propellerprotologism
/ 47
propellerprotologism
propeller[n]

pervane

propeller plane[n]

pervaneli uçak,pervaneyle çalışan uçak

propelling pencil[n]

uçlu kurşun kalem

propensity[n]

huy

proper[adj][adv][n]

uygun • doğru şekilde,gerektiği gibi • özel,özel bölüm

proper adjective[n]

özel ad sıfatı

proper name[n]

özel isim,özel ad

proper noun[n]

özel ad

properly[adv]

doğru şekilde

property[n]

mal

prophase[n]

profaz,mitozun başlangıç evresi

prophecy[n]

geleceği görme

prophesy[v]

kehanette bulunmak

prophet[n]

peygamber,kahin

prophet of doom[phrase]
prophetic[adj]

kehanet,kehanet gibi

prophetic dance[n]

peygamberlik dansı

prophylactic[n][adj]

prezervatif,kondom • koruyucu

prophylaxis[n]

profilaksi

propinquity[n]

yakınlık

propitiate[v]

gönlünü almak

propitious[adj]

uygun

proponent[n]

taraftar

proportion[n][v]

oran • orantılamak,orantılı olarak ayarlamak

proportional[adj][n]

orantılı,proporsiyonel • orantılı

proportional representation[n]

orantılı temsil

proportionate[adj]

orantılı

proposal[n]

tasarı

propose[v]

önermek

propose a toast[phrase]

sağlığına kadeh kaldırmak

proposer[n]

önerici

proposition[n][v]

önerme • teklifte bulunmak,cinsel amaçlı yaklaşmak

propound[v]

ortaya koymak

proprietary[n][adj]

tek sahipli işletme,bireysel mülkiyet • tescilli

proprietor[n]

iş yeri sahibi

propriety[n]

edep

propulsion[n]

itki

propylaeum[n]

tapınak girişi

prorogue[v]

tatil etmek,ertelemek

pros and cons[phrase]

artıları ve eksileri

prosaic[adj]

yavan

proscenium[n]

proskenyon kemeri

prosciutto[n]

italyan jambonu

proscribe[v]

yasak etmek

proscribed[adj]

yasaklanmış,men edilmiş

prose[n]

düz yazı

prosecco[n]

prosecco

prosecutable[adj]

kovuşturulabilir,yasal işlem yapılabilir

prosecute[v]

hakkında soruşturma açmak

prosecution[n]

soruşturma

prosecutor[n]

savcı

proselyte[n]

din değiştirme

proselytize[v]

ikna etmeye çalışmak

prosody[n]

bürünbilim

prospect[n][v]

olasılık • prospeksiyon yapmak,aramak

prospecting[n]

araştırma,keşif

prospective[adj]

gelecekteki

prospectively[adv]

geleceğe dönük olarak,ileriye yönelik

prospector[n]

maden arayıcısı

prospectus[n]

prospektüs

prosper[v]

gelişmek

prospering[adj]

başarılı,gelişen

prosperity[n]

bolluk

prosperous[adj]

kazançlı

prostate[n][adj]

prostat • prostatik,prostatla ilgili

prostate cancer[n]

prostat kanseri

prosthesis[n]

protez,protez

prosthetic[adj]

prostetik

prosthetic device[n]

protez cihazı,protez

prosthodontics[n]

protetik diş tedavisi

prostitute[n][v]

fahişe,hayat kadını • fuhuş yapmak,bedenini satmak

prostitution[n]

fahişelik

prostrate[adj][v]

yere uzanmış,yüzüstü yatan • çaresiz kalmak

prostration[n]

perişanlık

protagonist[n]

baş karakter

protean[adj]

çok yönlü

protect[v]

korumak

protected[adj]

korunmuş,kollanmış

protection[n]

koruma

protective[adj]

koruyucu

protective custody[n]

koruyucu gözaltı,koruma altına alma

protectorate[n]
protege[n]

korunan kişi

protein[n]

protein

protein molecule[n]

protein molekülü

protein shake[n]

vücut geliştirme takviyesi

proteome[n]

proteom,proteinlerin tam seti

protest[v][n]

karşı çıkmak • protesto,itiraz

protest innocence[phrase]
protest vote[n]

protesto oyu,tepki oyu

protestant[adj][n]

Protestan • protestan,protestan

protestantism[n]

protestanlık,protestan mezhebi

protestation[n]

protesto,itiraz

protester[n]

protestocu

prothesis[n]

ön türeme

prothorax[n]

ön göğüs

protist[n]

protist,tek hücreli organizma

proto-indo-european[n]

Proto Hint-Avrupa dili

protocol[n]

resmi nezaket kuralları

protologism[n]

yeni kelime

LanGeek
Uygulamayı İndir