club sodacobble together
/ 58
club sodacobble together
club soda[n]

soda

club sofa[n]

klüp kanepe

club together[v]

ortaklaşa katkıda bulunmak,bir araya gelip katkı yapmak

clubbing[n]

gece kulübü eğlencesi

clubhouse[n]

kulüp binası

cluck[v][n]

gıdaklamak • gıdaklama

clue[n]

ipucu,iz

clue in[v]

bilgilendirmek,haberdar etmek

cluedo[n]

ipucu oyunu

clueless[adj]

bilgisiz,şaşkın

clump[n][v]

küme,yığın • toplamak,kümelenmek

clumsily[adv]

beceriksizce

clumsy[adj]

hödük

clun forest[n]

Clun Forest koyunu

clunge[n]

vulva,am

clunker[n]

hurda,külüstür

clunky[adj]

takırtı sesi çıkaran,metalik bir ses üreten

cluster[n][v]

küme,yığın • kümelemek,toplanmak

cluster reduction[n]

ünsüz grup azaltma

clusterfuck[n]

karmakarışıklık,fiyasko

clustering[n]

kümeleme,gruplandırma

clutch[v][n][adj]

yakalamak • debriyaj • baskı altında mükemmel,kritik anlarda güvenilir

clutch bag[n]

el çantası,kluç çanta

clutch pedal[n]

debriyaj pedalı,kavrama pedalı

clutch size[n]

kuluçka büyüklüğü,bir seferde yumurtlanan yumurta sayısı

clutter[n][v]

dağınıklık • dağınık bir şekilde doldurmak,karmakarışık etmek

clutter up[v]

dağınık hale getirmek,karmakarışık etmek

cluttered[adj]

dağınık,karmakarışık

clydesdale[n]

klidestal atı

cmc[n]

bilgisayar aracılı iletişim

cmyk[n]

CMYK renk modeli

cn tower[n]

CN Kulesi,CN Kulesi (Toronto'da yayın yapan 1815 feet yüksekliğinde bir kule)

co-author[v][n]

ortak yazarlık yapmak • ortak yazar

co-driver[n]

yardımcı sürücü,navigatör

co-edition[n]

ortak yayın

co-education[n]

karma öğretim

co-found[v]

birlikte kurmak,kurucu ortak olmak

co-hyponym[n]

eşaltanlamlık

co-occurrent[adj]

eşzamanlı,aynı anda olan

co-opt[v]

koopte etmek,üyeliğe seçmek

co-owner[n]

ortak sahip,müşterek malik

co-parent[n]

ortak ebeveyn

co-pilot[n]

yardımcı pilot

co-sign[v]

birlikte imzalamak,ortak imza atmak

co-signatory[n]

müşterek imzacı,ortak imza sahibi

co-star[n][v]

başrolü paylaşan oyuncu • yardımcı oyuncu olmak,başrolü paylaşmak

co2[n]

karbondioksit,CO2

coach[n][v]

antrenör • eğitmek,koçluk yapmak

coach dog[n]

siyah benekli beyaz köpek

coach station[n]

otobüs terminali

coaching[n]

koçluk,eğitim

coachman[n]

arabacı,fayton sürücüsü

coagulate[v][adj]

pıhtılaşmak • pıhtılaşmış,katılaşmış

coagulated[adj]

pıhtılaşmış,katılaşmış

coagulum[n]

pıhtı,koagulum

coal[n][v]

kömür • kömür almak,kömür yüklemek

coal black[n]

kömür karası,kömür gibi siyah

coal miner[n]
coal pusher[n]

kömür itici,otomatik kömür besleyici

coal-black[adj]

kömür karası

coal-burning[adj]

kömür yakan,kömür yakıtlı

coal-fired[adj]

kömür yakıtlı

coalesce[v]

karıştırmak

coalescence[n]

birleşme,kaynaşma

coalition[n]

geçici birleşme

coarse[adj]

kaba

coarse-textured[adj]

kaba dokulu,pürüzlü

coarsely[adv]

kaba bir şekilde,pürüzlü bir şekilde

coarsen[v]

kabalaştırmak,kaba hale getirmek

coarticulation[n]

eşsesletim

coast[n][v]

kıyı • beleşten ilerlemek

coast along[v]

çaba harcamadan ilerlemek,kolayca ilerlemek

coast guard[n]

sahil güvenlik,kıyı koruma

coast to coast[adj]

kıyıdan kıyıya

coastal[adj]

sahile ait

coastal plain[n]
coaster[n]

bardak altlığı

coastguard[n]

sahil güvenlik,kıyı koruma

coastline[n]

sahil şeridi

coat[n][v]

palto • kaplamak

coat check[n]
coat hanger[n]

elbise askısı

coat of arms[n]

hanedan arması

coat peg[n]

giysi askısı

coat rack[n]

Askılık,Palto askısı

coat stand[n]

giysi askısı

coatdress[n]

ceket elbise

coatee[n]

askeri ceket

coati[n]

koati

coating[n]

kaplama

coating consistency[n]

kıvam

coax[v][n]

dil dökmek • koaksiyel kablo,koaks kablo

coaxial[adj]

ortak eksenli

coaxial cable[n]

koaksiyel kablo

coaxing[adj][n]

tatlı dille ikna eden • tatlı dille ikna etme

cob[n]

*erkek kuğu

cobalt[n]

kobalt

cobalt blue[adj]

kobalt mavisi

cobb salad[n]

Cobb salatası

cobble together[v]

uydurmak,aceleyle bir araya getirmek

LanGeek
Uygulamayı İndir