close the stable door after the horse has boltedclub sandwich
/ 58
close the stable door after the horse has boltedclub sandwich
close the stable door after the horse has bolted[phrase]

iş işten geçmek

close thing[phrase]

zar zor kazanılan şey

close to[prep]

yaklaşık, civarında

close to home[phrase]

hassas bir noktaya dokunmak

close to the bone[phrase]

hassas bir konuya dokunmak

close to the mark[phrase]

hemen hemen doğru

close up[adv][n][v]

yakından,çok yakından • yakın çekim,detay çekimi • kapatmak,mühürlemek

close-cropped[adj]

kısacık kesilmiş

close-fisted[adj]

cimri

close-fitting[adj]

dar

close-knit[adj]

birbirine bağlı

close-minded[adj]

dar görüşlü,bağnaz

close-quarters combat[n]

yakın mesafe dövüşü,yakın çarpışma

close-set[adj]

birbirine yakın gözlü

close-up magic[n]

yakın sihirbazlık

closed[adj]

kapalı

closed book[n]

kapalı kutu

closed caption[n]

alt yazı

closed circuit[n]

kapalı devre,döngü

closed curve[n]

kapalı eğri

closed position[n]

salon dansında bir çeşit duruş

closed syllable[n]

kapalı hece

closed toll collection[n]

kapalı gişe toplama,kapalı ücret toplama sistemi

closed-circuit television[n]

kapalı devre televizyon

closed-class word[n]

işlev sözcüğü

closed-minded[adj]

dar kafalı,hoşgörüsüz

closed-toe[adj]

kapalı burunlu,kapalı uçlu

closelipped[adj]

ketum,ağzı sıkı

closely[adv]

yakında

closely knit[adj]

sıkı sıkıya bağlı,çok bağlı

closely related[phrase]

yakın (aile)

closemouthed[adj]

ağzı sıkı,ketum

closeness[n]

haksızca

closer[adv][n]

daha yakın • kapatıcı,son vurucu

closet[n][v]

dolap • kapatmak,hapsetmek

closet drawer[n]

çekmeceli dolap

closeted[adj]

açılmamış,dolapta

closeup[n]

yakın çekim

closing[adj][n]

son,bitirici • kapanış,kapatma

closing argument[n]

kapanış konuşması,son söz

closing hours[n]

kapanış saatleri,kapanış zamanları

closing time[n]

kapanış saati,kapanış

closure[n]

karar sonucu

clot[n][v]

pıhtı,tromboz • pıhtılaşmak,kesilmek

cloth[n]

kumaş

cloth cap[n]

önü siperli başlık

cloth diaper[n]

bez bezi,yıkanabilir bez

cloth menstrual pad[n]

kumaş ped

clothe[v]

giydirmek

clothes[n]

giysi

clothes basket[n]

kirli çamaşır sepeti

clothes designer[n]

moda tasarımcısı

clothes dryer[n]

çamaşır kurutma makinesi,kurutucu

clothes hanger[n]

elbise askısı

clothes hoist[n]

kurutmalık

clothes horse[n]

çamaşırlık

clothes moth[n]

elbise güvesi

clothes peg[n]

çamaşır mandalı

clothes pin[n]

çamaşır mandalı,kıyafet mandalı

clothes shop[n]

giyim mağazası

clothes store[n]

giyim mağazası

clothesline[n]

çamaşır ipi

clothespin[n]

çamaşır mandalı

clothier[n]

elbise satıcısı

clothing[n]

giysi

clothing store[n]

erkek giyim mağazası

clotted cream[n]

pıhtılaşmış krem

cloud[n][v]

bulut • bulut şeklinde yükselmek,bulut gibi yayılmak

cloud cuckoo land[phrase]
cloud hang over[phrase]

endişelendiren durum

cloud judgment[phrase]
cloud on the horizon[phrase]

ufukta kara bulutlar

cloud over[v]

bulutlanmak,kararmak

cloud swing[n]

yatay çubuk

cloud-covered[adj]

bulutlarla kaplı,bulutlarla örtülü

cloudburst[n]

sağanak

clouded[adj]

bulutlu, endişeli

clouded leopard[n]

dumanlı pars

cloudiness[n]

bulutluluk,bulut örtüsü

cloudless[adj]

bulutsuz

cloudy[adj]

bulutlu

clout[n][v]

güç,nüfuz • vurmak,yumruk atmak

clout archery[n]

uzun mesafeli okçuluk,bayrak hedefli okçuluk

clout chaser[n]

Şöhret avcısı,Etki peşinde koşan

clout nail[n]

şıngıl çivi

clove[n]

karanfil (baharat)

clove pink[n]

karanfil,karanfil çiçeği

cloven foot[n]

yarık ayak,çatal toynak

cloven hoof[n]

çatal tırnak

clover[n]

yonca

cloverleaf interchange[n]

yonca kavşağı,yonca yaprağı kavşağı

clowder[n]

kedi sürüsü

clown[n][v]

palyaço • palyaço gibi davranmak,palyaçoluk yapmak

clown around[v]

palyaço gibi davranmak,şaklabanlık yapmak

cloy[v]

bıktırmak

cloying[adj]

aşırı tatlı,mide bulandırıcı

club[n][v]

kulüp • sopa çekmek,sopayla vurmak

club car[n]

kulüp vagonu,lounge vagon

club class[n]
club sandwich[n]

kulüp sandviç

LanGeek
Uygulamayı İndir