delectationdemolish
/ 34
delectationdemolish
delectation[n]

hoşlanma

delegacy[n]

delegelik,bir delege atanması

delegate[v][n]

devretmek • temsilci

delegating[n]

yetkilendirme

delegation[n]

delegasyon

delete[v]

silmek

deleterious[adj]

zararlı

deletion[n]

silme,çıkarma

delhi[n]

Delhi

deli[n]

şarküteri

deli slicer[n]

şarküteri dilimleme makinesi,et dilimleme makinesi

deliberate[adj][v]

kasıtlı • üzerinde tartışmak

deliberately[adv]

kasten

deliberation[n]

tartışma,derin düşünme

delicacy[n]

naziklik,incelik

delicate[adj]

narin

delicately[adv]

nazikçe

delicatessen[n]

şarküteri

delicious[adj]

lezzetli

deliciously[adv]

lezzetli bir şekilde,nefis bir şekilde

delight[n][v]

haz • memnun etmek,sevindirmek

delight in[v]

zevk almak,keyif almak

delighted[adj]

memnun

delightedly[adv]

sevinçle,neşeyle

delightful[adj]

hoş

delightfully[adv]

keyifle,hoş bir şekilde

delightfulness[n]

hoşnutluk,çekicilik

delimitation[n]

sınırlandırma,sınır çizgisi

delineate[v][adj]

detaylara girmek • sınırları çizilmiş,kesin olarak temsil edilmiş

delineation[n]

nitelendirme

delinquency[n]

suç işleme (çocuklarda)

delinquent[n][adj]

suç işleyen çocuk • gecikmiş,ödenmemiş

deliquesce[v]

havadan nem alarak erimek,sıvılaşmak

deliquium[n]

bayılma,senkop

delirious[adj]

hezeyan geçiren

delirium[n]

sinir krizi

delirium tremens[n]

delirium tremens,titreme deliryumu

deliver[v]

teslim etmek

deliver a speech[phrase]
deliverer[n]

kurtarıcı,kurtaran

delivery[n]

teslimat

delivery person[n]

kurye,dağıtıcı

delivery room[n]

doğumhane

delivery service[n]
delivery van[n]

teslimat kamyoneti,dağıtım minibüsü

delivery woman[n]

kadın kargo görevlisi

deliveryman[n]

kargo görevlisi

delouse[v]

bitlerini ayıklamak

delphinus delphis[n]

yunus,delphinus delphis

delta[n]

delta,ağız

deltoid[n][adj]

deltoid • deltoid,delta şeklinde

delude[v]

kandırmak

deluded[adj]

aldatılmış,yanılgı içinde olan

deluge[n][v]

bir sel,bir taşkın • su basmak

delulu[adj]

hayalperest,gerçeklikten kopuk

delusion[n]

aldatma

delusional[adj]

sanrılı,halüsinasyon gören

delusionship[n]

hayali ilişki,kuruntu ilişkisi

delusive[adj]

aldatıcı,yanıltıcı

deluxe[adj]

lüks,şatafatlı

delve[v]

kazmak

demagnetize[v]

manyetikliğini yok etmek

demagogue[n]

demagog

demand[n][v]

talep,istek • talepte bulunmak

demand valve oxygen therapy[n]

talep valfli oksijen terapisi,talep valfli oksijen tedavisi

demanding[adj]

emek isteyen

demarcate[v]

sınırlandırmak,ayırmak

demarcation[n]

sınır

demean[v]

aşağılamak

demeanor[n]

tavır

demented[adj]

aklı başında olmayan

dementedly[adv]

çılgınca,deli gibi

dementia[n]

bunama

dementoid[n]

dementoid,deli

demerara[n]

esmer şeker

demerara sugar[n]

demerara şekeri,açık kahverengi kamış şekeri

demerit[n]

kusur

demeter[n]

Demeter

demi-pointe[n]

balerinin ayak parmaklarının kökü üzerinde durduğu bir bale hareketi

demiboy[n]

demioğlan,demi erkek

demigirl[n]

yarı kız,yarı kadın

demigod[n]

yarı tanrı

demilitarize[v]

askerden arındırmak,silahsızlandırmak

demilitarized zone[n]
demise[n][v]

sona erme • kiralama veya vasiyetname ile devretmek,kiralama veya vasiyetname ile miras bırakmak

demisexual[adj]

demiseksüel,demiseksüellik ile ilgili

demitasse[n]

küçük kahve fincanı

demo[n][v]

demo,tanıtım • göstermek,sergilemek

demobilize[v]

seferberliği sona erdirmek

democracy[n]

demokrasi ülkesi

democrat[n]

demokrat partili

democratic[adj]

demokratik

democratic party[n]

demokratik parti

democratically[adv]

demokratik biçimde

democratize[v]

demokratikleştirmek,daha demokratik hale getirmek

demode[adj]

modası geçmiş

demographic[n][adj]

demografik • demografik

demography[n]

demografi,nüfus bilimi

demoiselle[n]

hanım balığı

demolish[v]

yıkmak

LanGeek
Uygulamayı İndir