carrotycasino
/ 58
carrotycasino
carroty[adj]

havuç rengi

carrousel[n]

atlıkarınca

carry[v][n]

taşımak • taşıma,nakliye

carry a piece of[phrase]
carry a risk[phrase]
carry a torch for[phrase]

gönlü olmak

carry a tune[phrase]

notaları doğru söyleyebilmek

carry all before[phrase]

her zorluğun üstesinden gelmek

carry away[v]

götürmek,sürüklemek

carry coals to newcastle[phrase]

gereksiz iş yapmak

carry forward[v]

ilerletmek,aktarmak

carry lift[n]

buz pateninde taşıma kaldırışı,artistik patinajda kaldırma hareketi

carry off[v]

başarmak

carry on[v]

sürdürmek

carry out[v]

yapmak

carry over[v]

devam etmek,taşımak

carry the can[phrase]

sorumluluğu üstlenmek

carry the load[phrase]
carry the team[phrase]
carry the weight of the world on shoulders[phrase]
carry through[v]

gerçekleştirmek

carry two faces under one hood[phrase]
carry weight[phrase]

ağırlığı olmak

carry-on[n]

el bagajı

carry-out[n]

take away

carryall[n]

geniş bir çanta,ferah bir sepet

carryover cooking[n]

ısıdan uzak pişme

carshare[n]

araba paylaşımı,ortak araba kullanımı

carsick[adj]

araba tutmuş

cart[n][v]

alışveriş sepeti • taşımak,zorla hareket ettirmek

cart track[n]

araba yolu,kağnı yolu

carte[n]

menü

carte blanche[n]

tam yetki

carte du jour[n]

günün menüsü

cartel[n]

kartel,anlaşma

cartesian[adj][n]

Kartezyen • Kartezyen,Descartes takipçisi

carthamus tinctorius[n]

aspir,yalancı safran

carthorse[n]

tarla atı

cartilage[n]

kıkırdak doku

cartilage bone[n]

kıkırdak doku

cartographer[n]

kartograf

cartography[n]

kartografi

carton[n]

karton kutu

carton girl[n]

tek kullanımlık kız,karton kız

cartoon[n][v]

karikatür • karikatür çizmek,mizahi çizimler yapmak

cartoonishly[adv]

karikatürvari bir şekilde

cartoonist[n]

karikatürist

cartouche[n]

kartuş

cartridge[n]

fişek,kartuş

cartridge clip[n]

fişek şarjörü,kartuş klipsi

cartridge holder[n]

fişek yatağı,şarjör

cartroad[n]

araba yolu,ham yol

cartwheel[n][v]

tekerlek,yan tekerlek • tekerlek atmak,yan takla atmak

carve[v]

kazımak

carve a niche[phrase]

kendine özel bir alan açmak

carve up[v]

bölmek,parçalara ayırmak

carved[adj]
carver[n]

et kesici,et dilimleyici

carvery[n]

et lokantası

carving[n]

kazılmış eser

carving fork[n]

kesme çatalı

carving knife[n]

et bıçağı

carya glabra[n]

carya glabra,acı fındıklı amerikan hikori ağacı

caryatid[n]

karyatid

caryopsis[n]

buğdaysı meyve

cascade[v][n]

şelale gibi akmak,hızla aşağı akmak • çağlayan

case[n][v]

mesele • gözlemlemek,keşfetmek

case binding[n]

kapaklı ciltleme

case in point[phrase]
case law[n]

içtihat hukuku,yargısal kararlar

case study[n]

belli bir denek çalışması

casebook[adj][n]

bir ders kitabına göre veya karakteristik,tipik • yargıtay kararları derlemesi,hukuki vakalar kitabı

casement[n]

kanatlı pencere

caseworker[n]

sosyal hizmet görevlisi,sosyal çalışmacı

cash[n][v]

nakit para • nakde çevirmek,bozdurmak

cash and carry[n]

nakit ve taşıma,toptan nakit ve taşıma mağazası

cash card[n]
cash cow[n]

süt ineği,altın yumurtlayan tavuk

cash dispenser[n]

nakit para çekme makinesi,banka otomatı

cash flow[n]

nakit akışı,para akışı

cash game[n]

para oyunu (poker)

cash in[v]

nakde çevirmek,paraya çevirmek

cash in chips[phrase]

hayata veda etmek

cash in on[v]

fırsattan yararlanmak,kazanç sağlamak

cash machine[n]

bankomat

cash money[n][adj]

nakit para,efektif • mükemmel,etkileyici

cash on delivery[adv]
cash out[v]

nakit çıkarmak,paraya çevirmek

cash register[n]
cash transfer[n]
cash up[v]

kasayı saymak,gün sonu hesabı yapmak

cash-back[n]

nakit paraüstü

cash-strapped[adj]

nakit sıkıntısı çeken,maddi zorluk yaşayan

cashew[n]

kaju

cashew nut[n]

kaju fıstığı,kaju

cashier[n][v]

kasiyer • kovmak,ihraç etmek

cashless tolling[n]

nakitsiz geçiş ücreti,elektronik geçiş ücreti

cashmere[n]

kaşmir kumaş

cashpoint[n]

bankamatik

casino[n]

kumarhane

LanGeek
Uygulamayı İndir