dieterdilemma
/ 34
dieterdilemma
dieter[n]

diyet yapan

dietetics[n]

diyet uzmanlığı

dietician[n]

diyetisyen

dietitian[n]
differ[v]

değişik olmak

difference[n]

fark

difference engine[n]

fark motoru,mekanik fark hesaplayıcı

different[adj]

farklı

different as chalk and cheese[phrase]

geceyle gündüz kadar farklı

differentia[n]

ayırt edici vasıf

differential[n][adj]

diferansiyel,sonsuz küçük değişim • ayrımlı

differential calculus[n]

diferensiyel hesap

differentially[adv]

farklı şekilde

differentiate[v]

farkını anlamak

differentiation[n]

ayrım

differently[adv]

farklı bir şekilde

differently-abled[adj]

engelli,farklı yetenekli

differing[adj]

farklı,ayrışan

difficult[adj]

zor

difficulty[n]

zorluk

diffidence[n]

kendine güvensizlik

diffident[adj]

çekingen,utangaç

diffraction[n]

kırınım,dalga kırınımı

diffuse[v][adj]

yaymak,dağıtmak • dağınık,yayılmış

diffuse optical imaging[n]

dağılımlı optik görüntüleme

diffuser[n]

difüzör,ışık dağıtıcı optik cihaz

diffusion[n]

difüzyon

diffusion-weighted imaging[n]

yayınımsal MRI

dig[v][n]

kazmak • kazma

dig around[v]

didik didik aramak

dig heels in[phrase]

nuh deyip peygamber dememek

dig in[v]

işe koyulmak,azimle başlamak

dig in heels[phrase]
dig into[v]

derinlemesine incelemek,üzerinde derinlemesine çalışmak

dig into a hole[phrase]

kendi başını derde sokmak

dig out[v]

kazmak,çıkarmak

dig own grave[phrase]

kendi kuyusunu kazmak

dig the dirt[phrase]
dig up[v]

kazıp çıkarmak,toprağı kazıp bulmak

digest[v][n]

sindirmek • derleme,özet

digestible[adj]

sindirilebilir

digestion[n]

özümseme,sindirim

digestive[adj][n]

sindirim,sindirimle ilgili • sindirim yardımcısı,sindirimi kolaylaştırıcı madde

digestive biscuit[n]

digestive bisküvi

digestive system[n]

sindirim sistemi

digestive tract[n]

sindirim sistemi,sindirim kanalı

digger[n]

ekskavatör

digger wasp[n]

kazıcı yaban arısı

digging bar[n]

kazma çubuğu

digiscoping[n]

dijital dürbün fotoğrafçılığı

digit[n]

parmak,ayak parmağı

digital[adj]

dijital

digital advertising[n]

dijital reklamcılık

digital art[n]

dijital sanat

digital artery[n]

parmak arterleri

digital audio workstation[n]

dijital ses işleme istasyonu

digital camera[n]

dijital kamera

digital cinematography[n]

dijital sinematografi

digital communication[n]

dijital iletişim

digital copy[n]

dijital kopya

digital currency[n]
digital distribution[n]

dijital dağıtım

digital imaging technician[n]

dijital görüntü teknisyeni

digital level[n]

dijital terazi

digital marketing[n]

dijital pazarlama

digital media[n]

dijital ortam

digital negative[n]

dijital negatif

digital painting[n]

digital resim

digital pen[n]

dijital kalem,elektronik kalem

digital photography[n]

dijital fotoğrafçılık

digital printing[n]

dijital baskı

digital radio[n]

dijital radyo,sayısal radyo

digital ruler[n]

dijital cetvel,elektronik cetvel

digital scanner[n]

dijital tarayıcı,sayısallaştırıcı

digital service provider[n]

Dijital Hizmet Sağlayıcı

digital single-lens reflex camera[n]

tek mercekli yansıtmalı dijital kamera

digital technology[n]

dijital teknoloji,sayısal teknoloji

digital wallet[n]
digital watch[n]

dijital saat,sayısal saat

digitally[adv]

dijital olarak

digitize[v]

dijitale çevirmek,sayısallaştırmak

diglossia[n]

iki dillilik

dignified[adj]

temkinli

dignify[v]

onurlandırmak

dignitary[n]

yüksek mevkili kimse

dignity[n]

saygınlık

digraph[n]

iki harf

digress[v]

konu dışına çıkmak

digression[n]

konuşulan konudan uzaklaşma

dik-dik[n]

dikdik

dike[n][v]

set • set çekmek,bir setle çevrelemek

diktat[n]

emir

dilapidate[v]

harap olmak

dilapidated[adj]

kırık dökük

dilapidation[n]

harap olma,yıkılma

dilate[v]

genişlemek

dilation and curettage[n]

dilatasyon ve küretaj

dilatory[adj]

sürüncemeli

dildo[n]

dildo,vibratör

dilemma[n]

ikilem

LanGeek
Uygulamayı İndir