doublethinkdozen
/ 34
doublethinkdozen
doublethink[n]

aynı anda iki zıt şeye inanma

doubly[adv]

iki kat,iki kat daha fazla

doubt[n][v]

şüphe • şüphe duymak

doubtful[adj]

şüpheli,belirsiz

doubting thomas[n]

şüpheci

doubtless[adv]

şüphesiz, kuşkusuz

doubtlessly[adv]

şüphesiz,kuşkusuz

douc[n]

douc

douche[n][v]

vajinal duş • duş yaptırmak,su ile temizlemek

douche nark[n]

aşağılık ispiyoncu,küçük hesaplı ihbarcı

douche nozzle[n]

pislik,şerefsiz

douchebag[n]

lavaj şırıngası,vajinal şırınga

doucheburger[n]

aşağılık kişi,iğrenç kişi

douchelord[n]

kibirli pislik,aşağılık herif

douchewad[n]

pislik,aşağılık herif

douchewagon[n]

pislik,şerefsiz

dough[n]

hamur

dough sheet[n]

yufka

doughty[adj]

korkusuz

doughy[adj]

hamursu

dougie[n]

hip hop dansında bir hareket

dougong[n]

ahşap destek sistemi

doula[n]

gebelik ve doğum refakatçisi

dour[adj]

asık suratlı

douroucouli[n]

durukuli

douse[v]

ıslatmak,sulamak

dove[n]

kumru

dove pan[n]

güvercin kutusu

dovetail[v][n]

birbirine geçirmek • kırlangıç kuyruğu,kırlangıç kuyruğu birleştirme

dovetail saw[n]

zıvana testeresi

dowdy[n][adj]

elmalı rustik tatlı,elmalı köy usulü tatlı • pasaklı

dowel jig[n]

delik açma şablonu

dowel screw[n]

pim

dower[n][v]

dulger,dulger hakkı • donatmak,bir bağışla donatmak

dowitcher[n]

limnodromus

down[prep][adv][adj][v][n]

aşağı • aşağı doğru • neşesiz • iştahla yemek • kuş tüyü

down at heel[phrase]

topuğu aşınmış

down bad[phrase]
down comforter[n]

kuş tüyü yorgan

down feather[n]

kuş tüyü,tüy

down for the count[phrase]

nakavt olmuş

down in the mouth[phrase]

keyifsiz

down jacket[n]

şişme mont

down payment[n]
down pillow[n]

kuş tüyü yastık

down syndrome[n]

down sendromu

down the cludgie[phrase]
down the drain[phrase]

boşa gitmek

down the line[phrase]

ileride

down the road[phrase]

ileride

down the shore[phrase]
down the stairs[adv]

merdivenlerden aşağı,aşağıya merdivenlerden

down to earth[phrase]

alçakgönüllü ve doğal

down to the wire[phrase]

son ana kadar belirsiz

down vest[n]

kuş tüyü yelek,sentetik dolgulu yelek

down-at-heel[adj]

üstü yırtık pırtık

downbeat[n]

ilk vuruş

downcast[adj][n]

aşağıya doğru • hava giriş kuyusu,havalandırma kuyusu

downer[n]

yatıştırıcı ilaç

downfall[n]

çöküş (başarısızlık)

downforce[n]

aşağı kuvvet,aerodinamik basınç

downgrade[v][n]

düşürmek,indirgemek • düşüş,alçalma

downhearted[adj]

kederli

downhill[adv][adj][n]

aşağı doğru,yokuş aşağı • yokuş aşağı • aşağı iniş,yokuş aşağı

downland[n]

tebeşir topraklı açık tepeler alanı,kireçtaşı tepeleri

downlike[adj]

tüy gibi,yumuşacık

download[v][n]

yüklemek (internet üzerinden) • indirme,download

downloadable content[n]

indirilebilir içerik

downplay[v]

küçümsemek,önemsiz göstermek

downpour[n]

sağanak

downright[adj][adv]

tam,mutlak • tamamen,kesinlikle

downriver[adv]

akıntı yönünde,nehir aşağı

downshift[n]

vites küçültme,düşük vitese geçme

downside[n]

dezavantaj,olumsuz yan

downsize[v]

çalışan sayısını azaltmak

downsizing[n]
downslope[n]

aşağı eğim,iniş yamacı

downspout[n]

yağmur borusu

downstage[n][adj][adv]

sahne önü • sahnenin ön yarısı,proscenium • sahne önüne doğru

downstairs[adv][adj][n]

alt kata doğru • alt katta olan • alt kat

downstream[adv][adj]

aşağı akıntı,akıntı yönünde • aşağı akıntı,akıntı yönünde

downswing[n]

aşağı salınım,iniş hareketi

downtime[n]

arıza süresi

downtown[adj][n][adv]

şehir merkezi ile ilgili • şehir merkezi • şehir merkezine

downtrodden[adj]

ezilen,baskı altındaki

downturn[n]

düşüş

downvote[v][n]

olumsuz oy vermek,downvote atmak • eksi oyla karşı olduğunu gösterme

downward[adj][adv]

aşağı doğru olan • aşağı doğru

downward spiral[phrase]
downward-sloping[adj]

aşağı doğru eğimli,aşağı yönelimli

downwardly[adv]

aşağı doğru olacak şekilde

downwards[adv]

aşağıya doğru

downy[adj]

tüylü

dowry[n]

çeyiz

dox[v]

doxlamak,özel bilgileri yayınlamak

doyley[n]

peçete,tabak altlığı

doyly[n]

peçete,tabak altlığı

doze[v][n]

kestirmek,hafifçe uyumak • hafif uyku,şekerleme

doze off[v]

uyuklamak,şekerleme yapmak

dozen[n][adj][det]

düzine • düzine,on iki • bir düzine,on iki

LanGeek
Uygulamayı İndir