Ara
regarder
01
bakmak, seyretmek
diriger les yeux vers quelque chose ou quelqu'un
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
regarde
1. çoğul kişi
regardons
gelecek zamanda 1. kişi
regarderai
şimdiki zaman ortacı
regardant
geçmiş zaman ortacı
regardé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
regardions
Örnekler
Il aime regarder les étoiles la nuit.
O, geceleyin yıldızları seyretmeyi sever.
02
ilgili olmak, alakadar etmek
avoir un lien avec quelque chose, concerner
resmî
Örnekler
Cette affaire regarde toute la famille.
Bu mesele tüm aileyi ilgilendirir.
03
incelemek, dikkate almak
examiner ou prendre en compte quelque chose
Örnekler
Il faut bien regarder tous les détails avant de décider.
Karar vermeden önce tüm detayları iyice gözden geçirmek gerekir.
04
bakmak, yönelmek
être orienté vers une direction spécifique
Örnekler
La maison regarde la mer.
Ev denize bakıyor.
05
kendine bakmak, kendini gözlemlemek
observer soi-même dans un miroir ou autre surface
Örnekler
Elle se regarde dans le miroir tous les matins.
O her sabah aynada kendine bakar.
06
birbirine bakmak, göz göze gelmek
échanger un regard entre deux personnes
Örnekler
Ils se regardent sans dire un mot.
Bir kelime söylemeden birbirlerine bakıyorlar.
07
karşılıklı bakmak
être placés l'un en face de l'autre
Örnekler
Les deux maisons se regardent de chaque côté de la rue.
İki ev, caddenin her iki tarafında birbirine bakar.



























