caimitocalorie
/ 58
caimitocalorie
caimito[n]

yıldız elması

cairn[n]
cairo[n]

Kahire

caisson[n]

kason,su geçirmez oda

caitiff[n][adj]

korkak,aşağılık • korkak

cajole[v]

tatlı sözle kandırmak

cake[n][v][adj]

pasta • kaplamak,örtmek • çocuk oyuncağı,çok kolay

cake and pie server[n]

pasta ve turta dilimleyici

cake flour[n]

kek unu

cake is dough[phrase]

çabası boşa gitmek

cake pan[n]

pasta kalıbı

caker[n]

İngilizce konuşan bir Kanadalı,bir Kanadalı İngilizce konuşan

cakewalk[n][v]

cakewalk (dans) • cakewalk dansını yapmak,cakewalk yapmak

calabash[n]

su kabağı

calabrese[n]

calabrese

calamari[n]

kalamar

calamine lotion[n]

kalamin losyonu,kalamin

calamitous[adj]

felaket getiren,yıkıcı

calamity[n]

musibet

calcification[n]

kalsifikasyon,kireçlenme

calcium[n]

kalsiyum

calcium carbonate[n]

kalsiyum karbonat

calcium imaging[n]

kalsiyum görüntüleme

calculable[adj]

hesaplanabilir

calculate[v]

hesaplamak

calculated[adj]

hesaplanmış,önceden düşünülmüş

calculating[adj]

tedbirli

calculating machine[n]

hesap makinesi,mekanik hesap makinesi

calculation[n]

hesaplama

calculator[n]

hesap makinesi

calculus[n]

taş,kalkül

caldera[n]

kaldera,volkanik krater

calendar[n][v]

takvim • takvim,planlamak

calendar month[n]

takvim ayı

calendar week[n]

takvim haftası,resmi hafta

calf[n]

buzağı

calf binding[n]

dana derisi ciltleme

caliber[n]

derece

calibrate[v]

derecelendirmek

calico cat[n]

calico kedisi

california[n]

Kaliforniya,Kaliforniya Eyaleti

caliper[n][v]

kumpas,kaliper • kumpas ile ölçmek,kaliperlerle çap ölçmek

calk[n][v]

krampon,tırnak • nalla yaralamak,tırnakla sakatlamak

call[v][n]

aramak • karar

call a halt to[phrase]

durdurmak

call a spade a spade[phrase]

lafı dolandırmadan söylemek

call after[v]

adını vermek,ismini vermek

call an election[phrase]
call around[v]

telefonla birilerini aramak

call away[v]

uzaklaştırmak,ayrılmaya zorlamak

call back[v]

hatırlamak

call bluff[phrase]

blöfünü görmek

call by[v]

geçerken uğramak

call down[v]

azarlamak,paylamak

call for[v]

çağırmak

call in[v]

çağırmak,toplamak

call in sick[phrase]
call into question[phrase]

sorgulamak,şüphe uyandırmak

call it a day[phrase]

bugünlük bırakmak

call it quits[phrase]

noktayı koymak

call names[phrase]

birine hakaret etmek

call of duty[phrase]

görev çağrısı

call of the wild[phrase]

vahşi doğanın çağrısı

call off[v]

iptal etmek

call off the dogs[phrase]

saldırmayı bırakmak

call on[v]

talepte bulunmak

call out[v]

hizmete çağırmak

call own[phrase]
call round[v]

uğramak,kısa bir ziyaret yapmak

call shotgun[phrase]

önde oturacağını ilk söylemek

call the shots[phrase]

son sözü söylemek

call to arms[phrase]
call to prayer[phrase]
call up[v][n]

telefon etmek • askere çağrı,sevk emri

call waiting[n]

çağrı bekletme

call-in[n]

takipçilerin yayına telefonla katılabildikleri radyo ya da televizyon programı

callback[n]

geri çağrı,üretici tarafından geri çağırma

caller[n][adj]

ziyaretçi,misafir • serinletici,serinleten

caller id[n]

caller id

caller-up[n]

arayan,telefon açan kişi

calligraphy[n]

kaligrafi

calligraphy brush[n]

kaligrafi fırçası,hat fırçası

calling card[n]

tanıtım kartı,ayırt edici özellik

calliope[n]

çalgı düzeni

callosity[n]

taş kalplilik

callous[adj][v]

duygusuz • duygusuzlaştırmak,hislerini köreltmek

calloused[adj]

nasırlı

callow[adj]

acemi

callus[n][v]

nasır • nasırlaşmak,nasır oluşturmak

callus remover[n]

nasır giderici,nasır törpüsü

callus shaver[n]

nasır sökücü

calm[adj][v][n]

sakin • sakinleştirmek • sakinlik,dinginlik

calm after the storm[phrase]

fırtınadan sonraki sessizlik

calm as a toad in the sun[phrase]

çok sakin

calm before the storm[phrase]

fırtına öncesi sessizlik

calm down[v]

sakinleşmek

calming[n][adj]

sakinleştirme,yatıştırma • sakinleştirici,yatıştırıcı

calmly[adv]

sakince

calmness[n]

sakinlik

calorie[n]

ısın

LanGeek
Uygulamayı İndir