disperserdistantly
/ 34
disperserdistantly
disperser[n]

dağıtıcı,yayıcı

dispirit[v]

cesaretini kırmak,moralini bozmak

dispirited[adj]

cesareti kırılmış,mutsuz

dispiritedly[adv]

cesaretini kaybetmiş bir şekilde,ümitsizce

dispiriting[adj]

cesaret kırıcı,moral bozucu

displace[v]

yerinden etmek

displacement[n]

yer değiştirme,yerinden etme

displacement capture[n]

oyundan çıkarılıp yerini alma

display[v][n]

sergilemek • görüntü

display ad[n]

görsel reklamcılık

display bin[n]
display board[n]

görüntüleme panosu,bilgi panosu

display cabinet[n]

sergi dolabı

display mode[n]

görüntü modu

display panel[n]

görüntü paneli,ekran paneli

display question[n]

ilgi çekme sorusu

display window[n]

vitrin,teşhir penceresi

displayport[n]

displayport

displeased[adj]

memnun olmayan,hoşnutsuz

displeasing[adj]

hoşnutsuzluk veren,zevksiz

displeasure[n]

hoşnutsuzluk,memnuniyetsizlik

disposable[n][adj]

bir tek kullanımlık,bir tek kullanımlık ürün • tek kullanımlık

disposable camera[n]

tek kullanımlık fotoğraf makinesi

disposable diaper[n]

tek kullanımlık bebek bezi,atılabilir bebek bezi

disposable glove[n]

tek kullanımlık eldiven,atılabilir eldiven

disposable income[n]

harcanabilir gelir,kullanılabilir gelir

disposal[n]

kullanım,tasarruf

dispose[v]

atmak,bertaraf etmek

disposed[adj]

istekli

disposition[n]

karakter

dispossess[v]

mülkiyetinden mahrum etmek

dispossession[n]

mal ve mülke el konulması

disproportionate[adj]

orantısız,ölçüsüz

disprove[v]

aksini ispat etmek

disputable[adj]

tartışmaya açık

disputation[n]

tartışma

disputatious[adj]

tartışmacı

dispute[n][v]

uyuşmazlık • doğruluğundan şüphe etmek

disputed[adj]

tartışmalı,ihtilaflı

disqualify[v]

yetkisini elinden almak

disquiet[n][v]

huzursuzluk,endişe • telaşlandırmak

disquieting[adj]

huzur kaçırıcı

disquietude[n]

huzursuzluk

disregard[v][n]

göz ardı etmek • ihmal,kayıtsızlık

disregarded[adj]

göz ardı edilen,ihmal edilen

disrepair[n]

bakımsızlık

disreputable[adj]

adı kötüye çıkmış

disrepute[n]

itibarsızlık

disrespect[n][v]

saygısızlık • saygısızlık etmek

disrespectful[adj]

saygısız

disrobe[v]

soyunmak

disrupt[v]

engellemek

disruption[n]

kesinti,aksama

disruptive[adj]

yıkıcı,rahatsız edici

diss[v]

hakaret etmek,saygısızlık etmek

diss track[n]

diss şarkısı,sataşma parçası

dissatisfied[adj]

memnuniyetsiz

dissatisfy[v]

tatmin edememek

dissect[v]

parçalara ayırmak

dissection[n]

parçalara ayırma (deney)

dissemble[v]

gizlemek (gerçeği)

disseminate[v]

yaymak (haber, fikir)

dissemination[n]

yayılım

dissension[n]

uyuşmazlık

dissent[n][v]

düşünce ayrılığı • aynı görüşte olmamak

dissenter[n]

muhalif

dissentient[adj]

muhalif

dissenting[adj]

karşı duran

dissentious[adj]

kavgacı

dissertation[n]

tez

disservice[n]

incitici davranış

dissever[v]

ayırmak

dissidence[n]

görüş ayrılığı

dissident[n][adj]

ayrı görüşte olan • karşıt görüşlü

dissimilar[adj]

değişik

dissimilarity[n]

benzemezlik, farklılık

dissimilarly[adv]

farklı şekilde,benzer olmayan bir şekilde

dissimilation[n]

dissimilasyon,katabolizma

dissimulate[v]

duygularını gizlemek

dissipate[v]

çarçur etmek

dissipation[n]

dağılma,sefahet

dissociate[v]

ayırmak, ayrışmak

dissociation[n]

ayrışma

dissociative identity disorder[n]

çoklu kişilik bozukluğu

dissolute[adj]

bozuk ahlaklı

dissolution[n]

çözünme,dağılma

dissolve[v][n]

dağılmak,yok olmak • yavaşça kaybolma

dissonance[n]

ahenksizlik

dissonant[adj]

ahenksiz

dissuade[v]

vazgeçirmek

dissuasion[n]

vazgeçirme

dissymmetry[n]

dissimetri

distaff[n][adj]

öreke • kadınsı,anne tarafından

distal muscular dystrophy[n]

distal musküler distrofi

distance[n][v]

mesafe • uzaklaştırmak,mesafe koymak

distance education[n]

uzaktan eğitim

distance learning[n]

uzaktan eğitim

distant[adj]

mesafeli

distant water will not quench your immediate thirst[sentence]

yakında olan yumurta, uzaktaki tavuktan daha iyidir

distantly[adv]

uzaktan,uzakta

LanGeek
Uygulamayı İndir