pneumatic lift tablepolaroid camera
/ 47
pneumatic lift tablepolaroid camera
pneumatic lift table[n]

pnömatik kaldırma masası

pneumatic tube system[n]

pnömatik tüp sistemi,pnömatik boru ağı

pneumatics[n]

pnömatik,pnömatik bilimi

pneumonia[n]

zatürre

png[n]

Taşınabilir Ağ Grafiği

po' boy[n]

Louisiana sandviçi,po' boy

poach[v]

kaçak avlanmak,yasa dışı avlanmak

poached egg[n]

haşlanmış yumurta

poacher[n]

kemikli plakalarla kaplı ince balık,kuzey Pasifik sularının ince balığı

poaching[n]

haşlama,kaynayan sıvıda pişirme

pochette[n]

el çantası

pock[n][v]

püstül,sivilce • yara izi bırakmak,yara izi ile işaretlemek

pocket[n][v]

cep • cebine koymak,cepine atmak

pocket bread[n]

içi doldurulabilen küçük yuvarlak ekmek

pocket calculator[n]

cep hesap makinesi,taşınabilir hesap makinesi

pocket door[n]

gizli kayar kapı

pocket forest[n]
pocket gopher[n]

cep sıçanı,cep faresi

pocket money[n]

harçlık,cep harçlığı

pocket watch[n]
pocket-size[adj][n]

cep boyutunda • cep boyutu

pocket-sized[adj]

cep boyutunda,cep boy

pocketable[adj]

cep boyutunda,cep taşınabilir

pocketbook[n]

cüzdan,el çantası

pod[n][v]

küçük sürü • kapsül oluşturmak,kapsül geliştirmek

podcast[v][n]

podcast yapmak,podcast olarak yayınlamak • dijital ses dosyası

podcaster[n]

podkastçı

podcasting[n]

dijital ses dosyası hazırlama

podgy[adj]

bodur

podiatrist[n]

ayak hastalıkları uzmanı

podiatry[n]

podiatri

podium[n]

podyum

poem[n]

şiir

poesy[n]

şiir

poet[n]

şair

poetic[adj]

şairane

poetic justice[n]

eden bulur

poetic license[n]

kategori dışı yazım

poetically[adv]

şiirsel olarak

poetry[n]

şiir

poignancy[n]

dokunaklılık,derin hüzün

poignant[adj]

dokunaklı

poignantly[adv]

hüzünlü bir şekilde,duygusal bir şekilde

poikilocyte[n]

poikilosit

poinsettia[n]

poinsettia,noel yıldızı

point[n][v]

özellik • doğrultmak

point duty[n]

trafik görevi,trafik yönlendirme

point forward[n]

oyun kurucu forvet,forvet oyun kurucu

point guard[n]

point gard,oyun kurucu

point man[n]

öncü asker,keşif eri

point of no return[phrase]

geri dönüşü olmayan nokta

point of sale[n]

satış noktası

point of view[phrase]

bakış açısı

point out[v]

belirtmek

point the finger at[phrase]

suçu birine atmak

point to[v]

göstermek

point towards[v]

işaret etmek,göstermek

point-and-shoot camera[n]

bas-çek dijital fotoğraf makinesi

point-of-sale display[n]

satış noktasında sergileme

point-of-view shot[n]

bakış açısı çekimi

point-to-point[n][adj]

noktadan noktaya yarış • doğrudan,aktarmasız

pointe[n]

balerinin ayak parmaklarının kökü üzerinde durduğu bir bale hareketi

pointed[adj]

sivri uçlu

pointed arch[n]

sivri kemer

pointedly[adv]

açıkça,vurgulu bir şekilde

pointer[n]

Puanter köpeği

pointille[n]

noktalama tekniği

pointillism[n]

Noktacılık

pointing[n]

derzleme

pointing trowel[n]

derzleme malası

pointless[adj]

gayesiz

pointy[adj]

sivri,keskin uçlu

poise[v][n]

hareket etmemek,askıda olmak • poise,bir santimetre kare başına bir dyne-saniyeye eşit dinamik viskozite birimi; bir santimetre kare başına bir dyne kuvvetinin saniyede 1 santimetre hızı koruduğu bir sıvının viskozitesi

poised[adj]

dengeli

poison[n][v]

zehir • zehirlemek,bozmak

poison ash[n]

zehirli dişbudak,zehirli sumak

poison dogwood[n]

zehirli dogwood,düz Amerikan bataklık çalısı

poison ivy[n]

zehirli sarmaşık,zehirli sumak

poison sumac[n]

zehirli sumak,bataklık sumağı

poisonous[adj]

zehirli

poisonous substance[n]

zehirli madde,toksin

poissonier[n]

deniz ürünleri şefi

poke[v][n]

dürtmek,dirsek atmak • yumruk darbesi,yumruk

poke fun at[phrase]

dalga geçmek

poke nose into[phrase]

burnunu ilgisi olmayan işe sokmak

poker[n]

poker oyunu

poker dice[n]

zar pokeri

poker face[n]

poker suratı

poland[n]

Polonya

polar[adj]

zıt

polar bear[n]

kutup ayısı

polar ice[n]

kutup buzulu,kutup buzu

polar night[n]

kutup gecesi,kutup gecesi

polar region[n]

kutup bölgesi,polar bölge

polar zone[n]

kutup bölgesi,polar bölge

polarity[n]

iki zıt nitelik veya eğilim arasındaki ilişki

polarization[n]

polarizasyon,dalga polarizasyonu

polarize[v]

polarize etmek,ışığı polarize etmek

polarized[adj]

polarize

polaroid camera[n]

polaroit fotoğraf makinesi

LanGeek
Uygulamayı İndir