perpendicular architecturepertussis
/ 47
perpendicular architecturepertussis
perpendicular architecture[n]

Perpendicular Gotik mimarisi

perpendicularly[adv]

dik açıyla,dikey olarak

perpetrate[v]

işlemek

perpetration[n]

suç işleme,suç işlenmesi

perpetrator[n]

sanık

perpetual[adj]

sürekli

perpetual check[n]

sürekli şah çekme

perpetually[adv]

sürekli olarak,ebedi olarak

perpetuate[v]

devam ettirmek

perpetuation[n]

devam ettirme,sürdürme

perpetuity[n]

süreklilik

perplex[v]

karmaşık duruma getirmek

perplexed[adj]

kafası karışmış

perplexing[adj]

kafa karıştırıcı

perplexity[n]

şaşkınlık,karmaşa

perquisite[n]

ayrıcalık

perron[n]

dış merdiven

perry[n]

peri

persecute[v]

acı çektirmek

persecution[n]

zulüm

persecution complex[n]

herkesi kendine düşman görme

persephone[n]

Persefone

persepolis[n]

Persepolis,eski Pers İmparatorluğu'nun başkenti olan antik bir şehir; şimdi harabe

perseus[n]

Perseus,Perseus takımyıldızı

perseverance[n]

sebat,azim

persevere[v]

azimle devam etmek

persevering[adj]

gayretli

persia[n]

Pers,İran

persian[n][adj]

Farsça • İran'lı

persian blue[adj]

İran mavisi

persian cat[n]

İran kedisi

persian empire[n]

Pers imparatorluğu,Fars imparatorluğu

persian green[adj]

İran yeşili

persian gulf[n]

Basra Körfezi,Fars Körfezi

persian melon[n]

kış kavunu

persian orange[adj]

turuncunun bir tonu

persian pink[adj]

pers pembesi

persian rug[n]

İran halısı

persiflage[n]

alay

persimmon[n][adj]

Trabzon hurması • kırmızımsı turuncu

persist[v]

ısrar etmek

persistence[n]

sebat

persistency[n]

ısrarcılık

persistent[adj]

devamlı

persistently[adv]

ısrarla, kararlılıkla

persnickety[adj]

titiz

person[n]

kişi

person deixis[n]

kişi işaretleme

person of interest[phrase]
persona[n]

karakter

personable[adj]

hoş görünüşlü

personage[n]

şahsiyet

personal[adj][n]

kişisel • kişisel haber,kişiyle ilgili kısa makale

personal assistant[n]

asistan

personal best[n]

kişisel en iyi,kişisel rekor

personal care[n]

kişisel bakım

personal care aide[n]

kişisel bakım asistanı,bakıcı

personal column[n]

kişisel sütun

personal computer[n]

kişisel bilgisayar

personal effects[n]

kişisel eşya

personal flotation device[n]

kişisel yüzdürme cihazı,can yeleği

personal identification number[n]

kişisel kimlik numarası,şahsi tanımlama kodu

personal life[n]

özel hayat

personal luxury car[n]

kişisel lüks araba,kişisel prestij aracı

personal pronoun[n]

kişi adılı

personal protective equipment[n]

kişisel koruyucu gereçler

personal statement[n]

kişisel beyan,niyet mektubu

personal touch[n]

kişisel dokunuş,özenli detay

personality[n]

kişilik

personality disorder[n]

kişilik bozukluğu

personalize[v]

kişiselleştirmek

personalized[adj]

kişiselleştirilmiş,özelleştirilmiş

personalized learning[n]

kişiselleştirilmiş öğrenme,bireyselleştirilmiş eğitim

personally[adv]

bizzat

personification[n]

kişileştirme

personify[v]

kişileştirmek,temsil etmek

personnel[n]

elemanlar

perspective[n]

bakış açısı

perspicacious[adj]

keskin zekalı

perspicacity[n]

kavrayış

perspicuous[adj]

açık

perspiration[n]

ter

perspire[v]

ter dökmek

persuadable[adj]

ikna edilebilir

persuade[v]

razı etmek

persuasion[n]

inanç

persuasive[adj]

ikna edici

persuasively[adv]

ikna edici bir şekilde, inandırıcı bir şekilde

pert[adj]

arsız

pertain[v]

ilgili olmak

pertinacious[adj]

kararlı

pertinacity[n]

kararlılık

pertinent[adj]

alakalı

pertinently[adv]

ilgili bir şekilde, uygun bir şekilde

pertingent case[n]

temas etme hali

perturb[v]

perişan etmek

perturbation[n]

tedirginlik

perturbed[adj]

tedirgin

perturbing[adj]

rahatsız edici,tedirgin edici

pertussis[n]

boğmaca

LanGeek
Uygulamayı İndir