twicetypist
/ 35
twicetypist
twice[adv]

iki kez

twiddle[v][n]

oynamak,gergin bir şekilde kurcalamak • bir dizi küçük (genellikle boş) bükme veya dönüş

twig[n][v]

ince dal • filizlenmek,dallanmak

twilight[n][adj]

alacakaranlık,gün batımı • alacakaranlık,loş

twilit[adj]

alacakaranlık,alacakaranlıkla aydınlatılmış

twill[n][v]

twill,balıksırtı • balıksırtı dokumak,çapraz dokumak

twill weave[n]

çapraz dokuma

twin[n][adj][v]

ikiz • ikiz,ikizler • ikiz doğurmak,ikiz dünyaya getirmek

twin bed[n]

ikiz yatak

twin bedroom[n]

iki yataklı otel odası

twin room[n]

ikiz oda, iki tek kişilik yataklı oda

twin-lens reflex camera[n]

çift mercekli yansıtımlı fotoğraf makinesi

twine[v][n]

dolaştırmak,sarmak • bağlama ipi

twinge[n][v]

ani üzüntü duygusu • sıkıştırmak,sıkmak

twining[n]

örme işlemi

twink[n]

genç, ince yapılı, genellikle çocuksu görünümlü, genellikle şık veya gösterişli olarak görülen bir gay erkek,stil sahibi veya cafcaflı olarak algılanan, genç, zayıf, çoğunlukla erkek çocuğu görünümünde bir eşcinsel erkek

twinkle[v][n]

parıldamak,pırıldamak • parıltı,ışıltı

twinkling[n][adj]

göz kırpma,an • parıldayan,yanıp sönen

twinning[adj]

ikiz,çift

twirl[v][n]

fırıldamak,dönmek • dönme,fır dönüş

twirling[n]

nesne döndürme

twirp[v]

cıvıldamak,ötmek

twist[v][n]

bükmek,kıvırmak • dönüş,beklenmedik gelişme

twist arm[phrase]

baskı yaparak ikna etmek

twist drill bit[n]

sarmal matkap ucu

twist in the wind[phrase]

belirsizlikte kalmak

twist the knife[phrase]

bilerek acıyı artırmak

twisted[adj]

çarpıtılmış,saptırılmış

twister[n]

bükülmüş kızarmış hamur,kıvrımlı kızartma

twisting[n][adj]

çarpıtma,bükme • dolambaçlı,kıvrımlı

twisty[adj]

dolambaçlı,kıvrımlı

twit[n][v]

alay,dalga geçme • taciz etmek,sürekli eleştirmek

twitch[v][n]

seğirmek,tik yapmak • tik,kas spazmı

twitchy[adj]

sinirli,endişeli

twitter[n][v]

twitter • cıvıldamak

two[n]

iki,iki kart

two by four[n]

2*4 kereste boyutu

two dozen[n]

yirmi dört,iki düzine

two hundred[adj]

iki yüz

two hundred fifty-sixth note[n]

iki yüz elli altıncı nota

two is company three is a crowd[sentence]
two pair[n]

döper

two strings to bow[phrase]
two-bagger[n]

çift,iki baglı vuruş

two-base hit[n]

iki üslü vuruş,çift

two-baser[n]

çift,iki bazlı vuruş

two-by-two[adv]

ikişer ikişer,yan yana

two-dimensional[adj]

iki boyutlu

two-dimensional figure[n]

iki boyutlu figür

two-faced[adj]

iki yüzlü

two-footed[adj]

iki ayaklı, çift ayaklı

two-four[n]

24'lük kasa,iki-dört

two-grain spelt[n]

iki taneli kızıl buğday,sert kırmızı buğday

two-hander[n]

iki oyuncu ile oynanan tiyatro oyunu

two-part[adj]

iki kısımlı

two-piece[n][adj]

bikini • iki parçalı

two-piece suit[n]

iki parçalı takım elbise,ceket ve etek veya pantolondan oluşan takım elbise

two-seater[n]

iki kişilik,iki koltuklu

two-spotted spider mite[n]

i̇ki noktalı kırmızı örümcek

two-step[n][v]

two-step dansı • two-step dans etmek,two-step yapmak

two-tailed pasha[n]

iki kuyruklu paşa

two-thirds[n]

üçte iki

two-tier[adj]

iki katmanlı,ikili

two-time[v]

aldatmak,ihanet etmek

two-timing[adj]

sadakatsiz, vefasız

two-toed sloth[n]

iki parmaklı tembel hayvanlar

two-way radio[n]

telsiz

two-way traffic sign[n]

iki yönlü trafik işareti,çift yönlü trafik levhası

two-wheel drive[n]

iki tekerlekten çekiş,iki tekerlekten itiş

two-wheeled[adj]

iki tekerlekli,bisikletli

two-wheeled wheelbarrow[n]

iki tekerlekli el arabası

two-wheeler[n]

iki tekerlekli,iki tekerlekli araç

twoc[v]

bir araba çalmak,bir otomobil aşırmak

twofold[adj][adv]

iki katlı,çift yönlü • iki katı,iki katına çıkarak

twoscore[adj]

kırk,otuzdan on fazla

twosome[n]

çift,ikili

twunk[n]

genç, ince yapılı ve kaslı gay erkek,zayıf fakat kaslı genç gay adam

twunt[n]

son derece iğrenç kişi,aşağılık kimse

twuntery[n]

aptalca davranış,aşırı aptallık

tycoon[n]

zengin iş adamı

tyke[n]

Yorkshirelı,Yorkshire yerlisi

tylenol[n]

parasetamol

tympanic duct[n]

timpanik zar

tympanic membrane[n]

timpanik zar,kulak zarı

tympanometry[n]

timpanometri

tympanum[n]

kulak zarı,timpan zarı

type[n][v]

tür • klavye ile yazmak

type in[v]

yazmak (klavye ile)

typecast[v][n]

kategorize etmek,etiketlemek • kalıba dökme,tip dökümü

typeface[n]

harf karakteri

typesetter[n]

dizgici

typesetting[n]

dizgi

typewrite[v]

daktilo ile yazmak,yazı makinesiyle yazmak

typhoid[n]

tifo

typhoon[n]

tayfun

typhus[n]

tifüs

typical[adj]

tipik

typically[adv]

genellikle

typify[v]

tipik bir örneği olmak

typist[n]

daktilo kullanan kimse

LanGeek
Uygulamayı İndir