sanık
savunucu,koruyucu
savunma takımı,defans takımı
pencereden atmak
savunma
savunma avukatı,müdafi avukat
savunma avukatı,müdafi
savunma mekanizması,korunma mekanizması
savunmasız,korunmasız • savunmasız,silahsız
defans oyuncusu,savunma oyuncusu
savunulabilir
savunma amaçlı • savunma,savunmacılık
savunma arka oyuncusu,defans arka
savunma ucu,defans oyuncusu
defans uzmanı
savunma müdahalesi,defans müdahalesi
ertelemek
saygı duymak
hürmet
saygılı
saygılı bir şekilde
karşı koyma
karşı koyan
meydan okuyarak, kafa tutarak
defibrilasyon
noksan
eksik
açık (bütçe, hesap)
bütçe açığı
geçit,boğaz • kirletmek
tanımlanabilir,açıklanabilir
tanımlamak
tanımlanmış
tanımlayan
belirli
belirli tanımlık
kesinlikle
tanımlama
kesin
kesin olarak,nihai şekilde
söndürmek,inmek
cesareti kırılmış,hayal kırıklığına uğramış
söndürme,deflasyon
yönünü değiştirmek
yapraklarından arındırmak • yapraksız,yapraklarından yoksun
ağaçları yok etmek
ormansızlaştırma
deforme olmak
şekil bozukluğu
dolandırmak
masrafı karşılamak
arkadaşlıktan çıkarmak,arkadaşlığı sonlandırmak
buzunu eritmek
eli yatkın
ustalıkla,becerikli bir şekilde
ölü
fitilini sökmek
karşı koymak
rahat, özgür • degage hareketi
yozlaşma
dejenere,sapkın • kötüye gitmek,bozulmak • dejenere
dejeneratif
sos veya et suyu yapmak için pişirilmiş et kalıntılarını şarap veya su içinde koyarak sulandırmak
küçük düşürme
aşınmaya uğramak
aşağılayıcı,onur kırıcı
yağını almak
sıcaklığı gösteren derece
diploma denetimi,mezuniyet gereksinimlerinin incelenmesi
selsius derece
derece Santigrat,santigrat derece
Fahrenhayt derecesi,F derece
tatmak
şiddetle caydırmak,kuvvetle vazgeçirmek
insanlıktan çıkarma,insanlıktan uzaklaştırma
nem giderici
suyunu almak
kurutulmuş
kurutulmuş gıda
dehidrasyon,kurutma
DEI işe alımı,DEI çalışanı
buz çözmek,buzdan arındırmak
işaretleyici • deiktik,kullanım koşullarına göre referansı değişen bir kelime ile ilgili
tanrılaştırmak
lütfetmek
deist,Tanrı'nın evreni yarattığına ve sonra onu terk ettiğine inanan kişi • tanrıcı
tanrıça
gösterim
önceden yaşadım duygusu
moralini bozmak
mutsuz,ümitsiz
mutsuzluk
öğle yemeği
aldatma hareketi,falso • savurmak,atlatmak
ayrılma hali
geciktirmek,ertelemek • rötar
rötarlı
cezbedici