play hostpleonasm
/ 47
play hostpleonasm
play host[phrase]
play host to[phrase]
play into hands[phrase]

rakibin işine yaramak

play it cool[phrase]

sakin görünmeye çalışmak

play it safe[phrase]
play money[n]

oyunlarda kullanılan sahte para

play off[v][adj]

etkilenmemiş gibi davranmak,gizlemek • buzsuz ve seyahate açık,açık ve geçilebilir

play old harry with[phrase]

bir şeyi altüst etmek

play on[v]

çıkar sağlamak

play out[v]

gelişmek,sonuçlanmak

play part[phrase]
play politics[phrase]

siyasi çıkarlarına göre davranmak

play possum[phrase]

uyuyor ya da ölmüş gibi yapmak

play safe[phrase]

riske girmemek

play the bad guy[phrase]

kötü adam rolünü üstlenmek

play the fool[phrase]

soytarılık yapmak

play the game[phrase]

oyunu kurallarına göre oynamak

play the long game[phrase]
play the market[phrase]

borsada oynamak

play the victim[phrase]
play tricks on[v]
play truant[phrase]

okulu kırmak

play up[v]

vurgulamak

play upon[v]

istifade etmek,duygularıyla oynamak

play with[v]

oynamak,denemek

play with fire[phrase]

başına bela almak

playa[n]

playa,düz tabanlı çöl havzası

playable[adj]

oynanabilir,oynamaya uygun

playacting[n]

oyunculuk, rol yapma

playback[n]

oynatma

playback theater[n]

canlandırma tiyatrosu

playbill[n]

tiyatro oyun programı

playdate[n]

oyun buluşması

played[adj]

sıkıcı,yavan

played out[adj]

bitkin,tükenmiş

player[n]

oyuncu

player aid card[n]

oyuncu yardım kartı

player character[n]

oyuncu karakter

player piano[n]

otomatik piyano,mekanik piyano

player versus player[phrase]

oyuncuya karşı oyuncu

playfellow[n]

oyun arkadaşı,oyun yoldaşı

playful[adj]

gülüp oynayan

playfully[adv]

oyuncu bir şekilde,şakacı bir tavırla

playfulness[n]

oyuncu

playgoer[n]

tiyatrosever

playground[n]

oyun alanı

playground slide[n]

kaydırak,kaydıraç

playhouse[n]

tiyatro,oyun evi

playing[n]

çalma (müzik aleti)

playing card[n]

iskambil

playing field[n]

oyun alanı

playlist[n]

çalınacaklar listesi

playmate[n]

oyun arkadaşı

playoff[n]

beraberliği bozma maçı,eleme maçı

playpen[n]

bebek oyun parkı,oyun parkı

playroom[n]

oyun odası

playstation[n]

PlayStation (konsol)

plaything[n]

oyuncak,oyun nesnesi

playtime[n]

oyun vakti

playwright[n]

oyun yazarı

plaza[n]

plaza

plea[n]

savunma

plea bargain[n]

suç pazarlığı,duruşma anlaşması

pleach[v]

filizlerini örmek,dallarını birbirine geçirmek

plead[v]

yalvarmak, dilemek

pleading[n]

dava dilekçesi,savunma beyanı

pleasant[adj]

hoş

pleasant-tasting[adj]

lezzetli,hoş tatlı

pleasantly[adv]

hoş bir şekilde

pleasantry[n]

nezaket,kibarlık

please[v][adv]

hoşuna gideni yapmak • lütfen

pleased[adj]

mutlu

pleased as punch[phrase]

çok gururlu

pleasing[adj][n]

memnuniyet verici • zevk, tatmin

pleasurable[adj]

zevkli

pleasurably[adv]

zevkli bir şekilde,haz alarak

pleasure[n]

zevk

pleasure ground[n]

eğlence parkı,lunapark

pleat[n][v]

pli • pile yapmak,kıvrım yapmak

pleated[adj]

pilili,kıvrımlı

pleated curtain[n]

katlanmış perde

pleb[n]

avam,halk tabakasından biri

plebeian[n][adj]

pleb,avam • halk tabakasından

plecopteran[n]

plekopter,taş sineği

plectron[n]

pena,mızrap

plectrum[n]

mızrap

pledge[v][n]

vaat etmek • yemin,taahhüt

pledgee[n]

rehin alan

plenary[adj]

bütün

plenitude[n]

bolluk

plenteous[adj]

bol

plenteousness[n]

bolluk,bereket

plentiful[adj]

bol,bere ket

plentifulness[n]

bolluk,bereket

plentitude[n]

bolluk, bereket

plenty[pron][n][adv]

çokluk • bolluk,bereket • bol bol,fazlasıyla

plenty as blackberries[phrase]

bol bol

plenty more fish in the sea[phrase]

elini sallasan ellisi

plenty of fish in the sea[phrase]

daha nicesi var

pleonasm[n]

söz uzatımı

LanGeek
Uygulamayı İndir