prairie foxpredicative
/ 47
prairie foxpredicative
prairie fox[n]

çayır tilkisi,batı Kuzey Amerika ovalarının küçük gri tilkisi

praise[v][n]

hayranlık duymak • övgü,takdir

praiseful[adj]

övgü dolu,hayranlık dolu

praiseworthily[adv]

övülmeye değer şekilde,takdire şayan bir şekilde

praiseworthy[adj]

övgüye layık

praising[adj]

övgü dolu,övücü

praline[n]

pralin

pram[n]

bebek arabası,puset

prance[v][n]

şakımak,kurumla yürümek • gururlu ve sert bir yürüyüş,gösterişli bir yürüyüş

prank[n][v]

rekabet,yarışma • şaka yapmak,numara yapmak

prat[n]

kıç,popo

prate[v][n]

boş konuşmak • boş konuşma,gevezelik

pratincole[n]

bataklık kırlangıcı

prattle[v][n]

çene çalmak • gevezelik,boş konuşma

prawn[n][v]

karides • karides avlamak,karides tutmak

prawn toast[n]

karides tostu

pray[v]

dua etmek

prayer[n]

dua

prayer book[n]

dua kitabı,dua defteri

prayer rug[n]

namaz seccadesi,seccade

prayer shawl[n]

dua şalı,talit

prayer wheel[n]

dua çarkı,ibret çarkı

prayerful[adj]

duacı,ibadet eden

praying mantis[n]

peygamber devesi

pre[prep]

öncesinde,pre

pre-baking[n]

ön pişirme,içsiz pişirme

pre-eminence[n]

üstün olma

pre-emptive strike[n]

önleyici darbe,önleyici saldırı

pre-industrial[adj]

sanayi öncesi,endüstriyel öncesi

pre-kindergarten[n]

anaokulu öncesi,okul öncesi eğitim

pre-owned[adj]

ikinci el

pre-primary education[n]

okul öncesi eğitim,anaokulu eğitimi

pre-production[n][adj]

ön üretim • ön üretim ile ilgili

pre-raphaelites[n]

ön raffaeloculuk akımı

pre-stressed concrete[n]

öngerilmeli beton

pre-tax[adj]

vergi öncesi,vergi harici

preach[v]

vaaz vermek

preach to the choir[phrase]

ikna olmuşları ikna etmeye çalışmak

preacher[n]

vaiz

preachy[adj]

vaaz veren

preadolescence[n]

ergenlik öncesi,ergenlik öncesi dönem

preadolescent[adj]

ergenlik öncesi,9-12 yaş arası çocuklarla ilgili

preamble[n][v]

ön söz • giriş yapmak,önsözle başlatmak

prearranged[adj]
precarious[adj]

kararsız

precariously[adv]

istikrarsız bir şekilde,güvensizce

precast concrete[n]

önyapımlı beton

precaution[n]

önlem

precautionary[adj]

tedbirli

precava[n]

üst ana toplardamar,kraniyal vena kava

precede[v]

önde olmak

precedence[n]

öncelik,üstünlük

precedent[n][adj]

örnek • önceki,geçmiş

preceding[adj]

önceki,önce gelen

precentral gyrus[n]

presentral girus,merkezi sulkusun arkasında sınırlanan ve motor alanını içeren frontal lobun kıvrımı

precept[n]

kural

preceptor[n]

hoca,mentor

precession[n]

presesyon,dönen bir cismin dönme eksenine göre yönelim değişikliği

precinct[n]

mağazalar bölgesi

precious[adj][n]

değerli,kıymetli • hazine,mücevher

precious coral[n]

değerli mercan,kırmızı mercan

precious metal[n]

kıymetli metal

precious stone[n]

kıymetli taş

precipice[n]

uçurum

precipitant[n][adj]

çöktürücü,çökelti oluşturucu ajan • acele ile yapılmış

precipitate[v][n][adj]

çökelmek • çökelti,tortu • aceleci, düşüncesizce

precipitately[adv]

aceleyle,düşüncesizce

precipitation[n]

acele,telaş

precipitous[adj]

acele ile yapılan

precis[n][v]

özet • özetlemek

precise[adj]

kesin

precisely[adv]

aynen

precision[n]

dikkat

precision agriculture[n]
precision screwdriver set[n]

hassas tornavida seti

precisionism[n]

presizyonizm

preclude[v]

önlemek

precocious[adj]

büyümüşte küçülmüş

precolonial[adj]

sömürge öncesi,kolonileşme öncesi

preconceived[adj]

önceden oluşturulmuş,ön yargılı

preconception[n]

önyargı

precondition[v][n]

önceden hazırlamak • ön koşul

preconize[v]

savunmak

precooked[adj]

önceden pişirilmiş

precordial thump[n]

kalp darbesi

precursor[n]

müjdeci

predate[v]

erkene almak

predator[n]

yırtıcı hayvan

predatory[adj]

yırtıcı

predecessor[n]

aynı görevi önceden yapmış kimse

predestination[n]

kader,önceden belirlenmiş kader

predetermined[adj]

önceden belirlenmiş,önceden kararlaştırılmış

predeterminer[n]

ön belirleyeci

predicament[n]

güç durum

predicament escape[n]

sıkıntılı durumdan kurtulma

predicate[n][v]

yüklem • onaylamak,beyan etmek

predicate adjective[n]

yüklemcil sıfat

predicate noun[n]

yüklemcil ad

predicate-argument structure[n]

yüklem-bağımlı yapı

predicative[adj]

yüklemcil

LanGeek
Uygulamayı İndir