color income full circle
/ 58
color income full circle
color in[v]

boyamak

color photography[n]

renkli fotoğrafçılık

color retention agent[n]

renk koruyucu

color wheel[n]

renk tekeri

colorado[n]

Colorado

colorado beetle[n]

patates böceği

colorado potato beetle[n]

patates böceği

colorant[adj]

renklendirici

coloratura[n]

süslü vokal tekniği

colored[adj]

renkli

colored chalk[n]

renkli tebeşir,renkli kireç taşı

colored pencil[n]

renkli kalem

colorfast[adj]

solmaz,renk atmayan

colorful[adj]

rengarenk

colorfully[adv]

renkli bir şekilde,rengarenk

coloring[n]

renklendirme

coloring agent[n]

renklendirici,boyar madde

colorist[n]

renk uzmanı,saç boyama teknikleri uzmanı

colorize[v]

renklendirmek

colossal[adj]

devasa,muazzam

colosseum[n]

Kolezyum,Flavius Amfitiyatrosu

colossus[n]

devasa şey

colostomy[n]

kolostomi

colourfast[adj]

renk atmaz,solmaz

colposcopy[n]

kolposkopi

colt[n]

tay

columbarium[n]

yakılmış cesetlerin küllerinin saklandığı yer

columbary[n]

güvercin yuvası

columbidae[n]

columbidae,güvercinler ve kumrular

column[n]

sütun

column inch[n]

reklam ölçü birimi

columnist[n]

köşe yazarı

coma[n]

koma

comal[adj][n]

comal, comal (pamuk gibi belirli tohumların bir tutam veya tutamlar halinde tüyleri olan) • comal tavası

comatose[adj]

koma halinde

comb[n][v]

tarak • taramak

comb binding[n]

taraklı ciltleme

comb-footed spider[n]

tarak ayaklı örümcek

combat[n][v]

muharebe • mücadele etmek

combat athlete[n]

dövüş sporcusu,mücadele sporcusu

combat boot[n]

postal

combat sidestroke[n]

muharebe yan vuruşu,askeri operasyonlarda kullanılan yüzme tekniği

combat sport[n]

dövüş sporu,mücadele sporu

combat trousers[n]

kargo pantolon

combatant[adj][n]

savaşçı, savaşa hazır • savaşçı

combative[adj]

kavgacı,savaşçı

comber[n]

tarak makinesi,tarağı makinesi

combination[n]

kombinasyon

combination defense[n]

kombinasyon savunması

combination wrench[n]

kombine anahtar

combinatory categorial grammar[n]

birleştirici kategori dilbilgisi

combine[v][n]

birleşmek • biçerdöver,harman makinesi

combined[adj]

birleşik,kombine

combing[n]

taraklama,saç düzeltme

combust[v]

yanmak,tutuşmak

combustible[n][adj]

yanıcı madde • yanıcı, tutuşabilir

combustion[n]

yanma

combustion chamber[n]

yanma odası,yanma hücresi

come[v][n][prep]

gelmek • meni • Geldiğinde,Geldiği zaman

come a cropper[phrase]

birden başarısız olmak

come a long way[phrase]

çok yol katetmek

come about[v]

meydana gelmek

come across[v]

denk gelmek

come after[v]

takip etmek

come alive[phrase]
come along[v]

ilerlemek,gelişmek

come and go[phrase]

gelip geçmek

come apart[v]

parçalara ayrılmak,sökülmek

come apart at the seams[phrase]

baskı altında dağılmak

come around[v]

kendi görüşünden caymak

come as a[phrase]

şaşırtmak

come at[v]

üstüne yürümek

come away[v]

belli bir duyguya sahip bir yerden ayrılmak

come back[v]

geri dönmek

come back in[v]

eski seviyesine gelmek

come back on[v]
come back to bite[phrase]
come back to haunt[phrase]
come back to life[phrase]
come before[v]

daha önemli olmak

come between[v]

araya girmek,bölmek

come bottom[v]

sonuncu olmak,en alt sırada yer almak

come by[v]

uğramak

come clean[phrase]

sonunda gerçeği itiraf etmek

come close[phrase]
come crashing down[phrase]
come down[v]

düşmek

come down in buckets[phrase]
come down on[v]

üzerine gelmek,sertçe eleştirmek

come down on like a ton of bricks[phrase]

birine çok sert davranmak

come down on one side of the fence or the other[phrase]

bir tarafta karar kılmak

come down to[v]

ilgili olmak

come down with[v]

hastalık kapmak

come due[phrase]
come far[phrase]
come for[v]

yakalamak için aramak

come forth[v]

ortaya çıkmak,belirmek

come forward[v]

ortaya çıkmak,ileri çıkmak

come from[v]

bir yere ait olmak

come full circle[phrase]

dönüp dolaşıp başa gelmek

LanGeek
Uygulamayı İndir