climate crisisclose the gap
/ 58
climate crisisclose the gap
climate crisis[n]

iklim krizi

climate of distrust[phrase]
climate-smart[adj]

iklim dostu,iklim akıllı

climatic[adj]

iklimsel

climatology[n]

klimatoloji,iklim bilimi

climax[n][v]

zirve • doruk noktasına ulaşmak,zirveye ulaşmak

climb[v][n]

tırmanmak • tırmanma

climb down[v]

aşağı inmek,tırmanarak inmek

climb the greasy pole[phrase]

başarılı bir konuma ulaşmak

climb the ladder[phrase]
climb up[v]

tırmanmak,yukarı çıkmak

climber[n]

tırmanıcı

climbing[n]

dağcılık

climbing anchor[n]

tırmanma demiri,tırmanma ankrajı

climbing frame[n]

tırmanma çerçevesi,oyun parkı tırmanma aleti

climbing harness[n]

tırmanma kemeri,tırmanma donanımı

climbing lane[n]

tırmanma şeridi,yavaş araçlar şeridi

climbing net[n]

tırmanma ağı

climbing rope[n]

tırmanma ipi,dağcılık halatı

climbing shoe[n]

tırmanış ayakkabısı,dağcılık ayakkabısı

climbing structure[n]

tırmanma yapısı

climbing wall[n]

tırmanma duvarı

clime[n]

iklim,iklim koşulları

clinch[v][n]

perçinlemek,bükerek sabitlemek • kucaklama,yakın temas

clincher[n]

perçinleme aleti,civata sıkma aleti

cling[v][n]

yapışmak,tutunmak • etli şeftali,cling şeftali

cling film[n]

streç film

clinging[adj]

yapışkan

clingy[adj]

yapışkan,vücuda yapışan

clinic[n]

klinik

clinical[adj]

klinik tedaviye ilişkin

clinical psychologist[n]

klinik psikolog,klinik psikoterapist

clinical trial[n]

klinik çalışma

clinically[adv]

klinik olarak,tıbbi açıdan

clinician[n]

klinik tedavi uzmanı

clinometer[n]

eğim ölçer

clip[n][v]

silah şarjörü • kesmek

clip it[phrase]
clip wings[phrase]

kanatlarını kırpmak

clip-clop[n]

takır tukur,nal sesi

clip-on[n][adj]

klips,tutturucu • klipsli

clip-on earring[n]

klipsli küpe

clipboard[n]

pano

clipper[n]

tırnak makası

clipping[n]

gazete kupürü

clique[n]

klik

cliquey[adj]

dışlayıcı,kapalı

clit[n]

klitoris,düğme

clit licker[n]

klitoris yalayıcı,klitoris uzmanı

clitbag[n]

aşağılık kişi,değersiz insan

clitic[n]

klitik

clitoris[n]

klitoris

clitty litter[n]

klitoris birikimi,klitoris tortusu

cloak[n][v]

örtü,perde • örtmek,gizlemek

cloak-and-dagger[adj]

gizli,esrarengiz

cloakroom[n]
clobber[v][n]

dövmek,pataklamak • eşya,mülk

clochard[n]

serseri

cloche[n]

çan biçiminde şapka

cloche hat[n]

çanak şapka

clock[n][v]

saat • kronometre yapmak,zamanı ölçmek

clock arm[n]

dakika ibresi

clock in[v]

kaydolmak,giriş yapmak

clock off[v]

çıkış yapmak,mesai bitirmek

clock on[v]

kaydolmak,giriş yapmak

clock out[v]

çıkış yapmak,çıkış kaydı yapmak

clock radio[n]

çalar saatli radyo,radyolu çalar saat

clock speed[n]

bilgisayar çalışma hızı

clock time[n]

saat,saat zamanı

clockmaker[n]

saatçi

clockwise[adj][adv]

saat yönünde,saat yönü • saat yönünde,saat yönünde hareket ederek

clod[n]

topak,kütle

clodhopper[n]

kalın ve sağlam bir ayakkabı

clog[v][n]

engellemek • takunya

clog up[v]

tıkamak,engellemek

clogged[adj]

tıkanmış,bloke olmuş

clogging[adj][n]

tıkayan,engelleyen • clogging (eski bir dans)

cloisonne[n][adj]

kluzene tekniği • kluazon

cloisonnism[n]

cloisonnism tarzı

cloister[n][v]

manastır • inzivaya çekilmek,dünyadan elini eteğini çekmek

cloister garth[n]

manastır avlusu

cloister vault[n]

manastır tonozu

cloistered[adj]

manastır avlusuyla çevrili,avlu etrafında revaklı

clone[n][v]

klon • klonlamak,genetik olarak kopyalamak

cloning[n]

ikizleme

close[adj][v][adv][n]

yakın • kapatmak • yakın, bitişik • çıkmaz sokak,ölü sokak

close as an oyster[phrase]

ağzı sıkı

close at hand[phrase]
close but no cigar[phrase]

neredeyse olacaktı

close by[adv]

yakında,hemen yanında

close call[n]

başa baş durum

close down[v]

kapatmak

close friend[n]

yakın arkadaş

close in[v]

kuşatmak,tehditkâr bir şekilde yaklaşmak

close off[v]

kapatmak,engellemek

close out[v]

sonlandırmak,bitirmek

close quarters[n]

yakın mesafe,rahatsız edici yakınlık

close shave[n]

kıl payı kurtuluş

close the books[phrase]

hesapları kapatmak

close the gap[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir