do or diedodgeball
/ 34
do or diedodgeball
do or die[adj][phrase]

her şeyi göze almak

do out[v]

düzenlemek,süslemek

do out of[v]

mahrum etmek,elinden almak

do over[v]

tekrar yapmak

do own thing[phrase]

kendi bildiğini yapmak

do part[phrase]
do research[phrase]
do shopping[phrase]
do sports[phrase]
do sums[phrase]
do the cleaning[phrase]
do the cooking[phrase]
do the dirty on[phrase]
do the dishes[phrase]

bulaşık yıkamak

do the exam[phrase]
do the hoovering[phrase]
do the ironing[phrase]
do the job[phrase]

işi görmek

do the math[phrase]
do the maximum[phrase]
do the paperwork[phrase]
do the shopping[phrase]
do the sights[phrase]
do the talking[phrase]
do the technicolor yawn[phrase]
do the trick[phrase]

işe yaramak

do the washing[phrase]
do the washing up[phrase]
do the world of good[phrase]

çok iyi gelmek

do thing[phrase]

birinin yaptığı şeyi yapmak

do time[phrase]
do unto others as you would have them do unto you[sentence]

başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran

do up[v]

bağlamak

do utmost[phrase]

elinden gelenin en iyisini yapmak

do well by[phrase]

birine iyi davranmak

do well for[phrase]

başarılı olmak

do without[v]

olmadan yapmak,idare etmek

do wonders[phrase]
do work[phrase]
do-si-do[n]

bazı dans türlerinde temel dans adımı

do-support[n]

do-support

doable[adj]

yapılabilir,başarılabilir

doberman[n]

doberman

doberman pinscher[n]

doberman pinscher,Alman bekçi köpeği

dobok[n]

bir dobok,taekwondo antrenmanları ve yarışmaları sırasında giyilen geleneksel bir Kore dövüş sanatları üniforması

dobson[n]

dobson,mayıs sineği

dobson fly[n]

dobson sineği,dev böceği

dobsonfly[n]

dobsonfly

docile[adj]

uysal,itaatkâr

dock[n][v]

liman • bağlamak,yanaşmak

dock worker[n]

liman işçisi,dok işçisi

dock-walloper[n]

liman işçisi,gemi yükleyici

docker[n]

liman işçisi,docker

docket[v][n]

dava listesine kaydetmek,yargılama takvimine almak • gündem,program

dockhand[n]

liman işçisi,gemi yükleyici

dockless bike[n]

istasyonsuz bisiklet,bağlantısız bisiklet

dockworker[n]
doctor[n][v]

doktor • tedavi etmek,bakmak

doctor of arts[n]

Fahri Sanat Doktoru,Onursal Sanat Doktorası

doctor of audiology[n]

Odyoloji Doktoru,Odyoloji Doktorası

doctor of business administration[n]

İşletme Doktorası,İşletme Yönetimi Doktorası

doctor of canon law[n]

Kilise Hukuku Doktoru,Kilise Hukuku Doktorası

doctor of chiropractic[n]

Kayropraktik Doktoru,Kayropraktik Uzmanı

doctor of civil law[n]

Medeni Hukuk Doktoru,Medeni Hukuk Doktorası

doctor of clinical psychology[n]

Klinik Psikoloji Doktoru,Klinik Psikoloji Doktorası

doctor of dental surgery[n]

Diş Cerrahisi Doktoru,Diş Hekimi Cerrahı

doctor of divinity[n]

İlahiyat Doktoru,Teoloji Doktoru

doctor of education[n]

Eğitim Doktoru,Eğitim Doktorası

doctor of juridical science[n]

Hukuk Bilimleri Doktoru,Hukuk Bilimleri Doktorası

doctor of letters[n]

Edebiyat Doktoru,Edebiyat Doktorası

doctor of medicine[n]

Tıp Doktoru,Doktor

doctor of ministry[n]

Bakanlık Doktoru,Bakanlık Doktorası

doctor of osteopathic medicine[n]

Osteopatik Tıp Doktoru,Osteopat Doktor

doctor of pharmacy[n]

Eczacılık Doktoru,Doktor Eczacı

doctor of philosophy[phrase]

doktora derecesi

doctor of psychology[n]

Psikoloji Doktoru,PsyD (Doctor of Psychology)

doctor of science[n]

Bilim Doktoru,Fen Doktorası

doctor of theology[n]

Teoloji Doktoru,Teoloji Doktorası

doctor of veterinary medicine[n]

Veteriner Hekimliği Doktoru,Veteriner Hekimliği Lisansiyeri

doctor's degree[n]

doktora derecesi

doctor's office[n]

doktor muayenehanesi,doktor ofisi

doctoral[adj]

doktora,doktora ile ilgili

doctorate[n]

doktora derecesi

doctorfish[n]

Batı Hint Adaları cerrah balığı,Batı Hint Adaları doktor balığı

doctrinaire[adj][n]

dogmatik,katı • dogmatik,doktriner

doctrine[n]

doktrin

docudrama[n]

yarı belgesel film

docufiction[n]

Kurgu belgesel

document[n][v]

evrak • belgelemek

document camera[n]

doküman kamerası

documentary[n][adj]

belgesel • belgesel,belgelere ilişkin

documentary film[n]

belgesel film

documented[adj]

belgelenmiş

doddering[adj]

bunak

dode[n]

aptal,saf

dodecagon[n]

onikigen

dodecahedron[n]

oniki yüzlü

dodge[v][n]

kaçınmak,sıyrılmak • kaçınma, savuşturma

dodge a bullet[phrase]

kıl payı kurtulmak

dodgeball[n]

yakantop oyunu

LanGeek
Uygulamayı İndir