductive[adj]

çıkarımsal

deed[n]

eylem

deem[v]

farzetmek

deemed university[n]

tanınmış üniversite,üniversite statüsünde kabul edilen kurum

deep[adj][adv][suffix][n]

derin • derinine • derin,derinlikte • derinlikler,uçurum

deep brain stimulation[n]

derin beyin stimülasyonu,derin beyin uyarımı

deep down[phrase]

içten içe

deep end[phrase]

çok zor bir durum

deep freezer[n]

derin dondurucu,şok dondurucu

deep house[n]

deep house

deep learning[n]
deep peak takeoff[phrase]
deep pockets[n]

güçlü mali kaynaklar

deep red[n]

koyu kırmızı,derin kırmızı

deep sleep[n]

derin uyku,ağır uyku

deep square leg[n]

derin kare bacak,derin kare bacak pozisyonu

deep vein thrombosis[n]

derin ven trombozu

deep voice[n]

derin ses,kalın ses

deep-clean[v]

derinlemesine temizlik yapmak

deep-cleaning[n]

derinlemesine temizlik

deep-dish pie[n]

meyveli turta

deep-dyed[adj]

sadece kendi fikirlerini kabul eden

deep-fat fryer[n]

kızartma makinesi

deep-freeze[n]

derin dondurucu,dondurucu

deep-fried[adj]

bol yağda kızartılmış

deep-fry[v]

kızgın yağda kızartmak

deep-pocketed[adj]

derin cepli,büyük mali kaynaklara sahip

deep-rooted[adj]

derinlemesine kökleşmiş,sağlam bir şekilde yerleşmiş

deep-sea[adj]

derin deniz,denizin derinliklerinde

deep-seated[adj]

derinlemesine yerleşmiş,köklü

deep-set[adj]

derin (göz)

deep-six[v]
deep-water soloing[n]

derin suda solo tırmanış,derin su solo tırmanışı

deepen[v]

derinleşmek

deepfreeze[n]

derin dondurucu,elektrikli buzdolabı (Deepfreeze markası)

deeply[adv]

son derece

deepness[n]

derinlik,fiziksel olarak derin olma niteliği

deer[n]

geyik

deer mouse[n]

peromyscus

deer tick[n]

geyik kenesi

deerhound[n]

Deerhound köpeği

deerstalker[n]

avcı şapkası

deface[v]

görünüşünü bozmak

defalcate[v]

zimmetine para geçirmek

defamation[n]

iftira

defamatory[adj]

leke düşüren

defame[v]

karalamak

defamiliarization[n]

yabancılaştırma

default[n][v]

gıyaben yenilgi,ihmal • borcu ödememek

defaulter[n]

müsabakadan çekilen,hükmen mağlup

defeat[v][n]

yenmek • yenilgi

defeated[n][adj]

mağlup olanlar • yenilmiş

defeatism[n]

yenilgiyi kabul etme

defeatist[n]

yenilgiyi kabul etme

defecation[n]

dışkılama,fekal atığın atılması

defect[n][v]

kusur, defo • terk etmek,karşı tarafa geçmek

defect detector[n]

kusur dedektörü,arıza tespit cihazı

defective[adj]

kusurlu,hatalı

defective script[n]

yetersiz yazı sistemi

defector[n]

asker kaçağı,vatana ihanet eden

defend[v]

savunmak

LanGeek
Uygulamayı İndir