lean
lean
lin
lin
/lˈiːn/

"lean"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to lean
01

eğilmek

to bend from a straight position typically to rest the body against something for support
Intransitive: to lean against sth | to lean on sth
to lean definition and meaning
Örnekler
The teenager leaned on the fence, engrossed in a conversation with a friend.
Genç, bir arkadaşıyla sohbete dalmış halde çitin üzerine yaslandı.
02

eğilim göstermek

to have a tendency to choose or support something
Intransitive: to lean toward a specific option
Örnekler
When it comes to music, I lean more toward jazz than rock.
Müzik söz konusu olduğunda, rock'tan ziyade caza eğilim gösteriyorum.
03

dayanmak, güvenmek

to depend on for support, guidance, or inspiration
Transitive: to lean on sb/sth
Örnekler
During the creative process, artists often lean on their personal experiences for inspiration.
Yaratıcı süreç boyunca, sanatçılar ilham almak için sıklıkla kişisel deneyimlerine dayanırlar.
04

yaslamak, dayamak

to cause or allow something to rest against another object
Transitive: to lean sth against sth
Örnekler
He leaned the ladder against the house to reach the upper windows for cleaning.
Temizlik için üst pencerelere ulaşmak için merdiveni eve dayadı.
lean
01

endamlı

having little body fat
lean definition and meaning
Örnekler
Eating a balanced diet helped her stay lean and energetic.
Düzenli egzersizle zayıf bir vücut tuttu.
02

yağsız

(of meat) containing little or no fat
lean definition and meaning
Örnekler
The recipe called for lean pork.
Tarif yağsız domuz eti gerektiriyordu.
03

fakir, zayıf

low in minerals or combustible material
Örnekler
The lean sediment lacked nutrients for crops.
Yağsız sediment, mahsuller için besin maddelerinden yoksundu.
04

kâr getirmeyen, az kazançlı

not yielding profit
Örnekler
The startup faced lean months before gaining investors.
Startup, yatırımcıları kazanmadan önce zor aylarla karşı karşıya kaldı.
05

kıt, az

having little extra or surplus
Örnekler
Lean operations help reduce waste.
Lean operasyonlar atıkları azaltmaya yardımcı olur.
Lean
01

eğim, meyil

the angle or tilt of a line, surface, or object away from the vertical
02

lean, mor içecek

a recreational drink made from codeine-laced promethazine syrup, often mixed with soda and candy
Slang
Örnekler
They spent the evening relaxing with lean in hand.
Akşamı ellerinde lean ile rahatlayarak geçirdiler.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store