portholepostgraduate education
/ 47
portholepostgraduate education
porthole[n]
portico[n]

sütunlu giriş

portion[n][v]

kısım,pay • paylaştırmak,bölüştürmek

portly[adj]

iri yapılı

portmanteau word[n]

birleşik sözcük

portrait[n]

portre,yüz resmi

portraiture[n]

portre ressamlığı

portray[v]

tanımlamak,betimlemek

portrayal[n]

bir karakterin rolünü oynamak

portugal[n]

Portekiz

portuguese[n][adj]

Portekizce • Portekiz

portuguese man-of-war[n]

physalia physalis

pose[v][n]

sormak,ortaya atmak • bir poz,yapmacık bir tavır

pose a threat[phrase]
poseidon[n]

Poseidon

poseur[n]

yapmacık tavırlı tip

posh[adj][adv]

şık • şık bir şekilde,zarifçe

posit[n][v]

postüla,önerme • varsaymak

position[n][v]

konum • yerleştirmek,konumlandırmak

positional[adj]

konumsal,pozisyona ilişkin

positioned[adj]

konumlandırılmış,iyi konumlanmış

positioning strategy[n]

konumlandırma stratejisi,pozisyonlama planı

positive[adj][n]

olumlu • pozitif,pozitif görüntü

positive angle[n]

pozitif açı

positive discrimination[n]

olumlu ayrımcılık

positive space[n]

pozitif alan

positively[adv]

olumlu şekilde

positivism[n]

olguculuk

positivity[n]

kesinlik,kararlılık

positron emission tomography[n]

pozitron emisyon tomografisi,PET

posology[n]

ilaç dozajı belirleme bilimi

posse[n]

polis grubu

possess[v]

sahip olmak

possessed[adj]

ele geçmiş,etkilenmiş

possession[n]

sahip olma

possessive[adj][n]

iyelik • iyelik durumu,iyelik hali

possessive adjective[n]

iyelik sıfatı

possessive determiner[n]

iyelik edatı

possessive noun[n]

iyelik ismi

possessive pronoun[n]

iyelik zamiri

possessor[n]

sahip

posset[n]

posset (içecek)

possibility[n]

olasılık

possible[adj][n]

mümkün • mümkün,başarı

possibly[adv]

nasıl (şaşırarak)

possum[n]

opossum

post[n][v][prep]

makam • afişe etmek • sonra

post card[n]

posta kartı,kartpostal

post hoc[n]

post hoc,post hoc mantığı

post hole digger[n]

direk çukuru kazıcı

post office[n]

postane

post press[n]

baskı sonrası

post scriptum[n]

son not,P.S.

post through it[phrase]
post-apocalyptic fiction[n]

sonrası felaket edebiyatı

post-apocalyptic film[n]

kıyamet sonrası filmi

post-colonial[adj]

post-kolonyal,sömürge sonrası

post-creole continuum[n]

kreol sonrası süreklilik

post-game[adj]

maç sonrası,oyun sonrası

post-harvest technology[n]
post-haste[adv]

ivedilikle,hızla

post-impressionism[n]

Ard İzlenimcilik

post-it[n]

yapışkan kağıt

post-metal[n]

post-metal

post-mortem[n]

otopsi,ölüm sonrası inceleme

post-painterly abstraction[n]

geç resimsel soyutlama

post-production[adj][n]

postprodüksiyon • son düzenleme

post-punk[n]

post-punk

post-rock[n]

post-rock

post-secondary non-tertiary education[n]

ortaöğretim sonrası yükseköğretim dışı eğitim,mesleki ve teknik eğitim

post-traumatic stress disorder[n]

travma sonrası stres bozukluğu

postage[n]

posta ücreti,pul

postage and handling[n]
postage and packing[n]
postage meter[n]

posta ücretini basan cihaz

postage stamp[n]

posta pulu,pul

postal card[n]

posta kartı,kartpostal

postal code[n]

posta kodu

postal service[n]

posta hizmeti,postane

postalveolar consonant[n]

artdişyuvasıl ünsüz

postbox[n]

posta kutusu

postcard[n]

kartpostal

postcentral gyrus[n]

postcentral girus,postcentral kıvrım

postcode[n]

posta kodu

postdate[v]

gelecekteki bir tarihi koymak

postdeterminer[n]

sonrasal edat

postdoctorate[n]

doktora sonrası,doktora sonrası araştırma

postdramatic theater[n]

postdramatik tiyatro

poster[n]

afiş

poster boy[n]

afiş çocuğu,mükemmel örnek

posterior[adj][n]

arkadaki • arka

posterior chamber[n]

arka kamara

posterior cranial fossa[n]

posterior cranial fossa

posterior tibial artery[n]

tibiyal arka atardamar

posterior tibial vein[n]

posterior tibial ven

posterity[n]

gelecek kuşak

postern[n]

arka kapı

postessive case[n]

ardılık hali

postgraduate[n][adj]

yüksek lisans öğrencisi • üniversite sonrası öğrenimle ilgili

postgraduate education[n]

lisansüstü eğitim,yüksek lisans eğitimi

LanGeek
Uygulamayı İndir