taptater
/ 35
taptater
tap[v][n]

hafif hafif vurmak • hafif vuruş,tık

tap and die[phrase]

diş açma matkabı

tap dance[n][v]

tap dansı • step dansı yapmak,tap dans etmek

tap dancing[n]

step dansı,tap dansı

tap house[n]

meyhane,bar

tap into[v]

yararlanmak,erişmek

tap out[v]

pes etmek,yenilgiyi kabul etmek için dokunmak

tap penalty[n]

dokunma cezası,penaltı vuruşu

tap water[n]

musluk suyu

tapa[n]

tapa,kabuk kumaşı

tape[n][v]

bant,şerit • kaydetmek,filmlemek

tape binding[n]

bant ciltleme

tape gun[n]
tape measure[n]

şerit metre

tape recording[n]

manyetik bant kaydı,kayıtlı bant

taped[adj]
tapeline[n]

şerit metre,ölçüm şeridi

taper[v][n]

azalmak,küçülmek • mum,balmumu

taper off[v]

yavaş yavaş azalmak,gitgide düşmek

tapestry[n]

goblen,dokuma

tapeworm[n]

bağırsak solucanı

taphouse[n]

meyhane,bar

taping[n]

manyetik bant kaydı,manyetik bant

taping knife[n]

duvar spatulası

tapioca[n]

tapyoka

tapioca pearl[n]

tapyoka incisi,tapyoka topu

tapioca pudding[n]

tapyoka pudingi

tapir[n]

tapir

tapped out[adj]

tükenmiş,bitkin

tappet wrench[n]

açık uçlu anahtar

taproom[n]

bar,bara odası

taproot[n]

kazık kök,merkezi kaynak

tar[n][v]

katran,zift • katranlamak,katran sürmek

tar baby[n]

içinden çıkılmaz dert

tar with the same brush[phrase]

herkesi aynı kefeye koymak

tara[n]

Tara, İrlanda'nın doğusunda (Dublin'in kuzeybatısında) bir köy; 6. yüzyıla kadar İrlanda krallarının merkezi,Tara, İrlanda'nın doğusunda (Dublin'in kuzeybatısında) bulunan ve 6. yüzyıla kadar İrlanda krallarının merkezi olan bir köy

taramasalata[n]

taramasalata

tarantella[n]

tarantella

tarantula[n]

tarantula

tarashikomi[n]

sıvıyı batırarak boyama tekniği

tarator[n]

cacık

tarboosh[n]

fes

tardigrada[n]

tardigrad,su ayısı

tardigrade[n]

tardigrad,su ayısı

tardily[adv]

yavaşça,ağır ağır

tardy[adj]

gecikmiş

tarentaise[n]

tarentaise

targa top[n]

çıkarılabilir tavan paneli,targa tavan

target[n][v]

hedef • hedeflemek

target archery[n]

hedef okçuluğu,sabit hedef okçuluğu

target audience[n]

hedef kitle

target girl[n]

gösterilerde nişan alınan kız

target market[n]

hedef piyasa

target shooting[n]

hedef atışı,keskin nişancılık

target sport[n]

hedef sporu,nişan sporu

targeted[adj]

hedeflenmiş,yönlendirilmiş

targeted advertising[n]

hedefli reklamcılık

targeted therapy[n]

hedefe yönelik tedavi

tariff[n][v]

tarife • tarife uygulamak,gümrük vergisi koymak

tarmac[n][v]

tarmac,asfaltlanmış yüzey • asfaltlamak,tarmac ile kaplamak

tarnish[v][n]

sönükleştirmek • leke,oksidasyon

taro[n]

gölevez

taro caterpillar[n]

taro tırtılı

tarocchini[n]

Tarocchini kart oyunu

tarot[n]

tarot falı

tarot card[n]

tarot kartı,tarot kağıdı

tarp[n]

branda,örtü

tarragon[n]

tarhun

tarry[v][adj]

oyalanmak,geç kalmak • katranlı,ziftli

tarsal[n][adj]

ayak bileği kemiği • tarsal,ayak bileği ile ilgili

tarsal gland[n]

göz kapağı dokusundaki sebasöz salgı bezi

tarsier[n]

cadı makigil

tarsus[n]

tarsus

tart[adj][n]

ekşi • tart

tart card[n]

müstehcen reklam kartı

tartan[n]

ekose kumaş

tartar[n]

diş taşı

tartar sauce[n]

tartar sosu

tartare sauce[n]

tartar sos

tarter[n]

huysuz,ağzı bozuk

tartness[n]

ekşilik,keskinlik

tartufo[n]

tartufo

task[n][v]

görev • talep etmek,gerektirmek

task-based learning[n]

göreve dayalı öğrenim

taskbar[n]
tasmanian devil[n]

tasmanya canavarı

tassel[n]

püskül,saçak

taste[v][n][adj]

belli bir tadı olmak • tat • harika,muhteşem

taste blood[phrase]
taste bud[n]

tat alma cisimciği

tasteful[adj]

zarif,zevkli

tastefully[adv]

zevkli bir şekilde,zarifçe

tasteless[adj]

tatsız

tastelessness[n]

zevksizlik

taster[n]

lezzet kontrolörü

tastily[adv]

lezzetli bir şekilde,tatlı bir şekilde

tasting menu[n]

lezzet menüsü

tasty[adj]

lezzetli

tatami[n]

tatami

tater[n]

patates,yer elması

LanGeek
Uygulamayı İndir