cobblercoexistence
/ 58
cobblercoexistence
cobbler[n]

ayakkabıcı

cobblers[n]

taşaklar,testisler

cobblestone[n][v]

arnavut kaldırımı taşı,parke taşı • arnavut kaldırımı döşemek, kaldırım taşı döşemek

cobra[n]

kobra yılanı

cobweb[n]

örümcek ağı

cobwebby[adj]

örümcek ağıyla kaplı,örümcek ağı dolu

coca-cola[n]

coca cola

cocaine[n]

kokain

cochlea[n]

kulak salyangozu

cochlear duct[n]

kulak salyangozu kanalı

cocido[n]

cocido

cock[n][v]

horoz • tetik kurmak,horozu kurmak

cock block[n][v]

flört engeli,ilişki sabote eden • engellemek,engel olmak

cock breath[n]

sperm nefesi,meni kokan nefes

cock gobbler[n]

yalamacı,saksocu

cock holster[n]

sik taşıyıcı,sik kılıfı

cock jockey[n]

sik süvarisi,serseri ibne

cock snot[n]

kalın meni,yapışkan döl

cock up[v]

berbat etmek,mahvetmek

cock walk[n]

horoz yürüyüşü,aşırı cinsel cüret

cock-a-doodle-doo[n]

horoz ötmesi

cock-a-leekie[n]

cock-a-leekie

cock-and-bull story[n]

uyduruk bahane

cockade[n]

kokart

cockalorum[n]

böbürlenen adam,kendini beğenmiş kişi

cockatiel[n]

sultan papağanı

cockatoo[n]

kakadu

cockboy[n]

itaatkâr oğlan,pasif erkek

cockburger[n]

aşağılık kişi,değersiz kimse

cocker[n][v]

İngiliz Cocker Spaniel köpeği • şımartmak,aşırı hoşgörü göstermek

cockerel[n]

yavru horoz

cockeyed[adj]

eğri,yamuk

cockhead[n]

aptal,salak

cockholster[n]

sikisci,yalamaci

cockle[n][v]

tarak kabuğu • buruşturmak,kırıştırmak

cockmuncher[n]

orospu çocuğu,piç

cockney[n][adj]

cockney,cockney lehçesi • cockney,cockney'lerle ilgili

cockpit[n]

kokpit

cockpit cover[n]

kokpit örtüsü,kokpit kapağı

cockroach[n]

hamam böceği

cockscomb[n]

ibik

cocksucker[n]

orospu çocuğu,piç

cocktail[n]

kokteyl

cocktail dress[n]

kokteyl elbisesi

cocktail glass[n]

kokteyl bardağı

cocktail party[n]
cocktail sauce[n]

kokteyl sosu

cocktail stick[n]

kokteyl çubuğu

cocktail table[n]

alçak masa,kokteyl masası

cocktease[n]

azdırıcı,oyuncu

cockup[n]

fiyasko,gaffe

cockwaddle[n]

aptal,ahmak

cockwaffle[n]

aptal,salak

cockweasel[n]

alçak,hain

cockwomble[n]

aptal,ahmak

cocky[adj]

kibirli,kendini beğenmiş

cocoa[n]

çikolatalı süt

cocoa powder[n]

kakao tozu,toz kakao

cocoanut[n]

hindistan cevizi,koko

coconut[n]

hindistan cevizi

coconut cake[n]

hindistan cevizli kek

coconut milk[n]

hindistan cevizi sütü

coconut oil[n]

hindistan cevizi yağı

coconut palm[n]
coconut shy[n]

hindistan cevizlerinin topla düşürüldüğü bir panayır oyunu

coconut soup[n]

hindistan cevizi çorbası

coconut water[n]

hindistan cevizi suyu

cocoon[n][v]

koza • krizalit gibi sarmak,korunma için krizalit gibi sarmak

cocoyam[n]

kocoyam,gölevez

cod[n][v][adv][adj]

mezgit • sürekli eleştirmek,taciz etmek • teslimatta tahsilat,teslimat anında • teslimatta ödemeli,teslim anında ödemeli

cod gray[adj]

mavimsi gri

coda[n]

koda

coddle[v]

üzerine titremek

coddled egg[n]

rafadan yumurta,hafifçe kaynatılmış yumurta

code[n][v]

kod,şifre • kodlamak,sınıflandırmak

code of silence[phrase]
code word[n]

kod kelimesi

code-switching[n]

diller arası geçiş yapma

codec[n]

kod çözücü

codeine[n]

kodein

codenames[n]

codenames oyunu

coder[n]

kodlayıcı,geliştirici

codex[n]

el yazması kitap

codfish[n]

morina balığı

codicil[n]

vasiyet eki,vasiyetname ilavesi

codify[v]

kodlamak,yasa haline getirmek

coding[n]

kodlama,programlama

codlin moth[n]

elma koza güvesi

codling[n]

morina yavrusu

codon[n]

kodon,kodon dizisi

codpiece[n]

erkeklerin cinsel bölgelerini saklamak amacıyla giydikleri kumaş parçası

coefficient[n]

katsayı,çarpan faktör

coelacanth[n]

sölekant balığı

coerce[v]

mecbur etmek

coercion[n]

baskı

coercive[adj]

zorlayıcı

coercive control[n]

zorlayıcı kontrol,baskıcı denetim

coeval[n][adj]

çağdaş,akran • çağdaş,aynı dönemde var olan

coexist[v]

bir arada var olmak

coexistence[n]

birlikte var olma

LanGeek
Uygulamayı İndir