tiktoktiny
/ 35
tiktoktiny
tiktok[n]

TikTok,kullanıcıların müzik, dans, komedi veya trendler içeren kısa videolar oluşturduğu, paylaştığı ve izlediği popüler bir sosyal medya uygulaması

tiktok song[n]

TikTok şarkısı,TikTok'ta popüler olan şarkı

tilak[n]

tilak,Hindu alın işareti

tilbury[n]

tilbury,bir tilbury

tilde[n]

yaklaşık işareti

tile[n][v]

kiremit • fayans döşemek

tile saw[n]

fayans kesme makinesi

tile-based game[n]

karolu oyun

tilework[n]
tiling puzzle[n]

döşeme bulmacası

till[n][v][prep]

kasa • toprağı işlemek,sürmek • -e/a kadar

till all hours[phrase]

geç saatlere kadar

till doomsday[phrase]

kıyamete kadar

till drop[phrase]

yorgunluktan düşene kadar

till the cows come home[phrase]

sonsuza dek

tillage[n]

toprak işleme,tarım için toprak hazırlığı

tillage resistance[n]
tilled land[n]

işlenmiş arazi,ekilebilir arazi

tiller[n][v]

sürgün vermek, filizlenmek

tilt[v][n]

eğmek,yatırmak • eğim,yamaç

tilt at windmills[phrase]
tilt-shift photography[n]

fotoğrafta minyatür etkisi

tilted[adj]

eğik,yatık

tilth[n]

toprak durumu,bitki büyümesi için toprak koşulu

tilting board[n]

tahterevalli,salıncak tahtası

timbale[n]

timbal

timber[n]

kereste

timber framing[n]

ahşap karkas

timber wall[n]

ahşap duvar

timber-frame[n]

ahşap karkas

timberland[n]

ağaçlık arazi, orman

timberwolf[adj]

hafif kahverengi

timbre[n]

ses tınısı

time[n][v]

saat • zamanlamak,süre tutmak

time after time[phrase]

defalarca

time and again[phrase]
time and time again[adv]

defalarca,tekrar tekrar

time being[n]

şimdiki zaman,şu an

time control[n]

zaman kontrolü

time of year[n]

yılın zamanı,mevsim

time off[n]
time out[n][v]

mola • zamanında kapatmak

time out of mind[phrase]

çok eski zamanlardan beri

time signal[n]

zaman sinyali

time signature[n]

ölçü işareti

time slot[n]

zaman aralığı,saat aralığı

time to come[n]

gelecek zaman,gelecek

time trial[n]

zaman denemesi

time trial bicycle[n]

zaman deneme bisikleti,zaman yarışı bisikleti

time zone[n]

zaman kuşağı

time-conscious[adj]

zaman bilincine sahip,zamanın verimli kullanımına odaklı

time-consuming[adj]

zaman alıcı

time-honored[adj]

köklü,geleneksel

time-lapse photography[n]

zaman atlamalı fotoğrafçılık

time-of-flight camera[n]

uçuş süresi kamerası

time-saving[adj]

zaman kazandırıcı

time-worn[adj]

zaman eskimiş,yıpranmış

timekeeper[n]

kronometre,zaman ölçer

timekeeping[n]
timeless[adj]

zamansız,sonsuz

timelessly[adv]

sonsuzca, zamansız bir şekilde

timeline[n]

zaman çizelgesi,kronoloji

timely[adj][adv]

zamanında yapılan • zamanında

timepiece[n]

saat,kronometre

timer[n]

zamanlayıcı

times[n][prep]

zaman • kere

times square[n]

Times Square,Times Square meydanı

timeserving[adj]

fırsatçı,çıkarcı

timeshare[n]

devre mülk

timetable[n][v]

tarife (tren/uçağa/vapur/otobüs ait) • programlamak,planlamak

timid[adj][n]

ürkek • çekingen,ürkek

timidity[n]

ürkeklik

timidly[adv]

çekingen bir şekilde,utangaçça

timing[n]

zamanlama,zaman

timorous[adj]

korkak

timpani[n]

timpani

timpanist[n]

timpani sanatçısı

tin[n][v]

konserve kutusu • kutuya koymak,konserve yapmak

tin can[n]

konserve kutusu

tin foil[n]

kalay folyo,kalay kağıdı

tin hat[n]

hafif kask,koruyucu kask

tin opener[n]

konserve açacağı

tin whistle[n]

düdükle flüt arası bir enstrüman

tin-glazed pottery[n]

kalaylı sırlı seramik

tina[n]

kristal,kristal metamfetamin

tincture[n][v]

tentür • renklendirmek,tonlamak

tinder[n]

kav,tutuşturucu malzeme

tinfoil[n]

folyo

ting[n][v]

çınlama,zil sesi • tınlamak,hafifçe çınlamak

tinge[n][v]

bir iz,bir ton • hafif renk vermek

tingle[v][n]

karıncalanmak,yanmak • karıncalanma,iğnelenme

tinikling dance[n]

tinikling dansı

tinker[n][v]

çingene kalaycı,seyyar tenekeci • uğraşmak,oyalanmak

tinker with[v]

kurcalamak,uğraşmak

tinkle[v][n]

çınlamak,tınlamak • çıngırak sesi,zil sesi

tinned[adj]

konserve

tinnie[n]

küçük bir bira kutusu,bir küçük kutu bira

tinsmithing[n]

tenekecilik

tint[n][v]

hafif renk • saç boyamak

tiny[adj][n]

ufacık • minik,ufacık

LanGeek
Uygulamayı İndir