droppingsdubitable
/ 34
droppingsdubitable
droppings[n]

dışkı,bok

drops[n]

damlalar,sıvı ilaç

dross[n]

süprüntü

droste effect[n]

Droste etkisi

drought[n]

kuraklık

drouth[n]

kuraklık,su kıtlığı

drove[n]

sürü

drown[v]

suda boğulmak

drown out[v]

bastırmak,gölgelemek

drown sorrows[phrase]

derdini içkiyle unutmaya çalışmak

drowning[adj]

modası geçmiş,demode

drowse[v][n]

uyuklamak,kestirmek • hafif uyku,uyuklama

drowsing[adj]

uykulu,uyku sersemi

drowsy[adj]

uykulu

drub[v]

dayak atmak

drudgery[n]

angarya

drug[n][v]

ilaç • ilaç vermek,ilaç uygulamak

drug dealer[n]

uyuşturucu satıcısı

drug peddler[n]

uyuşturucu satıcısı,eroin taciri

drug squad[n]

uyuşturucu birimi,narkotik şube

drug therapy[n]

ilaç tedavisi

drug trafficker[n]

uyuşturucu kaçakçısı,narkotik kaçakçısı

drug user[n]

uyuşturucu kullanıcısı,bağımlı

druggist[n]

eczacı

druggy[n]

uyuşturucu bağımlısı,esrarkeş

drugstore[n]

eczane

druid[n]

druid

drum[n][v]

davul • kanatlarını çırparak titreştirmek

drum and bass[n]

drum and bass

drum into head[phrase]

bir şeyi kafasına kazımak

drum machine[n]

davul makinesi

drum major[n]

bando şefi

drum out[v]

kovmak,ihraç etmek

drum pad[n]

elektronik davul

drum roll[n]

davul sesi

drum set[n]

davul seti,bateri seti

drum table[n]

davul masa

drum up[v]

destek kazanmak

drumhead[n][adj]

davul derisi,davul zarı • ivedilik,göstermelik

drumlin[n]

drumlin,buzul hareketiyle oluşmuş uzun, damla şeklinde tepe

drummer[n]

davulcu

drumming[n]
drumstick[n]

baget

drunchies[n]

içki açlığı,alkol isteği

drunk[adj][phrase][n]

sarhoş • bir şeyden dolayı sevinç duymak • sarhoşluk

drunk as a lord[phrase]

körkütük sarhoş

drunk as a skunk[phrase]

zilzurna sarhoş

drunk as a wheelbarrow[phrase]

körkütük sarhoş

drunk driving[n]

alkollü araç kullanma

drunkard[n]

içkici kimse

drunken[adj]

içkili

drunken boxing[n]

sarhoş boks,sarhoş dövüş sanatı

drunkenly[adv]

sarhoşça,alkol etkisi altında

drunkenness[n]

sarhoşluk, alkollü olma

drunkenness reveals what soberness conceals[sentence]

sakladığın sır, sarhoşken dökülür

drupe[n]

drupa

dry[adj][n][v]

kuru • kuraklık,kuru • kurutmak

dry as a bone[phrase]

kupkuru

dry as dust[phrase]

kupkuru

dry cleaner[n]

kuru temizleyici

dry cleaner's[n]

kuru temizleme dükkanı

dry cleaning[n]

kuru temizleme

dry fly[n]

olta sineği

dry land[n]

kuru arazi

dry milk[n]

süt tozu

dry out[v]

kurutmak,kuru hale gelmek

dry run[n]

genel prova,kuru koşu

dry season[n]

kurak mevsim

dry shampoo[n]

kuru şampuan

dry ski slope[n]

kuru kayak pisti,yapay kayak pisti

dry spell[n]

kurak dönem

dry texter[n]

Sıkıcı mesajlaşan,Heyecansız mesaj atan kişi

dry up[v]

kurumak

dry-clean[v]

kuru temizleme yapmak

dry-cleaned[adj]

kimyasal çözücülerle temizlenmiş

dry-roast[v]

yağsız kavurmak

dry-roasted[adj]

az yağda kavrulmuş

drybrush[n]

kuru fırça tekniği

dryer[n]

kurutma makinesi

dryer sheet[n]

kurutma makinesi mendili

drying cabinet[n]

kurutma dolabı

drying oil[n]

kuruyan yağ

drying rack[n]
drypoint[n]

kuru nokta baskısı

drysuit[n]

kuru giysi,su geçirmez giysi

drywall[n]

alçıpan

drywall screw[n]

borazan vida

drywall screw gun[n]

alçıpan vidalama tabancası

drywall tape[n]

alçıpan

duad[n]

çift,ikili

dual[adj][n]

çifte • ikil,ikil form

dual carriageway[n]

bölünmüş yol

dual controls[n]

çift kontroller,ikili kontroller

dualism[n]

düalizm,ikicilik

dub[v][n]

lakap takmak,isim vermek • dublaj,dublajlı versiyon

dub techno[n]

dub techno

dubai[n]

Dubai

dubbing[n]

senkronlu seslendirme

dubious[adj]

şüpheli

dubitable[adj]

şüpheli,sorunlu

LanGeek
Uygulamayı İndir