pourprairie dog
/ 47
pourprairie dog
pour[v]

dökmek

pour down[v]

boşaltmak,şakır şakır yağmak

pour from an empty cup[phrase]
pour heart out[phrase]

içini dökmek

pour in[v]

doluşmak,akın etmek

pour into[v]

büyük yatırım yapmak,fon enjekte etmek

pour oil on troubled waters[phrase]

ortamı yatıştırmak

pour out[v][adj]

sansürsüzce ifade etmek • zıt uçlarla karakterize,tamamen zıt

pour scorn on[phrase]

alay etmek

pour with rain[phrase]

şiddetli yağmur yağmak

pourable[adj]

dökülebilir,akıcı

pourboire[n]

bahşiş

pouring[adj]

sel gibi

pousse-cafe[n]

katmanlı likör

pout[v][n]

dudak bükmek • kedibalığı,yayınbalığı

pouter[n]

şişkin güvercin,kabarık göğüslü güvercin

poutine[n]

poutine

poverty[n]

yokluk

poverty line[n]

yoksulluk sınırı,fakirlik eşiği

poverty-stricken[adj]

çok yoksul

pow[n]

bam,güm

powder[n][v]

toz,un • pudralamak

powder blue[adj][n]

toz mavi • toz mavisi,gri tonlu soluk mavi

powder coating[n]

toz boya

powder keg[n]

barut fıçısı,barut küpü

powder puff[n]

pudra pomponu

powder room[n]

misafir tuvaleti

powder ski[n]

toz kar kayağı,pudra kayak

powdered[adj]

toz,öğütülmüş

powdered milk[n]

süt tozu

powdered sugar[n]

pudra şekeri

powdery[adj]

tozlu,unlu

powdery-blue[adj]

toz mavisi,açık toz mavisi

power[n][v]

güç • enerji vermek

power behind the throne[phrase]

perde arkasındaki güç

power bottom[n]

enerjik alıcı,baskın pasif

power cable[n]

elektrik kablosu

power couple[n]

başarılı ve popüler çift

power cut[n]

elektrik kesintisi,güç kesintisi

power door locks[n]

elektrikli kapı kilitleri,güç kapı kilitleri

power drill[n]

matkap,elektrikli matkap

power forward[n]

güçlü forvet,kaleciye yakın oynayan forvet

power gamer[n]

güç oyuncusu

power grid[n]
power hammer[n]

motorlu şahmerdan

power kite[n]

çekiş uçurtması,traction uçurtma

power lead[n]

elektrik kablosu

power loom[n]

güç tezgahı,mekanik dokuma tezgahı

power off[v]

kapatmak,gücünü kesmek

power on[v]

açmak,güç vermek

power outage[n]

elektrik kesintisi,güç kesintisi

power plant[n]

elektrik santrali

power play[n]

güç oyunu,iktidar oyunu

power point[n]

duvar prizi,elektrik prizi

power politics[n]

güç politikası,iktidar siyaseti

power salad[n]

enerji salatası

power shovel[n]

kepçe,ekskavatör

power shower[n]

yüksek basınçlı duş

power station[n]

elektrik santralı

power steering[n]

hidrolik direksiyon,servo direksiyon

power tool[n]

elektrikli alet

power train[n]

güç aktarma organı,şanzıman

power unit[n]

güç birimi,elektrik birimi

power-hungry[adj]

çok enerji tüketen,enerji canavarı

powerboat[n]

motorbot

powerchair soccer[n]

motorlu tekerlekli sandalye futbolu,elektrikli sandalye futbolu

powered[adj]

beslemeli,güçlendirilmiş

powerful[adj][adv]

güçlü • gerçekten,korkunç derecede

powerfully[adv]

güçlü bir şekilde

powerfulness[n]

güç,kuvvet

powerhouse[n]

elektrik santrali,üretim tesisi

powerless[adj]

güçsüz

powerlifting[n]

powerlifting,kuvvet kaldırma

powers that be[phrase]

yetkililer

powwow[n][v]

hızlı özel toplantı,gizli görüşme • bir toplantı düzenlemek,konuşmak veya görüşmek

pozharsky cutlet[n]

pozharsky cutlet

pozidriv screw[n]

pozidriv vida

pozidriv screwdriver[n]

pozidriv tornavida

practicable[adj]

uygulanabilir,pratik

practical[adj]

uygulanabilir

practical education[n]

pratik eğitim,uygulamalı eğitim

practical joke[n]

eşek şakası

practical shooting[n]

pratik atış,dinamik atış

practical test[n]

pratik test

practicality[n]

uygulanabilirlik

practically[adv]

pratik olarak

practice[n][v]

idman • egzersiz yapmak

practice what preach[phrase]
practicum[n]

staj,uygulamalı eğitim dönemi

practise[v]

pratik yapmak,alıştırma yapmak

practitioner[n]

uzman

prader–willi syndrome[n]

Prader Willi sendromu

pragmatic[adj][n]

pratik • pragmatik,pragmatik kararname

pragmatic typology[n]

pragmatik tipoloji

pragmatics[n]

edimbilim

pragmatism[n]

pragmatizm

pragmatist[n]

uygulamacı

prague[n]

Prag, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri, ülkenin batı kısmında yer alır; 14. yüzyıldan beri bir kültür ve ticaret merkezi

prairie[n]

geniş çayırlık arazi

prairie dog[n]

çayır köpeği

LanGeek
Uygulamayı İndir