circumferenceclamber
/ 58
circumferenceclamber
circumference[n]

çevre

circumferent[adj]

çevresel,periferik

circumfix[n]

kelimenin hem başına hem de sonuna getirilen ek

circumflex[n]

düzeltme işareti

circumlocution[n]

dolaylama

circumlocutory[adj]

dolaylı,gereksiz uzun ve dolambaçlı dil kullanan

circumnavigate[v]

gemiyle veya uçakla dünyayı dolaşmak

circumnavigation[n]

etrafını dolaşma

circumpolar[adj]

kutupsal,kutup çevresi

circumposition[n]

çevreleyici edat

circumscribe[v]

kısıtlamak

circumspect[adj]

tedbirli

circumstance[n]

durum,koşul

circumstantial[adj]

dolaylı,tahmini

circumvent[v]

kaçınmak

circumvention[n]

kaçınma

circus[n]

sirk

cirrhosis[n]

siroz

cirrus[n]

sirus,dokunsal uzantı

cirrus cloud[n]

cirrus bulutu,cirrus

cisgender[adj]

cisseksüel

cishet[n]

bir cishet,bir cishet kişi

cisqueer[n]

cisqueer,cisqueer kişi

cistercian architecture[n]

Cistercian dönemi mimarisi

cistern[n]

sarnıç

cisterna[n]

sisterna

cistron[n]

cistron,DNA segmenti

citadel[n]

hisar

citation[n]

alıntı

cite[v][n]

değinmek • alıntı,referans

cither[n]

siter,telli çalgı

cithern[n]

siter,sitole

citizen[n]

vatandaş

citizen journalism[n]

yurttaş gazeteciliği

citizenry[n]

vatandaşlık

citizens advice[n]

Vatandaş Danışma,Vatandaşlara Tavsiye

citizenship[n]

vatandaşlık

citole[n]

sitole,armudi şekilli telli çalgı

citrange[n]

sitranj

citric[adj]

sitrik,narenciye

citric acid[n]

sitrik asit,limon asidi

citrine[n][adj]

sitrin • limon sarısı

citron[n][adj]

ağaç kavunu • yeşilimsi bir sarı tonu

citrous fruit[n]

narenciye,turunçgiller

citrus[n]

narenciye

citrus bergamia[n]

bergamot,citrus bergamia

citrus fruit[n]

narenciye,turunçgiller

citrus limon[n]

limon ağacı,narenciye limonu

citrus limonia[n]

citrus limonia,portakal kabuğu ile çok ekşi meyvesi olan mandalina ve limon arası melez

citrus whitefly[n]

turunçgil aksineği

citrusy[adj]

narenciye tadında,limonumsu

cittern[n]

cittern

city[n]

şehir

city break[n]

kısa süreli şehir turu

city center[n]

şehir merkezi

city council[n]

belediye meclisi,kent konseyi

city desk[n]

gazetede yerli haber bölümü

city dweller[n]

şehir sakini,kentli

city hall[n]

belediye binası

city map[n]

şehir haritası,kent planı

city planner[n]
city technology college[n]

Şehir Teknoloji Koleji,Kent Teknoloji Lisesi

city-state[n]
cityscape[n]

şehir manzarası

civet[n]

misk kedisi

civic[adj]

kentsel

civic journalism[n]

toplum gazeteciliği

civically[adv]

vatandaşlıkla ilgili olarak,toplumsal sorumluluklar bağlamında

civics[n]

vatandaşlık bilgisi,yurttaşlık eğitimi

civil[adj]

kamu

civil disobedience[n]

sivil itaatsizlik,pasif direniş

civil engineer[n]

inşaat mühendisi

civil engineering[n]

inşaat mühendisliği

civil law[n]

medeni hukuk,medeni hukuk

civil right[n]

medeni hak,temel özgürlük

civil rights movement[n]

sivil haklar hareketi,medeni haklar hareketi

civil servant[n]

devlet memuru

civil service[n]

kamu hizmeti,devlet memurluğu

civil war[n]

iç savaş

civilian[adj][n]

sivil • sivil

civilian casualty[n]

sivil kayıp,sivil zayiat

civilian clothing[n]

sivil giyim,sivil kıyafet

civilian dress[n]

sivil kıyafet,sivil giyim

civilian garb[n]

sivil kıyafet,sivil giysi

civilization[n]

uygarlık

civilized[adj]

medeni,uygar

civilly[adv]

nazikçe,kibarca

clabber[n][v]

kaymak tutmuş süt • kesik hale gelmek,lor haline dönüşmek

clackers[n]

clackers oyuncağı

clad[adj]

giyinik,kuşanmış

cladding[n]

kaplama,giydirme

cladistics[n]

kladistik

claim[v][n]

iddia etmek • talep

claimant[n]

davacı

clairvoyant[n][adj]

durugörü,medyum • kahin

clam[n][v]

deniz tarağı • deniz tarakları toplamak,deniz kestanesi toplamak

clam chowder[n]

deniz tarağı çorbası

clam up[v]

tek bir kelime etmemek

clamant[adj]

acil,ivedi

clamber[v][n]

sürünerek tırmanmak • zorlu tırmanış,beceriksiz tırmanma

LanGeek
Uygulamayı İndir