p.m.painful
/ 47
p.m.painful
p.m.[adv][adj]

öğleden sonra • öğleden sonra,akşamüstü

pa[n]

baba

paca[n]

paca

pacarana[n]

pacarana

pace[n][v][prep]

hız • ağır adımlarla yürümek • Saygılarımla,İzin verirseniz

pace around hot porridge like a cat[phrase]
pace clock[n]

tempoyu saati,yüzme kronometresi

paceline[n]

bir kuyruk,bir paceline

pacemaker[n]

hız ayarlayıcı,tempocu

pacesetter[n]

tempoci,hız belirleyici

pachinko[n]

pachinko

pachisi[n]

peçiç

pachyderm[n]

kalınderili

pachyonychia congenita[n]

konjenital pachyonychia,konjenital pachyonychia ile birlikte ektodermal displazi

pacific[n][adj]

pasifik okyanusu • Pasifik Okyanusu ile ilgili,Pasifik Okyanusu'na sınırı olan

pacific blue[adj]

mavimsi camgöbeği

pacific coast[n]

Pasifik kıyısı,Büyük Okyanus kıyısı

pacific islands[n]

Pasifik Adaları,Pasifik Takımadaları

pacific ocean[n]

Pasifik Okyanusu,dünyanın en büyük okyanusu

pacifier[n]

emzik,yalak

pacifism[n]

barışçılık

pacifist[adj][n]

pasifist,şiddet karşıtı • barış yanlısı

pacify[v]

yatıştırmak,sakinleştirmek

pack[v][n]

eşyalarını bavula yerleştirmek • paket

pack animal[n]

yük hayvanı

pack away[v]

yerleştirmek,paketlemek

pack in[v]

sınırlı bir zamana sıkıştırmak

pack of lies[phrase]

bir yalan yığını

pack off[v]

telaşla gitmek,aceleyle yola çıkmak

pack out[v]

doldurmak,tıka basa doldurmak

pack rat[n]

fırça kuyruklu fare

pack up[v]

bavul toplamak

package[n][v]

koli • paketlemek

package holiday[n]

paket tatil

package store[n]

paket mağazası,içki satış mağazası

package tour[n]

tur paket

packaged[adj]

paketlenmiş,ambalajlı

packaging[n]

paketleme

packed[adj]

ağzına kadar dolu

packed like sardines[phrase]

tıklım tıklım sıkışmış

packed lunch[n]

paketlenmiş yemek

packed to the rafters[phrase]
packer[n]

paketleyici,ambalajcı

packet[n]

paket

packhorse[n]

yük beygiri

packing[n]

paketleme,ambalaj

packman[n]

seyyar satıcı,çerçi

packrat[n]

istifçi,kompulsif biriktirici

packsack[n]

sırt çantası,heybe

pact[n]

anlaşma

pacy[adj]

hızlı

pad[n][v]

ayak veya pençe altı • doldurmak,şişirmek

pad see ew[n]

pad see ew

pad thai[n]

pad thai

pad the bill[phrase]
padded[adj]

yastıklı,dolgu malzemeli

padded cell[n]

yastıklı hücre

padded-down[adj]

doldurulmuş,astarlanmış

padding[n]

dolgu malzemesi

paddle[v][n]

kürek çekmek,paddle yapmak • kürek (kanoya ait)

paddle brush[n]

saç fırçası

paddle doll[n]

paddle bebeği

paddle own canoe[phrase]

kendi işini kendi görmek

paddle tennis[n]

paddle tenis,padel

paddleball[n]

bir tür duvar tenisi

paddleboard[n]

paddleboard tahtası,paddleboard

paddleboard yoga[n]

paddleboard yoga,paddleboard üzerinde yoga

paddleboarding[n]

kürek sörfü

paddler[n]

kürekçi,kanocu

paddock[n]

padok,küçük ahır

paddy[n]

paddy,kabuklu pirinç

paddy field[n]

pirinç tarlası,çeltik tarlası

paddy wagon[n]

çevik aracı,polis minibüsü

paddymelon[n]

pademelon,küçük duvarabisi

padel[n]

padel,paddle

pademelon[n]

pademelon

padlock[n][v]

asma kilit,kilit • asma kilitlemek,asma kilit takmak

padre[n]

askeri papaz,ordu papazı

paean[n]

bir övgü,bir şükran ifadesi

paella[n]

paella

pagan[n][adj]

pagan,putperest • pagan,çoktanrıcı

pagan religion[n]

pagan dini,pagan inancı

paganism[n]

paganizm,çoktanrıcılık

page[n][v]

sayfa • hoparlör ile anons etmek

page back button[n]

geri dönüş düğmesi

page-turner[n]

heyecan verici kitap

page-turning[adj]

sürükleyici (kitap/roman)

pageant[n]

temsili gösteri

pageantry[n]

gösteriş,tantana

pageboy[n]

saç uçlarının içe doğru kıvrıldığı bir saç modeli

paget's disease[n]

Paget hastalığı,şekil bozucu osteit

pagoda[n]

Asya'da büyük dini tapınak

pai gow[n]

pai gow oyunu

paid[adj]

ödenmiş

paid leave[n]

ücretli izin,maaşlı izin

paid vacation[n]

ücretli izin

pail[n]

kova

pain[n][v]

ağrı • acı vermek,ağrıtmak

pain pill[n]

ağrı kesici hap,ağrı hapı

painful[adj]

ağrılı

LanGeek
Uygulamayı İndir