coffeecold turkey
/ 58
coffeecold turkey
coffee[n][adj]

kahve • açık kahverengi

coffee bar[n]

kafeterya

coffee bean[n]

kahve çekirdeği,kahve tanesi

coffee break[n]

kahve molası,çay molası

coffee cake[n]

kahveli kek

coffee cappuccino[n]

kahve kapuçino,kapuçino

coffee cream[n]

kahve kreması, kahve kaymağı

coffee cup[n]

kahve fincanı

coffee grounds[n]

kahve telvesi,kahve posası

coffee machine[n]

kahve makinesi

coffee maker[n]

kahve makinesi

coffee mill[n]

kahve değirmeni,kahve öğütücü

coffee mug[n]

kulplu bardak

coffee roll[n]

kahve rulosu,kahveli çörek

coffee shop[n]

kafe

coffee spoon[n]

kahve kaşığı

coffee table[n]

sehpa

coffee table book[n]

sohbet kitabı

coffeecake[n]

kahveli kek,kahve eşliğinde servis edilen tatlı ekmek

coffeehouse[n]

çay evi

coffeepot[n]

kahve makinesi

coffer[n]

kasa,hazine sandığı

coffered ceiling[n]

kesonlu tavan

coffin[n][v]

tabut,sanduka • tabuta koymak,tabuta yerleştirmek

coffin nail[n]

tabut çivisi

cog[n][v]

çark • zıvanalı birleştirmek,geçirmek

cog in a machine[phrase]
cog railway[n]

dişli demiryolu,dişli ray demiryolu

cogent[adj]

ikna edici

cogently[adv]

ikna edici bir şekilde,açık ve mantıklı bir şekilde

cogitate[v]

düşünmek,kafa yormak

cogito[n]

cogito,düşünme eylemi aracılığıyla kişinin varoluşunun temel kabulünü gösteren felsefe

cognac[n]

konyak

cognate[n][adj]

aynı kökenli kelime • soydaş

cognate word[n]

ortak dilden türemiş farklı dilden kelime

cognition[n]

bilgi

cognitive[adj]

bilişsel

cognitive behavioral therapy[n]

bilişsel davranışçı terapi

cognitive linguistics[n]

bilişsel dilbilim

cognitive load theory[n]

bilişsel yük teorisi,kognitif yük teorisi

cognitive neuroscience[n]

bilişsel sinirbilim,kognitif nörobilim

cognitive semantics[n]

bilişsel anlambilim

cognitively[adv]

bilişsel olarak

cognitively impaired[adj]

bilişsel olarak engelli,bilişsel bozukluğu olan

cognizance[n]

farkındalık,bilinç

cognizant[adj]

bilinçli

cognize[v]

anlamak,farkına varmak

cohabit[v]

birlikte yaşamak

cohabitating[adj]

birlikte yaşayan

cohabitation[n]

birlikte yaşama,evlilik dışı birliktelik

cohere[v]

yapışmak

coherence[n]

tutarlılık

coherent[adj]

uyumlu

coherently[adv]

tutarlı bir şekilde

cohesion[n]

kohezyon,kohezyon kuvveti

cohesion tie[n]

bağdaşıklık bağı

cohesive[adj]

yapıştırıcı

cohort[n]

kohort,savaşçılar birliği

coiffure[n][v]

saç modeli • saç yapmak

coil[v][n]

kıvrılmak,dolanmak • bobin,sarmal

coil binding[n]

spiral ciltleme

coiled[adj]

kıvrılmış,sarmal

coiling[adj][n]

kıvrılmış,spiral şeklinde • bobinleme

coin[n][v]

bozuk para • icat etmek,yaratmak

coin money[phrase]

para basmak

coin purse[n]

bozuk para çantası

coinage[n]

söz yapım

coincide[v]

denk düşmek

coincidence[n]

rastlantı

coincident[adj]

çakışan

coincidental[adj]

tesadüfi,rastlantısal

coincidentally[adv]

tesadüfen

coincidently[adv]

rastlantısal bir şekilde

coinciding[adj]

çakışan,aynı zamanda olan

cointreau[n]

cointreau

coke[n][v]

kokain,koka • kok haline gelmek,koka dönüşmek

cola[n]

kola

cola nut[n]

kola cevizi,kola

colander[n]

süzgeç

cold[adj][n][adv]

soğuk • soğuk • hazırlıksız,aniden

cold as stone[phrase]

buz gibi soğuk

cold brew[n]

soğuk kahve

cold brew coffee[phrase]
cold card[n]

soğuk kart

cold case[n]

çözülememiş dava,soğuk vaka

cold chisel[n]

soğuk keski

cold comfort[n]

zayıf bir teselli

cold cream[n]

yüz kremi

cold cuts[n]

yemeye hazır et

cold day in hell[phrase]

asla

cold duck[n]

cold duck

cold feet[n]

son anda korkuya kapılma

cold fish[n]

soğuk biri

cold medicine[n]

soğuk algınlığı ilacı

cold one[n]

soğuk bir bira,buz gibi bir bira

cold room[n]

soğuk oda,soğuk depo

cold shoulder[n]

soğuk tavır

cold sore[n]

herpes labialis

cold sweat[n]

soğuk ter

cold turkey[n][phrase]

uyuşturucuyu birden bırakma • birdenbire

LanGeek
Uygulamayı İndir