tiantikka
/ 35
tiantikka
tian[n]

tian

tiara[n]

taç (mücevherli)

tibet[n]

Tibet,Tibet Özerk Bölgesi

tibetan antelope[n]

çiru

tibetan fox[n]

tibet tilkisi

tibia[n]

kaval kemiği

tic-tac-toe[n]

üç taş oyunu

tick[n][v]

kene • tıklamak

tick away[v]

geçmek,ilerlemek

tick off[v]

kızdırmak,sinirlendirmek

tick-tack-toe[n]

sıfır çarpı,tic-tac-toe

tick-tock[n][v]

tik-tak,tik-tok • tik tak sesi çıkarmak,tik tak yapmak

ticked off[adj]

kızgın,sinirli

ticker[n]

borsa kotasyon yazıcısı,ticker

ticket[n][v]

bilet • bilet vermek,biletlemek

ticket barrier[n]

turnike

ticket booth[n]

bilet gişesi

ticket checker[n]

bilet kontrolörü,bileti denetleyen kişi

ticket machine[n]

bilet makinesi,otomatik bilet satış makinesi

ticket office[n]

gişe

ticket window[n]

gişe,bilet gişesi

ticking time bomb scenario[n]

tik taklayan bomba senaryosu

tickle[v][n]

gıdıklamak • gıdıklama

tickle fancy[phrase]

hoşuna gitmek

tickle the ivories[phrase]

piyano çalmak

tickled pink[phrase]

çok memnun

tickling[n][adj]

gıdıklama,gıdıklanma • gıdıklayıcı

ticktacktoe[n]

sıfır çarpı,tic-tac-toe

ticktacktoo[n]

sıfır çarpı,tic-tac-toe

tico[n]

Kostarikalı,Kosta Rikalı

tidal[adj]

gelgit,medcezir

tidal power[n]

gelgit enerjisi,gelgit gücü

tidal station[n]

gelgit istasyonu,gelgit ölçüm istasyonu

tidal wave[n]

deprem dalgası,tsunami

tiddler[n]

küçük balık

tiddlywinks[n]

oyuncuların bir bardağa küçük diskler atmaya çalıştığı oyun

tide[n][v]

medcezir • yükselmek,ilerlemek

tidily[adv]

düzenli bir şekilde,temiz bir şekilde

tidiness[n]

düzenlilik,temizlik

tidy[adj][v][n]

düzenli • derleyip toplamak • dikiş kutusu,dikiş çantası

tidy away[v]

toparlamak,düzenlemek

tidy up[v]

bir çekidüzen vermek

tie[v][n]

düğümlemek • kravat

tie back[v]

bağlamak,toplamak

tie down[v]

bağlamak,kısıtlamak

tie in[v]

ilişkisi olmak

tie in knots[phrase]

kendi kendini germek

tie in with[v]

aynı zamana denk gelmek,ile bağlantılı olmak

tie plate[n]

bağlantı plakası,ray bağlantı plakası

tie rod[n]

direksiyon çubuğu,rot bağlantı çubuğu

tie the knot[phrase]

evlenmek

tie up[v]

bağlamak,bağlamak (sıkıca)

tie-in[n]

bağlayıcı,birleştirici

tie-on[adj]

bağlanarak sabitlenmiş

tie-up[n]

kesinti,durdurma

tie-up shade[n]

bağlamalı perde

tieback[n]

perde bağlama tokası

tiebreaker[n]

beraberlik bozucu,eşitlik bozma

tied[adj]

bağlı,sıkıca bağlanmış

tied to apron strings[phrase]

birinin eteğine yapışmış olmak

tied up[adj]

yoğun

tied up in knots[phrase]
tien gow[n]

tien gow oyunu

tier[n]

katman,seviye

tierce[n]

üçte bir

tiff[n]

atışma

tiffany blue[adj]

Tiffany mavisi

tiffin[n]

öğle yemeği

tiger[n]

kaplan

tiger beetle[n]

kaplan böceği

tiger bread[n]

tiger ekmeği

tiger cat[n]

kaplan kedisi

tiger dance[n]

kaplan dansı

tiger moth[n]

kaplan güvesi

tiger snake[n]

kaplan yılanı

tight[adj][adv]

dar • sıkı sıkı

tight end[n]

sıkı uç,tight end

tight five[n]

beş dakikalık performans

tight-arse[n]

cimri,eli sıkı

tight-ass[n]

sıkıcı biri,katı bir insan

tight-fisted[adj]

fazla tutumlu

tight-fitting[adj]

dar

tight-knit[adj]

samimi

tight-lipped[adj]

ağzı sıkı

tighten[v]

sıkılaştırmak

tighten belt[phrase]

tasarruf etmek

tighten up[v]

sıkılaştırmak,güçlendirmek

tightening key[n]

gerdirme anahtarı

tightly[adv]

sıkı sıkı

tightly knit[adj]

sıkı sıkıya bağlı,birbirine kenetlenmiş

tightness[n]

darlık,hareket kısıtlılığı

tightrope[n]

ip cambazı ipi,denge teli

tightrope walker[n]

ip cambazı

tightrope walking[n]

ipte yürüme (sirk)

tights[n]

kilotlu çorap

tigress[n]

dişi kaplan

tigrinya[n]

Tigrinya dili,Tigrinya

tijuana[n]

Tijuana, San Diego'nun hemen güneyinde Aşağı Kaliforniya yarımadasında bulunan bir Meksika şehri; Amerikalı turistler arasında yarış pistleri ve boğa güreşleri ile popüler,Tijuana, San Diego'nun güneyinde Aşağı Kaliforniya'da yer alan bir Meksika kenti; at yarışları ve boğa güreşleriyle Amerikalı ziyaretçilerin gözdesi

tike[n]

çocuk,genç

tikka[n]

tikka

LanGeek
Uygulamayı İndir