cut it finecynically
/ 58
cut it finecynically
cut it fine[phrase]
cut lever[n]

ayırma kolu,bağlantı çözme kolu

cut loose[phrase]

kendini bırakıp eğlenmek

cut losses[phrase]

zararın neresinden dönse kârdır demek

cut nail[n]

düz çivi

cut no ice with[phrase]

birine işlememek

cut of meat[n]

et parçası,kesim et

cut off[v][adj]

kesip ayırmak • kesilmiş,kopmuş

cut off nose to spite face[phrase]

inat uğruna kendine zarar vermek

cut off with a cent[phrase]

mirasından mahrum etmek

cut out[v][adj]

kesmek • kesilmiş,çıkarılmış

cut own throat[phrase]

kendi kendine zarar vermek

cut pile carpet[n]

kesilmiş yığın halısı

cut red tape[phrase]
cut shot[n]

kesik vuruş,açılı vuruş

cut some slack[phrase]

birine biraz anlayış göstermek

cut the cheese[phrase]

osurmak

cut the cord[phrase]

kendi ayakları üzerinde durmak

cut the ground from under feet[phrase]

birinin önüne geçmek

cut the mustard[phrase]

beklentileri karşılamak

cut through[v]

doğrudan çözmek,hızlıca halletmek

cut to the chase[phrase]

doğrudan konuya girmek

cut to the quick[phrase]

derinden yaralamak

cut up[v]

kesmek,doğramak

cut-price[adj]

indirimli,ucuz

cutaway[n]

redingot,frak

cutback[n]

kesinti,azaltma

cute[adj]

şirin

cute hoor[n]

kurnaz tilki,kurnaz kişi

cuticle[n]

kütikül

cuticle oil[n]

kütikül yağı

cuticle pusher[n]

kütikül itici,tırnak eti itici

cuticle remover[n]

kütikül temizleyici,kütikül çıkarıcı

cuticle scissors[n]

kütikül makası,tırnak eti makası

cutie[n]

tatlı kız

cutis[n]

cilt,deri

cutlery[n]

çatal bıçak takımı

cutlet[n]

pirzola

cutoff[n]

kestirme yol,kesme

cutoff saw[n]

düz kesim testeresi,gönye testeresi

cutoffs[n]

kesilmiş kot pantolon

cutout animation[n]

kesim animasyonu

cutpurse[n]

yankesçi,cepçi

cutscene[n]

ara sahne

cutter[n]

kesici,terzi

cutthroat[n][adj]

boğaz kesen,boğazlayıcı • acımasız,merhametsiz

cutting[n][adj]

kurgu,montaj • keskin,dondurucu

cutting board[n]

kesme tahtası

cutting edge[n]

yeniliğin ön safları

cutting room[n]

kurgu odası

cutting torch[n]

kesme şaloması

cutting-edge[adj]

en ileri (teknoloji vb)

cuttle[n]

mürekkep balığı,sepya

cuttlefish[n]

mürekkep balığı

cuzzo[n]

kuzen,dost

cyan[n][adj]

siyan,mavi-yeşil • deniz mavisi

cyber[adj]

siber,sibernetik

cyber grape[adj]

mavi mor

cyberbullying[n]

siber zorbalık,çevrimiçi zorbalık

cybercafe[n]

internet kafe

cybercop[n]

siberpolis,siberbekçi

cybercrime[n]

siber suç,bilgisayar suçu

cybernaut[n]

sibernot

cybernetic[adj]

sibernetik,sibernetik ile ilgili

cybernetics[n]

güdüm bilim

cyberpunk[n]

siberpunk

cybersecurity[n]
cyberspace[n]

siber uzay

cyberwarfare[n]

siber savaş,siber harp

cyberwhore[n]

siber fahişe,siber orospu

cycad[n]

cycadales

cycle[n][v]

döngü • bisiklet sürmek

cycle lane[n]

bisiklet yolu

cycle rickshaw[n]

bisikletli çekçek,pedallı rikşaw

cycle speedway[n]

bisiklet speedway,oval pistte bisiklet yarışı

cyclic[adj]

döngüsel,periyodik

cyclical[adj]

döngüsel,periyodik

cyclically[adv]

döngüsel olarak,periyodik bir şekilde

cycling[n]

bisiklet sürme

cycling computer[n]

bisiklet bilgisayarı,bisiklet bilgisayar

cycling jersey[n]

bisiklet forması,bisiklet yarış jerseysi

cycling shorts[n]

bisiklet şortu,pedal şortu

cyclist[n]

bisikletçi

cyclo-cross[n]

siklo-kros

cyclo-cross bike[n]

siklo-cross bisikleti,cyclo-cross bisiklet

cycloid[n][adj]

sikloid,tekerlek eğrisi • dairesel

cyclone[n]

siklon

cyclopean[adj]

devasa,muazzam

cyclops[n]

cyclops,mikroskobik tatlı su kopepodu

cygnet[n]

yavru kuğu

cylinder[n]

silindir

cylindrical[adj]

silindir biçimli

cyma[n]

kimation

cymbal[n]

halile

cymric[n]

Kımrik,Galler'in Kelt dili

cymru[n]

Galler,Buyuk Britanya ve Kuzey Irlanda Birlesik Kralligi'ni olusturan dort ulkeden biri; Roma doneminde bolge Cambria olarak biliniyordu

cymry[n]

bir Galli,Galli bir sakini

cynic[n]

felaket tellalı

cynical[adj]

iyiliğe inanmayan

cynically[adv]

alaycı bir şekilde

LanGeek
Uygulamayı İndir