to rip
rip
rɪp
rip
lipdippiphip

"rip"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to rip
01

yırtmak

to tear, cut, or open something forcefully and quickly 
Transitive: to rip a fabric or paper
to rip definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
rip
3. tekil kişi
rips
şimdiki zaman ortacı
ripping
basit geçmiş zaman
ripped
geçmiş zaman ortacı
ripped
Örnekler
She accidentally ripped her favorite shirt on a sharp nail sticking out from the fence. 

Kazara, çitin dışarı çıkan keskin bir çivisiyle en sevdiği gömleğini yırttı.

1.1

yırtmak, parçalamak

to be violently torn 
Intransitive
Örnekler
The paper started to rip along the crease as I unfolded it. 

Kağıdı açarken, kat yerinden yırtılmaya başladı.

02

liflemek, ahşabı damar yönünde kesmek

to cut wood lengthwise, following the direction of the grain 
Transitive: to rip wood
Örnekler
The carpenter used a table saw to rip the boards into narrower strips for the flooring project. 

Marangoz, döşeme projesi için tahtaları daha dar şeritler halinde kesmek için bir masa testeresi kullandı.

03

parçalamak, harap etmek

to move with great speed and force, causing destruction or damage in the process 
Intransitive
Örnekler
The tornado ripped through the town, leaving a trail of destruction in its wake. 

Kasırga kasabayı parçalayarak geçti ve ardında bir yıkım izi bıraktı.

04

sert bir şekilde eleştirmek, yerden yere vurmak

to sharply criticize or condemn someone or something 
Transitive: to rip someone's work
Örnekler
The film critic ripped the director's latest movie, calling it a shallow and poorly executed film. 

Film eleştirmeni, yönetmenin son filmini paramparça etti, onu sığ ve kötü yapılmış bir film olarak nitelendirdi.

05

çalmak, aşırmak

to take something dishonestly or unlawfully 
Transitive: to rip sth
Örnekler
The burglars ripped the valuable artwork from the museum in the dead of night. 

Hırsızlar, gecenin bir yarısında müzeden değerli sanat eserini koparıp aldılar.

06

CD'den MP3'e aktarmak

to extract audio or video content from a physical medium, such as a CD or DVD and convert it into a digital format for storage or playback 
Transitive: to rip audio or video content
Örnekler
He used a specialized software to rip the tracks from his CD collection onto his computer. 

CD koleksiyonundaki parçaları bilgisayarına aktarmak için özel bir yazılım kullandı.

01

yırtık, yırtılma

the action of tearing or splitting something 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
rips
Örnekler
He felt a rip in his shirt after catching it on the fence. 

Gömleğini çite taktıktan sonra bir yırtık hissetti.

02

rip akıntısı, geri çekilme akıntısı

a stretch of fast, turbulent water in a river or the sea caused by currents crossing or colliding 
Örnekler
Surfers were warned about the dangerous rip near the shore. 

Sörfçüler, kıyı yakınındaki tehlikeli rip akıntısı hakkında uyarıldı.

03

yırtık, yırtılma

an opening created by forcefully tearing or pulling something apart 
Örnekler
There was a rip in the envelope where it had been torn open. 

Zarfın açıldığı yerde bir yırtık vardı.

04

ahlaksız, çapkın

a morally loose or reckless man prominent in fashionable society 
Örnekler
He was known as a rip who spent extravagantly on parties. 

Partilerde savurganca harcayan bir rip olarak bilinirdi.

05

hırsızlık, çalma

the act or practice of stealing 
Örnekler
The shop had to close early after a rip occurred last night. 

Dün gece bir hırsızlık meydana geldikten sonra dükkan erken kapatmak zorunda kaldı.

Leksikal Ağaç

ripped
ripper
ripping
rip
App
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store