peahenpeer pressure
/ 47
peahenpeer pressure
peahen[n]

tavus kuşu

peak[n][v][adj]

zirve • zirveye ulaşmak,doruk noktasına ulaşmak • zirve,doruk

peak hour[n]

yoğun saat,pik saat

peak season[n]

yoğun sezon

peak times[phrase]
peaked[adj]

bitkin

peaky[adj]

soluk ve zayıf

peal out[v]

yüksek sesle çalmak,çınlamak

peanut[n][adj]

yerfıstığı • önemsiz,küçük

peanut butter[n]

yerfıstığı

peanut oil[n]

yerfıstığı yağı

peanut sauce[n]

fıstık ezmesi sosu,yer fıstığı sosu

pear[n]

armut

pear green[adj]

armut yeşili

pear tree[n]

armut ağacı,yabani armut ağacı

pear-shaped[adj]

armut tipi (vücut)

pearl[n][adj][v]

inci • inci renkli • inci toplamak,inci avlamak

pearl millet[n]

inci darısı

pearl of wisdom[phrase]

değerli tavsiye

pearl onion[n]

arpacık soğanı

pearl spin[n]

inci dönüşü,inci pirueti

pearly[adj][n]

inci rengi • sedefli,inci gibi

peasant[n]

çiftçi

peat[n]

torf

peatland[n]

turba toprağı,turba bataklığı

pebble[n]

çakıl taşı,küçük taş

pebbly[adj]

çakıllı

pecan[n]

pekan cevizi

pecan pie[n]

pikan cevizli turta

peccable[adj]

kabahatli

peccadillo[n]

kabahat

peccant[adj]

günahkar

peccary[n]

pekari

peck[v][n]

gagalamak • bir miktar,bir çokluk

peck at[v]

kuş gibi az yemek

pecker[n]

ağaçkakan,tırmanıcı kuş

peckerhead[n]

aptal,salak

peckerwood[n]

ağaçkakan,tırmanıcı kuş

peckish[adj]

karnı aç

pectin[n]

pektin

pectoral[n][adj]

pektoral,göğüs kası • göğüs ile ilgili

pectoral fin[n]

göğüs yüzgeci

peculate[v]

zimmetine geçirmek

peculiar[adj]

özel

peculiarity[n]

özgünlük,ayırt edici özellik

peculiarly[adv]

özellikle, kendine özgü bir şekilde

pecuniary[adj]

parayla ilgili

pedagog[n]

pedagog

pedagogical[adj]

pedagojik

pedagogics[n]

pedagoji

pedagogy[n]

pedagoji

pedal[n][v][adj]

pedal • bisiklet sürmek • ayaksal, pedal

pedal pushers[n]

bisikletçi pantolonu

pedal to the metal[phrase]

son gaz

pedalo[n]
pedant[n]

ayrıntıcı

pedantic[adj]

bilgiç,aşırı titiz

pedantry[n]

bilgiçlik

peddle[v]

seyyar satıcılık yapmak

peddler[n]

seyyar satıcı,çerçi

pedestal[n]

kaide,temel

pedestal desk[n]

ayaklı çalışma masası

pedestrian[n][adj]

yaya • yavan

pedestrian crossing[n]

yaya geçidi

pedestrian crossing sign[n]

yaya geçidi işareti,yaya geçidi levhası

pedestrian hybrid beacon[n]

yaya hibrit sinyalizasyonu,hibrit yaya geçidi sinyalizasyonu

pedestrian mall[n]

yaya bölgesi,yaya merkezi

pedestrian zone[n]

yaya bölgesi

pedestrianize[v]

yayalaştırmak,sadece yayalara açık hale getirmek

pediatric[adj]

pediyatrik

pediatric dentistry[n]

pediatrik diş hekimliği

pediatrician[n]

çocuk doktoru

pediatrics[n]

çocuk hekimliği

pediatrist[n]

pediatrist

pedicab[n]

pedallı üç tekerlekli bisiklet,trisiklet

pedicure[n][v]

pedikür • pedikür yapmak

pedicurist[n]

pedikürcü

pedigree[n][adj]

soyağacı • soylu

pediment[n]

alınlık

pedlar[n]

seyyar satıcı,çarşı gezginci

pee[n][v]

çiş,işeme • işemek,çiş yapmak

pee-pee[v]

çiş yapmak,işemek

peehole[n]

aşağılık,değersiz

peeing[n]

çiş,işeme

peek[n][v]

gizli bakış,saklı bakış • gözetlemek

peekaboo[n]

ce-ee oyunu

peel[v][n]

kabuğunu soymak • meyve kabuğu

peel away[v]

uzaklaşmak,ayrılmak

peel off[v]

sıyırmak,soymak

peel out[v]

patinaj çekerek hızla uzaklaşmak,hızla uzaklaşmak

peeled[adj]

çıplak,anadan doğma

peeler[n]

kabuk soyucu

peep[v][n]

göz atmak,gizlice bakmak • gizlice bakış,saklanca göz atma

peeper[n]

cıvıldayan,ötücü

peephole[n]

kapı deliği

peeping tom[phrase]
peeps[n]

insanlar,arkadaşlar

peer[v][n]

dikkatle bakmak • yaşıt

peer group[n]

akran grubu,eşitler grubu

peer pressure[n]

mahalle baskısı

LanGeek
Uygulamayı İndir