puppy lovepussy-whipped
/ 47
puppy lovepussy-whipped
puppy love[n]

çocukluk aşkı

puppyish[adj]

yavru köpek gibi

purchase[v][n]

satın almak • satın alma,alım

purchase order[n]

satın alma siparişi,alım emri

purchaser[n]

alıcı,müşteri

purchasing department[n]

satın alma departmanı

purchasing power[n]

satın alma gücü,alım gücü

pure[adj]

salt

pure as the driven snow[phrase]

tertemiz ve masum

purebred[adj][n]

safkan • safkan

puree[n][v]

püre • süzmek,püre haline getirmek

purely[adv]

sadece

purgative[n][adj]

purgatif • müshil,kuvvetli laksatif

purgatory[n]

araf

purge[v][n]

temizlemek,arındırmak • temizlik,arındırma

purifier[n]

arıtıcı,temizleyici

purify[v]

arındırmak,saflaştırmak

purism[n]

pürizm

purist[n]

purist

puritan[n]

püriten,katı dini ilkelere bağlı kişi

purity[n]
purl[v][n]

şırıldamak • ters örgü,ters ilmik

purloin[v]

aşırmak

purple[adj][n][v]

mor • mor • morarmak,mor renge boyamak

purple belt[n]

mor kuşak,erguvan kuşak

purple drank[n]

mor içecek,mor şurup

purple emperor[n]

mor imparator kelebeği

purple gallinule[n]

mor saztavuğu

purple heart[n]

amfetamin tableti

purple mountain majesty[adj]

mavimsi macenta

purple onion[n]

mor soğan

purple passion[n]

mor tutku,yoğun tutku

purple patch[n]

şanslı dönem

purple pizzazz[adj]

açık kızılımsı mor

purplish blue[n]

morumsu mavi,morumsu lacivert

purport[v][n]

gibi görünmek • anlam,maksat

purportedly[adv]

iddia edildiği gibi,sözde

purpose[n][v]

gaye • karar vermek,hüküm vermek

purpose-built[adj]

özel olarak tasarlanmış,belirli bir amaç için inşa edilmiş

purpose-made[adj]

özel olarak yapılmış,belirli bir amaç için tasarlanmış

purposeful[adj]

bir amaca yönelik

purposefully[adv]

kasten,amaçlı olarak

purposeless[adj]

amaçsız

purposely[adv]

kasten,bilerek

purpureus[adj]

magentanın bir tonu

purr[n][v]

mırıltı,mırlama • mırlamak

purrito[n]

purrito,kedi dürümü

purse[n][v]

el çantası • dudak büzmek

purse hook[n]

çanta askısı

purser[n]
purslane[n]

semizotu

pursuant[adj]

takip eden,peşinde olan

pursuant to[prep]

uygun olarak,gereğince

pursue[v]

takip etmek

pursue a career[phrase]
pursuer[n]

takipçi,avcı

pursuit[n]

takip,kovalama

purvey[v]

tedarik etmek,sağlamak

purveyor[n]

erzak toptancısı

purview[n]

görüş alanı

push[v][n]

itmek • itiş

push around[v]

hükmetmek,zorbalık etmek

push back[v]

geri püskürtmek,itmek

push button[n]

basma düğme,basmalı şalter

push buttons[phrase]

birini nasıl sinirlendireceğini bilmek

push down[v]

aşağı itmek,aşağı indirmek

push in[v]

sıraya kaynak yapmak,sıraya girmemek

push it[phrase]

sınırları zorlamak

push kick[n]

itme tekmesi,tekme itme

push luck[phrase]

şansını fazla zorlamak

push notification[n]
push on[v]

devam etmek,ilerlemek

push out[v]

dışarı itmek,itmek

push over[v]

devirmek,düşürmek

push over the edge[phrase]
push pass[n]

itme pas,kısa pas

push shot[n]

itme atışı,tek elle itme şut

push the boat out[phrase]

kutlama için kesenin ağzını açmak

push the envelope[phrase]

kalıpları yıkmak

push the frontiers[phrase]
push the limit[phrase]

sınırı zorlamak

push through[v]

zorla geçmek,yol açmak

push up[v]

yukarı itmek,kaldırmak

push-me-i-push-you[phrase]
push-start[v]

iterek çalıştırmak,iterek başlatmak

push-up[n]

şınav

push–pull train[n]

iterek-çekerek tren,çift yönlü tren

pushcart[n]

el arabası,itme arabası

pushchair[n]

bebek arabası,puset

pusher[n]

bebek arabası,puset

pushing p[phrase]
pushpin[n]

raptiye

pushup[n]

şınav

pushy[adj]

ısrarcı

pusillanimous[adj]

korkak

puss[n]

pisi,kedi

pussy[n][adj]

vajina,am • irinli,cerahatli

pussy pisser[n]

aşağılık korkak,acınası kişi

pussy puncher[n]

kedi yumruklayan,amcık yumruklayıcı

pussy-whipped[adj]

kadınının kuklası,kadınının kölesi

LanGeek
Uygulamayı İndir