defendantdelectable
/ 34
defendantdelectable
defendant[n]

sanık

defender[n]

savunucu,koruyucu

defending team[n]

savunma takımı,defans takımı

defenestrate[v]

pencereden atmak

defense[n]

savunma

defense attorney[n]

savunma avukatı,müdafi avukat

defense lawyer[n]

savunma avukatı,müdafi

defense mechanism[n]

savunma mekanizması,korunma mekanizması

defenseless[adv][adj]

savunmasız,korunmasız • savunmasız,silahsız

defenseman[n]

defans oyuncusu,savunma oyuncusu

defensible[adj]

savunulabilir

defensive[adj][n]

savunma amaçlı • savunma,savunmacılık

defensive back[n]

savunma arka oyuncusu,defans arka

defensive end[n]

savunma ucu,defans oyuncusu

defensive specialist[n]

defans uzmanı

defensive tackle[n]

savunma müdahalesi,defans müdahalesi

defer[v]

ertelemek

defer to[v]

saygı duymak

deference[n]

hürmet

deferential[adj]

saygılı

deferentially[adv]

saygılı bir şekilde

defiance[n]

karşı koyma

defiant[adj]

karşı koyan

defiantly[adv]

meydan okuyarak, kafa tutarak

defibrillator[n]

defibrilasyon

deficiency[n]

noksan

deficient[adj]

eksik

deficit[n]

açık (bütçe, hesap)

deficit spending[n]

bütçe açığı

defile[n][v]

geçit,boğaz • kirletmek

definable[adj]

tanımlanabilir,açıklanabilir

define[v]

tanımlamak

defined[adj]

tanımlanmış

defining[adj]

tanımlayan

definite[adj]

belirli

definite article[n]

belirli tanımlık

definitely[adv]

kesinlikle

definition[n]

tanımlama

definitive[adj]

kesin

definitively[adv]

kesin olarak,nihai şekilde

deflate[v]

söndürmek,inmek

deflated[adj]

cesareti kırılmış,hayal kırıklığına uğramış

deflation[n]

söndürme,deflasyon

deflect[v]

yönünü değiştirmek

defoliate[v][adj]

yapraklarından arındırmak • yapraksız,yapraklarından yoksun

deforest[v]

ağaçları yok etmek

deforestation[n]

ormansızlaştırma

deform[v]

deforme olmak

deformity[n]

şekil bozukluğu

defraud[v]

dolandırmak

defray[v]

masrafı karşılamak

defriend[v]

arkadaşlıktan çıkarmak,arkadaşlığı sonlandırmak

defrost[v]

buzunu eritmek

deft[adj]

eli yatkın

deftly[adv]

ustalıkla,becerikli bir şekilde

defunct[adj]

ölü

defuse[v]

fitilini sökmek

defy[v]

karşı koymak

degage[adj][n]

rahat, özgür • degage hareketi

degeneracy[n]

yozlaşma

degenerate[n][v][adj]

dejenere,sapkın • kötüye gitmek,bozulmak • dejenere

degenerative[adj]

dejeneratif

deglaze[v]

sos veya et suyu yapmak için pişirilmiş et kalıntılarını şarap veya su içinde koyarak sulandırmak

degradation[n]

küçük düşürme

degrade[v]

aşınmaya uğramak

degraded[adj]
degrading[adj]

aşağılayıcı,onur kırıcı

degrease[v]

yağını almak

degree[n]

sıcaklığı gösteren derece

degree audit[n]

diploma denetimi,mezuniyet gereksinimlerinin incelenmesi

degree celsius[n]

selsius derece

degree centigrade[n]

derece Santigrat,santigrat derece

degree fahrenheit[n]

Fahrenhayt derecesi,F derece

degree of freedom[n]
degust[v]

tatmak

dehort[v]

şiddetle caydırmak,kuvvetle vazgeçirmek

dehumanization[n]

insanlıktan çıkarma,insanlıktan uzaklaştırma

dehumidifier[n]

nem giderici

dehydrate[v]

suyunu almak

dehydrated[adj]

kurutulmuş

dehydrated food[n]

kurutulmuş gıda

dehydration[n]

dehidrasyon,kurutma

dei hire[n]

DEI işe alımı,DEI çalışanı

deice[v]

buz çözmek,buzdan arındırmak

deictic[n][adj]

işaretleyici • deiktik,kullanım koşullarına göre referansı değişen bir kelime ile ilgili

deify[v]

tanrılaştırmak

deign[v]

lütfetmek

deist[n][adj]

deist,Tanrı'nın evreni yarattığına ve sonra onu terk ettiğine inanan kişi • tanrıcı

deity[n]

tanrıça

deixis[n]

gösterim

deja vu[n]

önceden yaşadım duygusu

deject[v]

moralini bozmak

dejected[adj]

mutsuz,ümitsiz

dejection[n]

mutsuzluk

dejeuner[n]

öğle yemeği

deke[n][v]

aldatma hareketi,falso • savurmak,atlatmak

delative case[n]

ayrılma hali

delay[v][n]

geciktirmek,ertelemek • rötar

delayed[adj]

rötarlı

delectable[adj]

cezbedici

LanGeek
Uygulamayı İndir