paradiseparieto-occipital sulcus
/ 47
paradiseparieto-occipital sulcus
paradise[n]

huzurun olduğu yer

paradox[n]

paradoks

paradoxical[adj]

paradoksal

paradoxically[adv]

paradoksal olarak,çelişkili bir şekilde

paraglider[n]

yamaç paraşütü,uçurtma kanat

paragliding[n]

yamaç paraşütçülüğü

paragon[n]

erdem örneği

paragraph[n][v]

paragraf • paragraf yazmak,paragrafçı olarak çalışmak

parakeet[n]

parakeet papağanı

parallax[n]

paralaks,görünür yer değiştirme

parallel[adj][n][v][adv]

paralel • paralel • paralel olmak,paralel uzanmak • paralel olarak

parallel bars[n]

paralel barlar,paralel aletler

parallel circuit[n]
parallel of latitude[n]

enlem paraleli,enlem dairesi

parallel skiing[n]

paralel kayak,paralel iniş

parallel turn[n]

paralel dönüş,paralel viraj

parallelepiped[n]

paralel yüzlü

parallelepipedon[n]

paralelkenar prizma,dikdörtgenler prizması

parallelogram[n]

paralelkenar

parallelopiped[n]

paralelkenar prizma,tabanları paralelkenar olan prizma

parallelopipedon[n]

paralelkenar prizma,paralelyüz

paralympian[n][adj]

engelli olimpiyatları sporcusu • engelli olimpiyatlara ilişkin

paralympic shooting[n]

Paralimpik atıcılık,Paralimpik spor atıcılığı

paralympic soccer[n]

Paralimpik futbol,Paralimpik soccer

paralympics[n]

Paralimpik Oyunlar

paralysis[n]

felç

paralytic[n][adj]

felçli,felç geçirmiş kişi • felçli ilgili,felç niteliğinde

paralyze[v]

felçe uğratmak

paralyzed[adj]

felçli,hareket edemeyen

paramedic[n]

doktor yardımcısı

paramedical[n][adj]

paramedik,tıbbi yardımcı • paramedikal

parameter[n]

değiştirge

parametric design[n]

parametrik tasarım

parametricism[n]

parametrik mimarlık

paramotor[n]

paramotor,motorlu yamaç paraşütü

paramotoring[n]

paramotor,paramotor uçuşu

paramount[adj]

üstün

paramour[n]

sevgili

paranoia[n]

paranoya

paranoiac[n][adj]

paranoyak,paranoya hastası • paranoyak,şüpheci

paranoid[adj][n]

paranoyak • paranoyak

paranoid fiction[n]

şüpheci edebiyat

paranormal[adj][n]

paranormal, doğaüstü • paranormal, doğaüstü

paranormal fiction[n]

paranormal kurgu

paranormal romance[n]

doğaüstü romantizm

parapet[n]

parapet,siper

paraphernalia[n]

araç gereç

paraphrase[n][v]

parafraz,yeniden ifade etme • başka sözcüklerle açıklamak

paraplegia[n]

belden aşağı felç

paraprofessional[n]

paraprofesyonel,eğitimli asistan

parasailing[n]

deniz paraşütü

parasite[n]

asalak

parasitic[adj]

parazitik,asalak

parasitic gap[n]

parazitik boşluk

parasocial[adj]

parasosyal,parasosyal

parasol[n]

güneşlik

parasport[n]

paraspor,adaptif spor

parasympathetic[adj][n]

parasempatik • parasempatik,parasempatik sinir sistemi

parasympathetic nervous system[n]

parasempatik sinir sistemi

paratha[n]

paratha

parathyroid gland[n]

paratiroid bezi

parathyroid hormone[n]

paratiroid hormonu

paratrooper[n]

paraşütçü,askeri paraşütçü

paratyphoid fever[n]

paratifo ateşi

parboil[v]

yarı kaynatmak

parcel[n][v]

parsel,hisse • bölmek,paylaştırmak

parcel out[v]

dağıtmak,paylaştırmak

parch[v]

kurumak

parched[adj][n]

kurumuş • basit bir muhasebe sistemi,tek girişli muhasebe defteri

parching[adj]

kavurucu,kurutucu

parchment[n][adj]

parşömen,yazı için hazırlanmış hayvan derisi • grimsi sarı

parchment craft[n]

pergament kağıt sanatı

pardon[n][v]

af,bağışlama • bağışlamak

pardon french[phrase]

lafım için kusura bakmayın

pare[v]

soymak,kabuğunu çıkarmak

pare down[v]

yavaş yavaş azaltmak,gereksizleri çıkararak küçültmek

parent[n][v]

evebeyn • yetiştirmek,eğitmek

parent-teacher association[n]

veli-öğretmen birliği,veli ve öğretmenler derneği

parent–teacher conference[n]

veli-öğretmen görüşmesi,ebeveyn-öğretmen toplantısı

parentage[n]

soy,nesil

parental[adj]

ebeveyne ait

parental controls[n]

ebeveyn kontrol sistemi

parental guidance[n]

PG

parenthesis[n]

parantez

parenthetical comma[n]

parantez içi virgül

parenting[n]

ebeveynlik

parents-in-law[n]

kayınvalide ve kayınpeder

parents' evening[phrase]

veli toplantısı

parer[n]

meyve veya sebzeleri soymak için kullanılan küçük keskin bir bıçak

parfait[n]

parfe

pargeting[n]

sıva kabartması

pariah[n]

toplumdan dışlanmış kimse

parian doll[n]

parian oyuncağı

paridae[n]

paridae,baştankara ve chickadeeler

parietal bone[n]

paryetal kemik

parietal cortex[n]

parietal lob

parietal gyrus[n]

parietal girus

parietal lobe[n]

parietal lob

parieto-occipital fissure[n]

parieto-oksipital fissür,parieto-oksipital oluk

parieto-occipital sulcus[n]

parieto-oksipital sulkus,parieto-oksipital yarık

LanGeek
Uygulamayı İndir