Ara
souffler
01
üflemek
déplacer de l'air ou faire bouger quelque chose par le vent ou par la respiration
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
souffle
1. çoğul kişi
soufflons
gelecek zamanda 1. kişi
soufflerai
şimdiki zaman ortacı
soufflant
geçmiş zaman ortacı
soufflé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
soufflions
Örnekler
Le vent souffle fort aujourd'hui.
Rüzgar bugün esiyor.
02
üflemek, üflemek
émettre de l'air par la bouche ou les poumons , souvent pour refroidir ou nettoyer
Örnekler
Elle souffle les bougies de son gâteau d'anniversaire.
Doğum günü pastesinin mumlarını üfler.
03
soluk soluğa kalmak, nefes nefese olmak
respirer avec effort ou émettre de l'air en respirant
Örnekler
Il souffle après avoir couru 10 minutes.
10 dakika koştuktan sonra soluk soluğa kalır.
04
fısıldamak, fısıltıyla konuşmak
parler très doucement ou murmurer à quelqu'un
Örnekler
Il souffle un mot à son ami pendant la réunion.
Toplantı sırasında arkadaşına bir kelime fısıldar.
05
şaşırtmak, hayrete düşürmek
surprendre ou étonner fortement quelqu'un
Örnekler
La beauté du paysage m'a soufflé.
Manzaranın güzelliği beni hayrete düşürdü.
06
nefes almak, nefesini düzeltmek
prendre une respiration pour se calmer ou se reposer
Örnekler
Il souffle un moment avant de continuer la course.
Yarışa devam etmeden önce bir an nefes alır.
07
patlatmak, havaya uçurmak
détruire quelque chose avec une force violente comme une explosion ou un vent puissant
Örnekler
L'explosion a soufflé le bâtiment.
Patlama binayı havaya uçurdu.
08
fısıldamak, fısıltı yapmak
donner un conseil ou suggérer quelque chose à quelqu'un
Örnekler
Il souffle la réponse à son ami pendant l'examen.
Sınav sırasında arkadaşına cevabı fısıldar.
09
gizlice çalmak, sessizce almak
subtiliser quelque chose discrètement
Örnekler
Il souffle la montre sur la table sans que personne ne voie.
Üfleyerek masadaki saati kimse görmeden alır.



























