deridedespondent
/ 34
deridedespondent
deride[v]

alay etmek

derision[n]

aşağılayıcı gülümseme

derisively[adv]

alaycı bir şekilde,küçümseyerek

derisorily[adv]

alaycı bir şekilde,küçümseyerek

derivation[n]

saptırma,yönlendirme

derivational[adj]

türetme ile ilgili

derivative[n][adj]

türev,türetme • türemiş

derive[v]

türetmek

derive from[v]

bir şeyden türemek

dermabrasion[n]

deri düzeltim

dermatitis[n]

cilt iltihabı

dermatologist[n]

dermatolog

dermatology[n]

dermatoloji

dermatomyositis[n]

dermatomiyozit,cilt miyoziti

dermis[n]

dermis

derogation[n]

kanunun tadili

derogatory[adj]

aşağılayıcı

derpy[adj]

aptal,sakar

derrick[n]

petrol sondaj kulesi

derriere[n]

kıç

derring-do[n]

gözüpeklik

deruny[n]

deruny

desalination[n]

tuzdan arındırma,desalinasyon

descant[n][v]

ek melodi • kayıt değiştirerek şarkı söylemek,yodel yaparak şarkı söylemek

descant recorder[n]

soprano flüt

descend[v]

alçalmak

descend to[v]

aşağı inmek, düşmek

descendant[n][adj]

torun • azalan

descender[n]

aşağı uzantı

descending[adj]

alçalan

descending aorta[n]

inen aort

descending colon[n]

inen kolon

descent[n]

soy, köken

describe[v]

betimlemek

description[n]

tanımlama

descriptive[adj]

betimlemeli

descriptive adjective[n]

niteleme sıfatı

descriptor[n]

tanımlayıcı,betimleyici

descry[v]

ayırt etmek

desecrate[v]

hakaret etmek

desecration[n]

hürmetsizlik

deseed[v]

tohumları çıkarmak

desegregation[n]

ırk ayrımının kaldırılması

desert[v][n]

yüzüstü bırakmak • çöl

desert boot[n]

uzun bot

desert rat[n]

çöl faresi

desert sand[adj]

kırmızımsı sarı

deserted[adj]

terkedilmiş,ıssız

deserve[v]

hak etmek

deserved[adj]

hak edilmiş,layık

deservedly[adv]

hak ederek,haklı olarak

deserving[adj]

hak eden,layık

deshabille[n]

yarı giyinik olma

desiccant[n]

kurutucu

desiccate[v][adj]

kurumak • kurumuş,cansız

desiccated[adj]

kurutulmuş,susuz

desideratum[n]

istenen şey

design[v][n]

tasarlamak • çizim

design and technology[phrase]

tasarım ve teknoloji

design document[n]

yazılım tasarım dokümanı

designate[v][adj]

atamak • atanmış,görevlendirilmiş

designated[adj]

atanmış,belirlenmiştir

designated driver[n]

içkili bir ortamda ayık kalıp arabayı kullanması kararlaştırılan kişi

designated hitter[n]

belirlenmiş vurucu,atanmış vurucu

designation[n]

tanım,isimlendirme

designed[adj]

tasarlanmış,planlanmış

designedly[adv]

kasıtlı olarak,bilerek

designer[n][adj]

tasarımcı • marka

designer baby[n]

genetik mühendisliği ürünü olan bebek

designer label[n]

tasarımcı etiketi,modacı markası

designing[n][adj]

tasarım,planlama • hesaplayıcı,manipülatif

desirable[adj]

arzu edilen

desire[n][v]

meyil • arzulamak,şiddetle istemek

desired[adj]

arzulan,istenen

desist[v]

tüketmemek

desk[n]

masa

desk clerk[n]

resepsiyonist

desk lamp[n]

masa lambası,çalışma lambası

desktop[n]

bilgisayar ekranı

desktop computer[n]

masaüstü bilgisayar

deso[adj][n]

umutsuz,perişan • atanan nişancı,görevli atıcı

desolate[adj][v]

ıssız • harap etmek,yıkıma uğratmak

desolately[adv]

ıssız bir şekilde,hüzünle

desolation[n]

harabe,yıkım

despair[n][v]

ümitsizlik • umutsuzluğa düşmek

desperado[n]

gözü dönmüş kimse

desperate[adj][n]

çaresiz • çaresiz

desperately[adv]

ümitsizce

desperation[n]

umutsuzluk,çaresizlik

despicable[adj]

aşağılık

despise[v]

aşağılamak

despised[adj]

küçümsenmiş,nefret edilen

despite[prep][n]

(-e/-a) rağmen • küçümseme,hor görme

despiteful[adj]

kinci,kötü niyetli

despitefully[adv]

kötü niyetle,zarar verme amacıyla

despo[adj]

umutsuz,muhtaç

despoil[v]

yağmalamak,soymak

despond[v]

ümidini kesmek

despondency[n]

morali bozuk

despondent[adj]

ümitsiz

LanGeek
Uygulamayı İndir