clammyclay pigeon shooting
/ 58
clammyclay pigeon shooting
clammy[adj]

nemli ve soğuk,yapış yapış

clamor[n][v]

yaygara • yaygara yapmak

clamorous[adj]

gürültülü,patırtılı

clamorously[adv]

gürültülü bir şekilde,yüksek sesle

clamp[v][n]

sıkıştırmak,kenetlemek • kıskaç

clamp down on[v]

sıkı önlemler almak,bastırmak

clams[n]

para,nakit

clamshell[n]

istiridye kabuğu,midye kabuğu

clan[n]

kabile

clandestine[adj]

gizli

clandestinely[adv]

gizlice,gizli gizli

clang[v][n]

çınlamak,gürlemek • çınlama,tıkırtı

clanging[adj]

çınlayan,metalik

clangor[n][v]

metalik gürültü,çınlama sesi • gürültüyle çınlamak,şiddetle tınlamak

clangorous[adj]

gürültülü,metalik ses çıkaran

clangour[n][v]

gürültü,patırtı • şıkırdamak

clanker[n]

sakar,beceriksiz

clap[v][n]

el çırpmak • bir gök gürültüsü patlaması,gök gürültüsünün şiddetli sesi

clap out[v]

el çırparak ritim tutmak

clapback[n]

sert cevap,esprili yanıt

clapboard[n][v]

tahta kaplama • ahşap kaplamak,tahta kaplamak

clapped[adj]

çirkin,itici

clapper[n]

dil,çan dili

clapper bridge[n]

yığma taşlardan meydana gelen ilkel bir köprü türü

clapper loader[n]

klapçı yükleyici

clapperboard[n]

film çekim tahtası

clappers[n]

kastanyet,şakşak

clapping[n]

alkış,alkışlama

claque[n]

alkışçı topluluğu

claret[n][v][adj]

bordo,koyu morumsu kırmızı renk • claret içmek • bordo

clarified butter[n]

sade yağ

clarify[v]

açıklamak

clarinet[n]

klarnet

clarinetist[n]

klarnetçi

clarinettist[n]

klarnetçi,klarnet çalan müzisyen

clarion[n][v][adj]

klarion,boru • ilan etmek,yüksek sesle duyurmak • yüksek ve duyulan (ses)

clarion call[n]

açık çağrı

clarity[n]

belirginlik

clart[n]

pislik,kirli

clary sage[n]

misk adaçayı

clash[n][v]

çarpışma sesi • çarpmak,vurmak

clasp[v][n]

sıkıca tutmak,kavramak • kopça

class[n][v]

sınıf • sınıflandırmak, kategorize etmek

class act[n]

birinci sınıf

class action[n]

toplu dava,sınıf davası

class aves[n]

Aves sınıfı,kuşlar sınıfı

class clown[n]

sınıfın soytarısı,sınıfın palyaçosu

class fellow[n]

sınıf arkadaşı,okul arkadaşı

class reunion[n]

mezuniyet buluşması,sınıf buluşması

class s[n]

Sınıf S

class struggle[n]

sınıf mücadelesi

class-based[adj]

sınıflandırılmış

class-conscious[adj]

sınıf bilincine ulaşmış

classic[n][adj]

klasik • mükemmel

classic female blues[n]

klasik kadın bluesu

classic fiction[n]

klasik edebiyat

classic french gray[adj]

klasik Fransız grisi

classical[adj][n]

klasik • klasik müzik

classical architecture[n]

klasik mimari

classical ballet[n]

klasik bale

classical crossover[n]

klasik pop

classical education[n]

klasik eğitim,geleneksel eğitim

classical music[n]

klasik müzik

classical order[n]

mimari düzen

classically[adv]

klasik olarak

classicism[n]

Klasisizm

classics[n]

klasikler

classification[n]

sınıflandırma

classification yard[n]

sınıflandırma sahası,ayırma istasyonu

classified[adj][n]

sınıflandırılmış,kategorize edilmiş • sınıflandırılmış ilan,ilan

classified advertising[n]

sınıflandırılmış reklam

classified magazine[n]

sınıflandırılmış reklam

classifier construction[n]

sınıflandırıcı yapısı

classify[v]

sınıflandırmak

classist[adj]

sınıfçı,sosyal sınıfa göre ayrımcı

classmate[n]

sınıf arkadaşı

classroom[n]

sınıf

classwork[n]

sınıf çalışması

classy[adj]

şık,zarif

clatter[v][n]

tıkırdamak,şakırdamak • tıkırtı,gürültü

clattering[n]

takırtı,gürültü

claude glass[n]

Claude aynası

clause[n]

cümlecik

claustrophobia[n]

kapalı alan korkusu

claustrophobic[adj]

klostrofobik,klostrofobiden mustarip

claver[v]

sohbet etmek,gevezelik etmek

clavichord[n]

klavikord

clavicle[n]

köprücük kemiği

clavicymbalum[n]

klavsiçen

claviharp[n]

klaviharp

clavinet[n]

klavinet

claviola[n]

klaviola

claw[n][v]

pençe • pençelemek,tırnaklamak

claw hammer[n]

çatal çekiç

claw machine[n]

oyuncak makinası

claw way[phrase]

bulunduğu yere tırnaklarını kazıyarak gelmek

claxon[n][v]

korna • korna çalmak

clay[n]

kil

clay court[n]

kort toprak,kil kort

clay pigeon shooting[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir