pullman brownpuppy fat
/ 47
pullman brownpuppy fat
pullman brown[adj]

koyu kahverengi

pullorum disease[n]

pullorum hastalığı

pullover[n]

kazak

pulmonary[adj]

akciğerleri etkileyen

pulmonary artery[n]

pulmoner arter

pulmonary embolism[n]

pulmoner emboli

pulmonary rehabilitation[n]

pulmoner rehabilitasyon

pulmonary trunk[n]

pulmoner gövde,akciğer atardamarı

pulmonary valve[n]

pulmoner kapak

pulmonary vein[n]

pulmoner venler

pulmonologist[n]

göğüs hastalıkları uzmanı

pulmonology[n]

göğüs hastalıkları

pulp[n][v]

meyve eti • hamur haline getirmek,ezmek

pulp fiction[n]

ucuz roman

pulp gulper[n]

iğrenç tip,tiksindirici kişi

pulpit[n]

(kilise) kürsü

pulpwood[n]

kağıt hamuru odunu,selüloz odunu

pulpy[adj]

posalı,püreli

pulque[n]

Agave şarabı

pulsar[n]

pulsar,atarca

pulse[n][v]

nabız • darbe vermek,modüle etmek

pulverize[v]

toz haline getirmek,öğütmek

puma[n]

puma

pumice[n][v]

ponza taşı • pomza ile ovmak,pomza taşı ile temizlemek

pumice stone[n]

ponza taşı

pummel[v]

dövmek,yumruklamak

pump[n][v]

pompa • enjekte etmek,pompalamak

pump fake[n]

şut numarası,pas numarası

pump organ[n]

basınçlı org

pump up[v]

şişirmek,pompa ile hava basmak

pumped[adj]

heyecanlı,motivasyonu yüksek

pumpernickel[n]

çavdar ekmeği

pumpkin[n]

balkabağı

pumpkin bread[n]

pumpkin ekmeği

pumpkin eater[n]

balkabağı yiyen,beceriksiz adam

pumpkin orange[adj]

kırmızımsı turuncu

pumpkin pie[n]

balkabağı turtası

pumpkin seed[n]

kabak çekirdeği

pun[n][v]

cinas • kelime oyunu yapmak,sözcüklerle oynamak

punch[v][n]

yumruklamak • yumruk,darbe

punch above weight[phrase]

büyüklerle boy ölçüşmek

punch bag[n]

boks torbası,punching bag

punch below weight[phrase]
punch bowl[n]

punç kasesi

punch in[v]

kart basmak,giriş yapmak

punch line[n]

esprinin can alıcı noktası

punch out[v]

çıkış yapmak,çıkış kaydı yapmak

punchball[n]

boks topu,boks torbası

puncher[n]

sığırtmaç,çoban

punching bag[n]

kum torbası

punching ball[n]

boks topu,boks torbası

punchy[adj]

etkileyici,vurucu

punctilio[n]

aşırı resmilik

punctilious[adj]

aşırı titiz

punctiliously[adv]

titizlikle,özenle

punctual[adj]

dakik

punctuality[n]

dakiklik

punctually[adv]

dakik,zamanında

punctuate[v]

noktalamak

punctuation[n]

noktalama

punctuation mark[n]

noktalama işareti

puncture[v][n]

delik açmak • delinme, patlak

pundit[n]

bilgin

pungency[n]

keskinlik

pungent[adj]

sivri

punish[v]

cezalandırmak

punishable[adj]

cezalandırılabilir,yaptırım uygulanabilir

punishing[adj]

cezalandırıcı,yaptırımcı

punishment[n]

ceza

punitive[adj]

cezalandırıcı

punitive damages[n]

cezai tazminat,caydırıcı tazminat

punjabi[n]

Pencapça

punk[n][adj][v]

serseri,punk • çok kötü kalite,dayanıksız • kandırmak,şaka yapmak

punk blues[n]

punk blues

punk jazz[n]

Punk caz

punk rap[n]

punk rap

punk rock[n]

punk rock

punk rocker[n]

punk rockçı,punk rock hayranı

punkass[n]

korkak,zayıf

punker[n]

marjinal seks işçisi,yeraltı fahişesi

punky[adj][n]

punk tarzıyla ilgili • küçük kan emici böcek,iki kanatlı küçük böcek

punnet[n]

sepet,küçük kutu

punt[v][n]

topuza vurmak,uzun mesafeye vurmak • bir çeşit vuruş,punt vuruşu

punt on[v]

üzerine bahis oynamak,üzerine kumar oynamak

puntas[n]

puntas

punter[n]

topu rakibin sahasına gönderen oyuncu,punter

puny[adj]

çelimsiz

pup[n][v]

yavru • doğurmak,yavru köpek doğurmak

pupa[n]

krizalit

pupate[v]

pupa evresine girmek,koza oluşturmak

pupil[n]

öğrenci

pupper[n]

köpek yavrusu,köpecik

puppet[n]

kukla,iplik bebek

puppet animation[n]

marionet animasyonu

puppet show[n]

kukla gösterisi

puppet state[n]

kukla devlet,kukla hükümet

puppeteer[n]

kukla oynatıcısı

puppetry[n]

kuklacılık

puppy[n]

Yavru köpek

puppy fat[n]

geçici kilo (bebekte)

LanGeek
Uygulamayı İndir