debt reliefdecollete
/ 34
debt reliefdecollete
debt relief[n]

borç hafifletilmesi

debtor[n]

borçlu,alacaklı

debug[v]

yanlış ayıklamak

debugger[n]

hata ayıklayıcı,debugger

debunk[v]

maskesini düşürmek

debunking[n]

yalanlarını açığa çıkarma

debut[n][v]

başlangıç • ilk defa halkın karşısına çıkmak

debutant[n]

ilk oyununu oynayan aktör

debutante[n]

ilk oyununu oynayan aktris

dec[n]

aralık

decade[n]

on yıllık (süre)

decadence[n]

zeval

decadent[adj][n]

çökmekte olan • dekadan,yozlaşmış kişi

decaffeinated[adj]

kafeinsiz

decaffeinated coffee[n]

kafeinsiz kahve

decagon[n]

dekagon

decagram[n]

dekagram

decahedron[n]

onyüzlü

decalitre[n]

dekalitre

decalogue[n]

on emir

decameter[n]

dekametre

decamp[v]

ayrılmak

decant[v]

sıvıyı bir kaptan başka bir kaba dökmek

decapitate[v]

başını kesmek

decapod[n]

on bacaklı

decastyle[n]

dekastil

decasyllable[n]

10 heceli şiir

decathlon[n]

dekatlon

decay[v][n]

çürümek • azalma,zayıflama

decayed[adj]

çürük,bozulmuş

decease[n][v]

vefat,ölüm • vefat etmek,ölmek

deceased[adj][n]

vefat etmiş,merhum • merhum,vefat etmiş

deceit[n]

dolandırıcılık

deceitful[adj]

düzenbaz

deceitfulness[n]

aldatıcılık,hilekârlık

deceive[v]

düzen kurmak

deceiver[n]

aldatıcı,yalancı

deceivingly[adv]

aldatıcı bir şekilde,yanıltıcı olarak

decelerate[v]

yavaşlamak

december[n]

aralık

december 31[n]

31 Aralık,yılın son günü

decency[n]

nezaket,edep

decennary[n]

on yıllık dönem,on yıl

decennium[n]

on yıl

decent[adj][adv]

dürüst • uygun şekilde,doğru bir şekilde

decentering[n]

merkezsizleştirme,odak kaydırma

decently[adv]

terbiyeli bir şekilde, saygılı bir şekilde

decentralize[v]

ademerkezileştirmek,karar verme yetkisini devretmek

decentralized[adj]

merkezi olmayan

deception[n]

aldatma

deceptive[adj]

aldatıcı,yanıltıcı

deceptively[adv]

aldatıcı bir şekilde,yanıltıcı olarak

decet[n]

müzik topluluğu

decide[v]

karar vermek

decide on[v]

karar vermek,seçim yapmak

decide upon[v]

karar vermek,üzerinde anlaşmaya varmak

decided[adj]

kararlı,belirgin

decidedly[adv]

kesinlikle

deciding[n][adj]

karar verme • belirleyici,karar veren

deciduous[adj]

yapraklarını döken

decimal[n][adj]

ondalık,ondalık sayı • ondalık

decimate[v]

çoğunu öldürmek

decipher[v]

şifreyi çözmek

decision[n]

karar

decision maker[n]

karar verici

decision making[n][adj]
decision theory[n]

karar teorisi

decisive[adj]

kesin sonuca ulaştıran

decisively[adv]

kesin olarak

deck[n][v]

güverte • nakavt etmek,yere sermek

deck bridge[n]

güverte köprüsü

deck chair[n]

güverte sandalyesi

deck out[v]

süslenmek,şık bir şekilde giyinmek

deck screw[n]

ahşap döşeme vidası

deck shoe[n]

yelken ayakkabısı

deck truss[n]

kafes köprü

deck up[v]

süslenmek,giyinip kuşanmak

deck-house[n]
deckchair[n]

şezlong

deckhand[n]
declaim[v]

nutuk çekmek,yüksek perdeden konuşmak

declamation[n]

heyecanlı konuşma

declamatory[adj]

gösterişli

declaration[n]

duyuru

declaration of independence[n]

bağımsızlık bildirgesi,bağımsızlık ilanı

declarative[adj][n]

bildirimsel • bildirimsel

declarative mood[n]

bildirme kipi

declare[v]

beyan etmek

declared[adj]
declarer[n]

briçte kontrat yapan oyuncu

declasse[adj]

sınıf kaybına uğramış

declassify[v]

gizlilik derecesini kaldırmak,sınıflandırmayı kaldırmak

declension[n]

çekim

decline[v][n]

kötüleşmek • gerileme,çöküş

declining[adj]

azalan,düşüşte olan

declivitous[adj]

aşağı doğru eğimli,aşağı yönlü eğimli

declivity[n]

eğim,aşağı eğim

decode[v]

çözmek,dekode etmek

decollage[n]

kesme sanatı

decollete[adj]

dekolteli

LanGeek
Uygulamayı İndir