peregrine falconperpendicular
/ 47
peregrine falconperpendicular
peregrine falcon[n]

gök doğan,seyyah doğan

peremptory[adj]

dediği dedik

perennial[adj][n]

çok yıllık • çok yıllık bitki,perennial

perennially[adv]

sürekli olarak,devamlı surette

perentie[n]

perentie kertenkelesi

perfect[adj][v][n]

mükemmel • eksiksiz hale getirmek • mükemmel,mükemmel zaman

perfect binding[n]

yapıştırma ciltleme

perfect participle[n]

önce tamamlanmış fiil formu

perfect storm[n]

felaket gibi bir birleşim

perfectible[adj]

mükemmelleştirilebilir

perfection[n]

mükemmellik

perfectionism[n]

mükemmelliyetçilik

perfectionist[n]

mükemmeliyetçi

perfectly[adv]

kusursuz bir şekilde

perfidious[adj]

hain

perfidy[n]

ihanet

perforate[v][adj]

delmek • delikli,delinmiş

perform[v]

yerine getirmek

performance[n]

performans

performance art[n]

gösteri sanatı

performance car[n]

performans araba,spor araba

performance pressure[n]

performans baskısı,performans stresi

performance-enhancing[adj]

performansı artıran

performance-enhancing drug[n]

performans artırıcı madde,doping

performer[n]

sanatçı

performing[n]

yorumlama,oyunculuk

performing arts[n]

sahne sanatları

perfume[n][v]

parfüm • parfüm sürmek,parfüm uygulamak

perfumed[adj]

parfümlü,kokulu

perfumery[n]

parfümeri

perfunctory[adj]

baştan savma

perfuse[v]

yaymak,nüfuz ettirmek

pergola[n]

pergola,kameriye

perhaps[adv]

belki

pericardium[n]

perikard,kalbi saran iki katlı zar

pericarp[n]

perikarp

peridot[n]

peridot

peridotite[n]

peridotit,başlıca olivinden oluşan koyu renkli iri taneli magmatik kayaç

perigee[n]

yerberi

periki[n]

periki,Afganistan'dan doldurulmuş, iç malzemeyle kızartılmış düz ekmek

peril[n][v]

tehlike,yakın risk • tehlikeye atmak,riske sokmak

perilla[n]

perilla

perilous[adj]

tehlikeli

perilously[adv]

tehlikeli bir şekilde,riskli bir şekilde

perilousness[n]

tehlikelilik

perimeter[n]

çevre

perinatal[adj]

perinatal,doğum çevresi

period[n][adj]

dönem • dönemsel,tarihi

period drama[n]

dönem filmi

period panties[n]

regl külotu

period piece[n]

tarihi drama

period underwear[n]

regl dönemi iç çamaşırı

periodic[adj]

periyodik,düzenli

periodic table[n]

periyodik tablo,elementlerin periyodik tablosu

periodical[n][adj]

dergi • periyodik,düzenli

periodically[adv]

periyodik olarak, arada bir

periodicity[n]

periyodik olarak tekrarlanma

periodontics[n]

diş etleri ve kemikleri bilimi

peripatetic[n][adj]

peripatetik,Aristo takipçisi • peripatetik,aristotelesçi

peripheral[adj][n]

çevresel • çevre birimi,çevresel donanım

peripheral nervous system[n]

çevresel sinir sistemi

peripherally[adv]

çevresel olarak,ikincil bir şekilde

periphery[n]

çevre

periphrasis[n]

dolaylama,perifraz

periplaneta australasiae[n]

Periplaneta australasiae, sıcak ülkelerde yaygın olarak dağılmış,Periplaneta australasiae, ılık bölgelerde dağılmış

periscope[n]
perish[v]

ölmek

perishable[adj][n]

çabuk bozulan (yiyecek) • çabuk bozulan (yiyecek)

peristyle[n]

sütunlu avlu

periwinkle blue[adj]

açık morumsu mavi

perjure[v]

yalan yere tanıklık etmek

perjurer[n]

yalancı tanık,yalan yere yemin eden

perjury[n]

yalancı tanıklık

perk[n][v]

avantaj • demlenmek,süzülmek

perk ears[phrase]

kulak kesilmek

perk up[v]

canlanmak,neşelenmek

perm[n][v]

perma • perma yapmak

permafrost[n]

sürekli donmuş toprak,permafrost

permanence[n]

kalıcılık

permanent[adj][n]

uzun süreli • perma,kalıcı dalga

permanent marker[n]

kalıcı işaretleyici,silah kalem

permanent wave[n]

kalıcı dalga,permanent dalga

permanently[adv]

kalıcı olarak

permatan[n]

bronzlaşmış deri

permeable[adj]

geçirgen

permeate[v]

yayılmak

permissible[adj]

yasal

permission[n]

izin

permissions editor[n]

izinler editörü

permissively[adv]

müsaadekar bir şekilde,hoşgörülü bir biçimde

permit[v][n]

izin vermek • ruhsat

permutation[n]

değişim

permute[v]

permütasyon yapmak,yeniden düzenlemek

pernicious[adj]

zararlı

pernicious anemia[n]

pernisiyöz anemi,Biermer anemisi

peroneal artery[n]

peroneal arter

peroneal vein[n]

peroneal arterlere eşlik eden topuktan çıkan ve bacağın arkasına doğru devam eden bir damar

peroxide[n][v]

peroksit • peroksit ile ağartmak,peroksit ile renk açmak

perpend[n]

düşey derz

perpendicular[n][adj]

dik • dikey

LanGeek
Uygulamayı İndir