t lymphocytetail light
/ 35
t lymphocytetail light
t lymphocyte[n]

T hücresi

t-bone accident[n]

T-kemik kazası,T-şeklinde çarpışma

t-bone steak[n]

t şeklinde kemiği olan biftek

t-intersection[n]

T kavşağı,T kesişimi

t-junction[n]

t-kavşağı

t-shirt[n]

tişört

t-square[n]

t cetveli

t-top[n]

T-tavan,sürücü ve yolcu koltuklarının üzerinde çıkarılabilir panellere sahip bir tür araba tavanı

t-v distinction[n]

T-V ayrımı

taal[n]

Afrikaans,Güney Afrika'nın resmi dili

tab[n][v]

hap,tablet • etiketlemek,işaretlemek

tab top curtain[n]

halkalı perde

tabard[n]

şövalyelerin

tabasco[n]

acı biber sosu

tabasco sauce[n]

tabasco sosu

tabbouleh[n]

tabbule

tabby[n][adj]

tekir kedi • çizgili,alacalı

tabby cat[n]

tekir kedi

tabernacle[n]

tabernakıl,taşınabilir tapınak

tabla[n]

tabla

tablature[n]

tab

table[n][v]

masa • tablo halinde sunmak,düzenlemek

table d'hote[n][adj]

tabldot • sabit menü

table football[n]

langırt,masa futbolu

table knife[n]

masa bıçağı

table lamp[n]

masa lambası

table linen[n]

masa örtüsü

table manners[n]

sofra adabı

table mat[n]

tabak veya tencere altlığı

table mustard[n]

sofra hardalı,toz hardal

table napkin[n]

masa peçetesi

table of contents[n]

içindekiler listesi

table of death[n]

ölüm masası

table salt[n]

sofra tuzu,yemek tuzu

table saw[n]

masa testeresi

table service[n]

yemek servisi

table tennis[n]

masa tenisi

table tennis ball[n]

masa tenisi topu,ping pong topu

table tennis door[phrase]
table tennis world championships[n]

Dünya Masa Tenisi Şampiyonası,Masa Tenisi Dünya Şampiyonası

tableau[n]

görülmeye değer sahne

tablecloth[n]

masa örtüsü

tableland[n]

yayla,plato

tablespoon[n]

yemek kaşığı

tablet[n]

levha (taştan)

tabletop game[n]

masa oyunu

tabletop role-playing game[n]

masaüstü rol yapma oyunu

tabloid[n]

küçük gazete

taboo[adj][n][v]

tabu,yasak • tabu • yasaklamak,tabu kılmak

taboo language[n]

yasaklı dil

tabor[n]

tabor

tabular[adj]

çizelgesel

tachometer[n]

takometre,devir göstergesi

tacit[adj]

söylenmeden anlaşılan

tacitly[adv]

zımnen

taciturn[adj]

az konuşan

taciturnly[adv]

sessizce,az konuşarak

tack[v][n]

çivilemek,küçük çivilerle tutturmak • çengelli iğne

tack cloth[n]

yapışkan bez

tack hammer[n]

döşemeci çekici

tacker[n]

zımba,tel zımba

tackie[n]

spor ayakkabısı,sneaker

tackle[v][n]

çaresine bakmak • tacle oyuncusu,blok oyuncusu

tacky[adj]

rüküş

taco[n]

taco

taco sauce[n]

baharatlı domates sosu

taco tuesday[n]

Taco Salı,Salı Taco Günü

tact[n]

incelik

tactful[adj]

incelikli

tactfully[adv]

nazikçe,diplomatik bir şekilde

tactic[n]

taktik,strateji

tactical[adj]

taktik,kısa vadeli stratejik

tactically[adv]

taktiksel olarak, stratejik olarak

tactician[n]

taktikçi

tactics[n]

taktik

tactile[adj]

dokunsal

tactile signing[n]

dokunsal işaret dili

tactlessly[adv]

nazik olmayan bir şekilde

tadelakt[n]

tadelakt sıvası

tadpole[n]

kurbağa yavrusu

tadzhik[n]

Tacikçe,Tacik dili

taekwondo[n]

taekwondo,Kore dövüş sanatı

taffeta[n]

tafta,parlak tafta

taffy[n]

karamelli şeker

tag[n][v]

etiket,tag • etiketlemek,işaretlemek

tag along[v]

katılmak,eşlik etmek

tag out[v]

tag yapmak,devretmek

tag question[n]

eklenti soru

tag up[v]

temas etmek,üsse dokunmak

tagliatelle[n]

tagliatelle makarna

tahini[n]

tahin

tai[n][adj]

Tai,Tai dili • Tayland,Tayland'a ait

taig[n]

bir İrlandalı Katolik,bir papist

tail[n][v]

kuyruk • kuyruğunu kesmek,kuyruk kesmek

tail away[v]

azalmak,yavaş yavaş bitmek

tail bone[n]

kuyruk kemiği

tail end[n]

kıç,popo

tail fat[n]

kuyruk yağı

tail fin[n]

kuyruk yüzgeci,balık kuyruğu

tail light[n]

arka lamba

LanGeek
Uygulamayı İndir