quedar
01
bulunmak, yer almak
estar situado en un lugar determinado
Örnekler
La farmacia queda enfrente del hospital.
Eczane hastanenin karşısında bulunur.
02
kalmak, oturmak
permanecer en un lugar sin irse
Örnekler
Ellos se quedaron en la ciudad durante el invierno.
Onlar kış boyunca şehirde kaldılar.
03
yakışmak, uymak
tener una prenda la talla o forma adecuada para una persona
Örnekler
El sombrero no me queda, es demasiado grande.
Şapka bana yakışmıyor, çok büyük.
04
buluşmak üzere anlaşmak, randevulaşmak
acordar encontrarse con alguien en un lugar y hora determinados
Örnekler
Quedé con ella para estudiar en la biblioteca.
Quedar, belirli bir yerde ve saatte biriyle buluşmak üzere anlaşmak anlamına gelir. Onunla kütüphanede çalışmak için buluşmayı ayarladım.
05
olmak, hale gelmek
cambiar de estado o condición, generalmente de forma inesperada o permanente
Örnekler
Me quedé solo después de la fiesta.
Partiden sonra yalnız kaldım.
06
kalmak
seguir existiendo una parte o cantidad de algo después de haber usado o eliminado el resto
Örnekler
¿ Quedan asientos disponibles?
Kalan koltuk var mı?
07
saklamak, korumak
conservar o mantener algo en posesión o estado
Örnekler
Quédate con mis llaves por si vuelvo tarde.
Geç dönersem diye anahtarlarımı sakla.



























