coulibiaccourageously
/ 58
coulibiaccourageously
coulibiac[n]

coulibiac

coulis[n]

meyve püresi

coulomb[n]

coulomb,kulomb

council[n][adj]

danışma kurulu • belediye, konsey

council flat[n]

belediye dairesi,sosyal konut

councillor[n]

belediye meclisi üyesi,konsey üyesi

counsel[n][v]

avukat,hukuki danışman • tavsiye etmek

counsel of despair[phrase]

danışman

counsel of perfection[phrase]

gerçekleşmesi güç öneri

counseling[n]

danışmanlık

counselor[n]

danışman

count[v][n]

saymak • sayım

count against[v]

aleyhine sayılmak,olumsuz etki yapmak

count blessings[phrase]

elindekinin kıymetini bilmek

count chickens[phrase]

dereyi görmeden paçayı sıvamamak

count down[v]

geri sayım yapmak,geriye doğru saymak

count in[v]

dahil etmek,içine almak

count noun[n]

sayılabilen isim

count off[v]

numara etmek,saymak

count on[v]

birine güvenmek

count out[v]

dışlamak,hariç tutmak

count towards[v]

sayılmak,katkıda bulunmak

count up[v]

hesaplamak

count upon[v]

güvenmek,dayanmak

countable[adj]

sayılabilir,hesaplanabilir

countdown[n]

geri sayım

counted-thread[n]

sayılı iplik nakışı

countenance[v][n]

onaylamak • yüz

counter[n][v][adj][adv]

banko • cevap vermek,karşılık vermek • karşıt,muhalif • karşı,ters yönde

counter stool[n]

tezgah taburesi

counteract[v]

karşı koymak

counterargument[n]

karşıt argüman

counterattack[n][v]

karşı atak • karşı saldırıda bulunmak

counterbalance[n][v]

eş ağırlık • dengelemek,karşı ağırlık oluşturmak

countercharge[n]

karşı saldırı

counterclaim[n][v]

karşı dava • karşı iddia oluşturmak,karşı dava açmak

counterclockwise[adj][adv]

saat yönünün tersine,ters yönde • saat yönünün tersine,saat ibrelerinin tersi yönünde

counterculture[n]

karşı kültür,karşıt kültür hareketi

counterexample[n]

karşı örnek

counterfeit[n][v][adj]

sahte,taklit • sahtesini yapmak • sahte,taklit

counterguard[n]

alçak bir tür siper

counterintuitive[adj]

sezgilere aykırı

counterintuitively[adv]

sezgisel olmayan bir şekilde,beklenenin aksine

countermand[n][v]

karşı emir,iptal • emri geçersiz saymak

counterpane[n]

yatak örtüsü,yatak kapağı

counterpart[n]

mevkidaş

counterpoint[n][v]

kontrpuan • bir şey ile zıt olmak

counterproductive[adj]

ters tepen

counterprogramming[n]

alternatif programlama

counterpunch[n]

karşı yumruk,kontratak

counterpuncher[n]

karşı vuruşçu,kontratakçı

countersign[n][v]

onay imzası,ikinci imza • tasdik için imzalatmak

countersink bit[n]

havşa bıçağı

countertenor[n][adj]

kontrtenor • kontrtenor,kontrtenor ile ilgili

counterterrorism[n]

terörle mücadele,terörizmle mücadele

counterterrorist[adj]

terörle mücadele,antiterörist

countertop[n]

mutfak tezgahı

countervail[v]

eşit kuvvetle karşı koymak

counterweight[n][v]

denge ağırlığı,karşı ağırlık • dengeleyici oluşturmak,denge sağlamak

countess[n]

kontes

counting[n][prep]

sayma,sayım • sayılırsa,dahil

counting rod[n]

sayma çubuğu,hesap çubuğu

counting-out game[n]

sayışmaca oyunu

countless[adj]

sayısız

country[n]

ülke

country and western[phrase]

country tarzı

country blues[n]

country blues

country bumpkin[n]

köylü,taşralı

country dance[n]

halk dansı

country house[n]

yazlık

country lane[n]

kır yolu,kırsal şerit

country music[n]

country müziği

country of origin[n]

menşei ülke,anavatan

country pop[n]

country pop

country rap[n]

country rap

country road[n]

kır yolu,kırsal yol

country rock[n]

country rock

country soul[n]

country soul

country-dance[n][v]

kırsal dans • kontradans yapmak,kontradans oynamak

countryfolk[n]

köylüler,kırsal kesim insanları

countryman[n]
countryside[n]

kırsal bölge

county[n]

kontluk,idari bölüm

coup[n]

darbe

coup d'etat[n]

darbe

coup de theatre[n]

başarılı oyun

coupe[n]

kupé,iki kapılı araba

coupe de ville[n]

kapalı sürücü bölmesi ve yolcular için açık veya üstü açılabilir arka bölümü olan, otomotiv tasarımındaki zarafeti ve tarihi önemi ile bilinen bir vintage araba

coupe utility[n]

kupeli utility,kupeli kamyonet

couple[n][v]

çift • çiftleşmek

couple on[v]

bağlamak,birleştirmek

couple up[v]

birleştirmek,eşleştirmek

couplet[n]

beyit

coupling[n]

kuplaj,bağlantı

coupling rod[n]

kuplaj çubuğu,bağlantı çubuğu

coupon[n]

kupon

courage[n]

cesaret

courage of convictions[phrase]

inandığının arkasında durma cesareti

courageous[adj]

yiğit

courageously[adv]

cesurca

LanGeek
Uygulamayı İndir