Ara
to lash
01
kırbaçlamak, kamçılamak
to harshly beat someone using a whip or rod
Transitive: to lash sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
lash
3. tekil kişi
lashes
şimdiki zaman ortacı
lashing
basit geçmiş zaman
lashed
geçmiş zaman ortacı
lashed
Örnekler
The cruel taskmaster would lash the slaves for the slightest mistakes.
Acımasız görevli, en ufak hatalar için köleleri kırbaçlardı.
02
bağlamak, sıkıca bağlamak
to tie or secure something using a rope, chain, etc.
Transitive: to lash two or more things | to lash sth to an immobile object
Örnekler
He lashed the boxes together with a sturdy rope for easier transportation.
Daha kolay taşıma için sağlam bir iple kutuları birbirine bağladı.
03
kırbaçlamak, kamçılamak
(of a natural force) to strike or whip forcefully against an object
Transitive: to lash sth
Örnekler
The wind lashed the sails of the ship, propelling it forward with great speed.
Rüzgar geminin yelkenlerini kamçıladı, onu büyük bir hızla ileri doğru itti.
04
şiddetle sallamak, kırbaçlamak
(of an animal) to swiftly and violently move a part of its body, particularly the tail
Transitive: to lash a part of the body
Örnekler
The cat lashed its tail angrily when approached by the unfamiliar dog.
Kedi, tanıdık olmayan köpek yaklaştığında kuyruğunu öfkeyle salladı.
05
sert bir şekilde eleştirmek, yermek
to criticize someone or something in a very angry or forceful way
Örnekler
The coach lashed the players for their poor performance.
Koç, oyuncuları kötü performansları için fırçaladı.
Lash
01
kirpik, kirpikler
any of the short curved hairs that grow from the edges of the eyelids
02
kırbaç darbesi, kamçı vuruşu
a quick blow delivered with a whip or whiplike object
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
lashes
03
kırbaç kayışı, deri şerit
leather strip that forms the flexible part of a whip
Leksikal Ağaç
lasher
lashing
lashing
lash



























