poor man'sportfolio
/ 47
poor man'sportfolio
poor man's[phrase]

ucuz versiyon

poor relation[n]

diğerlerine göre daha az önemli kimse veya şey

poor-quality[adj]
poor-spirited[adj]

cesur olmayan,korkak

poorly[adv][adj]

kötü bir şekilde • halsiz

pop[v][n][adv][adj]

patlatmak (mısır) • baba,peder • aniden,birdenbire • popüler

pop around[v]

uğramak,bir uğrayıvermek

pop art[n]

Pop Sanatı

pop clogs[phrase]

nalları dikmek

pop filter[n]

ses filtresi

pop fly[n]

hafif uçan top,kolay top

pop gun[n]

mantar tabancası

pop in[v]

uğramak,kısa bir ziyaret yapmak

pop into[v]

bir yere uğramak

pop music[n]

pop müzik

pop off[v]

vefat etmek,ölmek

pop out[v]

aniden ortaya çıkmak,fırlamak

pop over[v]

uğramak,kısa bir ziyaret yapmak

pop punk[n]

pop punk

pop rap[n]

pop rap

pop rock[n]

pop rock

pop tags[phrase]
pop the clutch[phrase]
pop the question[phrase]

evlenme teklif etmek

pop up[v]

birdenbire çıkıvermek

pop-eyed[adj]

patlak gözlü

pop-up[n]

kısa ve yüksek uçan top,kısa yüksek uçuş topu

pop-up book[n]

3 boyutlu çocuk kitabı

pop-up camper[n]

katlanır karavan,pop-up karavan

popcorn[n]

patlamış mısır

popcorn maker[n]

patlamış mısır makinesi

pope[n]

papa

poplar tree[n]

kavak ağacı,kavak

popliteal artery[n]

dizardı atardamarı

popliteal vein[n]

popliteal damar

poppadom[n]

papadam

poppet[n]

mantar şeklinde valf,poppet valfi

popping[n]

patlama,patlama sesi

poppy red[adj]

kırmızımsı turuncu

poppy seed[n]

haşhaş tohumu

poppy seed roll[n]

haşhaşlı francala

poppyhead[n]

kilise bankında yer alan süslü bölüm

popsicle[n]

meyveli buz

populace[n]

avam

popular[adj]

popüler

popular culture[n]

halk kültürü

popular music[n]

popüler müzik

popular science[n]

popüler bilim

popular vote[n]

halk oyu,popüler oy

popularity[n]

popülerlik

popularize[v]

popülerleştirmek,halka indirgemek

popularly[adv]

popüler bir şekilde,yaygın olarak

populate[v]

yerleşmek,yaşamak

populated[adj]

iskan ettirilmiş

population[n]

nüfus

population explosion[n]

nüfus patlaması,demografik patlama

population growth[n]

nüfus artışı

populism[n]

halkçılık

populist[n][adj]

popülist,halkçı • popülist

populous[adj]

yoğun nüfuslu

porcelain[n]

porselen

porch[n]

veranda

porch light[n]

giriş alanı ışığı

porcupine[n]

oklu kirpi

pore[n][v]

gözenek • dikkatini vermek,konsantre olmak

pore over[v]

dikkatle incelemek,özenle araştırmak

poriferous[adj]

gözenekli,porlu

pork[n]

domuz eti

pork belly[n]

domuzun karnından kesilmiş et

pork loin[n]

domuz filetosu

pork pie[n]

domuz turtası

pork roast[n]

domuz rostosu,kızarmaya uygun domuz eti

porkchop[n]

domuz pirzolası,domuz kaburga

porker[n]

besi domuzu,şişmanlatılmış domuz

porkpie hat[n]

domuz pasta şapkası

porky[adj]

şişko

porous[adj]

gözenekli,geçirgen

porphyra[n]

porfirya

porpoise[n]

liman yunusu

porridge[n]

yulaf lapası

port[n][v][adj]

liman • portlamak,uyarlamak • iskele,iskele tarafı

port city[n]

liman şehri,deniz limanı

port de bras[n]

balede bir kol hareketi

port de deux[n]

pas de deux

port in a storm[phrase]

zor zamanda sığınılacak liman

port wine stain[n]

şarap lekesi (deri hastalığı)

portable[adj][n]

taşınabilir,portatif • taşınabilir daktilo,portatif

portable air conditioner[n]

taşınabilir klima

portable building[n]

taşınabilir bina

portable cassette player[n]

taşınabilir kaset çalar,portatif kaset çalar

portable tv[n]

taşınabilir televizyon,portatif televizyon

portal[n]

portal,anıtsal giriş

portal fantasy[n]

portal fantezi

portcullis[n]

asma kapı

porte-cochere[n]

araç giriş çatısı

portend[v]

işareti olmak

portent[n]

alamet

portentous[adj]

uğursuz

porter[n][v]

bavul taşıyıcı • taşımak

portfolio[n]

portföy,çanta

LanGeek
Uygulamayı İndir