paring knifepartnership
/ 47
paring knifepartnership
paring knife[n]

soyma bıçağı,meyve bıçağı

paris[n]

Paris

parish[n]

yerel bir kilise bölgesi

parisian[adj][n]

Parisli • Parisli

parity[n]

tam eşitlik

park[n][v]

park • park etmek, bırakmak

park and ride[n]

park ve bin,otopark ve aktarma

park model rv[n]

park model karavan,tatil evi olarak kullanılan karavan

park ranger[n]
park skateboarding[n]

park kaykay,kaykay parkı

parka[n]

parka

parking[n]

otopark

parking area[n]

park alanı,otopark

parking brake[n]

park freni,el freni

parking fine[n]

park cezası

parking garage[n]

katlı otopark

parking lot[n]

otopark

parking meter[n]

parkmetre

parking space[n]

park yeri

parking spot[n]

park yeri,otopark noktası

parking ticket[n]

park cezası

parking zone[n]

park alanı

parkinson's disease[n]

parkinson hastalığı

parkland[n]

park bölgesi

parkour[n]

parkur

parkway[n]

gezi yolu,manzara yolu

parky[adj]

serin,soğuk

parlance[n]

konuşma tarzı

parlay[v][n]

kazandığını parayı çoğaltmak • birleşik bahis,art arda bahis

parlay into[v]

başarıya ulaşmak için elinden geleni yapmak

parley[n][v]

müzakere • müzakere etmek

parliament[n]

meclis

parliamentarian[n]

parlamenter,parlamento prosedürleri uzmanı

parliamentary[adj]

parlamentoya ait

parliamentary privilege[n]

parlamento dokunulmazlığı,parlamento ayrıcalığı

parlor[n]

salon

parlour[n]

salon,kabul salonu

parlous[adj]

tehlikeli

parmentier[adj]

patatesle hazırlanan

parmesan[n]

parmesan

parochial[adj]

bölge kilisesine bağlı

parody[n][v]

parodi • parodi yapmak,mizahi bir şekilde taklit etmek

parody film[n]

Parodi filmi

parole[n][v]

şartlı tahliye • şartlı tahliye etmek

parotid gland[n]

kulak altı bezi

paroxysm[n]

ani saldırı

parquet[n]

parter

parr[n]

par

parricide[n]

yakın akrabaları öldürme

parrot[n][v]

papağan • papağan gibi tekrarlamak,papağanlamak

parry[v][n]

engel olmak • karşı vuruş,savunma vuruşu

parse[v]

gramer açısından incelemek

parse tree[n]

ayrıştırma ağacı

parsec[n]

parsek,yaklaşık 3,26 ışık yılına eşdeğer astronomik mesafe birimi

parsimonious[adj]

nekes

parsimony[n]

aşırı tutumluluk

parsley[n]

maydanoz

parsnip[n]

yaban havucu

parson's nose[n]

tavuğun kıçı

part[n][v][adv]

bölüm • saçı ikiye bölmek • kısmen,bir kısmı

part and parcel[phrase]

ayrılmaz parça

part brass rags with[phrase]

biriyle tartışmak

part company[phrase]
part of speech[phrase]

sözcük türü

part of the furniture[phrase]

mekânın demirbaşı

part time[adj]

yarı zamanlı

part ways[phrase]

yolları ayırmak

part with[v]

vazgeçmek,ayrılmak

part-time[adj]

yarım gün

partake[v]

katılmak

partial[adj][n]

kısmi,parçalı • kısmi türev,kısmi

partiality[n]

taraf tutma

partially[adv]

sınırlı olarak

partible[adj]

bölünebilir

participant[n]

katılımcı,iştirakçi

participate[v]

katılmak

participating[adj]

katılan,dahil olan

participation[n]

katılım

participatory[adj]

katılımcı, iştirakçi

participle[n]

sıfat-fiil

participle adjective[n]

ortaç sıfat

particle[n]

tanecik

particle board screw[n]

sunta vidası

particle mask[n]

partikül maskesi,toz maskesi

particular[adj][n]

özel • ayrıntı,özellik

particularly[adv]

bilhassa

particulate[adj][n]

parçacıklı,parçacık halinde • parçacık,partikül madde

parting[n]

veda,ayrılık

partisan[n][adj]

partizan,çift ağızlı mızrak • partizan

partita[n]

partita,müzik süiti

partition[n][v]

bölme • bölmek,ayırmak

partition off[v]

parçalara ayırmak

partitive case[n]

belirli belirsiz nesne hâli

partitive determiner[n]

bölümsel edat

partlet[n]

partlet

partly[adv]

kısmen

partner[n][v]

hayat arkadaşı • eş,ortak olmak

partner dance[n]

partner dansı

partner in crime[phrase]
partnership[n]

müşareket

LanGeek
Uygulamayı İndir