threadbarethrow a lifeline
/ 35
threadbarethrow a lifeline
threadbare[adj]

yıpranmış

threads[n]

giysiler,kıyafet

threadworm[n]

kıl kurdu

threat[n]

tehdit

threat state[n]

tehdit durumu,kırılganlık durumu

threaten[v]

tehdit etmek

threatened[adj]

tehdit altında

threatening[adj][n]

tehdit edici,korkutucu • tehdit,gözdağı

threateningly[adv]

tehditkâr bir şekilde,tehdit edercesine

three[n]

üç,üçlü

three cheers[phrase]

kocaman bir alkış

three commas club[n]

üç virgül kulübü,üç virgül çevresi

three hundred[adj]

üç yüz

three of a kind[phrase]

set

three rs[n]

üç R,eğitimin temelleri

three times[adv]

üç kez,üç katı

three-bagger[n]

üçlü vuruş,üçlü vuruşla üçüncü kale çizgisine ulaşma

three-base hit[n]

üçlü vuruş,üç bazlı vuruş

three-card trick[n]

bul karayı al parayı oyunu

three-centered arch[n]

iç eğrisinde üç merkezi olan yuvarlak kemer

three-check chess[n]

three-check satrancı

three-cushion billiards[n]

üç bant bilardo,üç bantlı bilardo

three-decker[n]

üç güverteli savaş gemisi,üç katlı topçu gemisi

three-dimensional[adj]

üç boyutlu

three-dimensional figure[n]

üç boyutlu şekil

three-letter man[phrase]
three-line whip[n]

kamçı (politika)

three-phase[adj]
three-piece suit[n]

üç parçalı takım elbise,üç parçalı kostüm

three-point lighting kit[n]

üç nokta aydınlatma seti

three-point turn[n]

üç noktalı dönüş,üç hareketle dönüş

three-pointer[n]

üç sayılık atış,üçlük

three-quarter length sleeve[n]

üç çeyrek kollu

three-quarter-length[adj]

üç çeyrek boy

three-ring circus[n][phrase]
three-sided[adj]

üçgen şeklinde,üç kenarlı

three-toed sloth[n]

üç parmaklı tembel hayvanlar

three-two fastball[n]

üç-iki fastball,üç-iki hızlı top

three-volume novel[n]

üç ciltlik roman

three-way[adj]

üç taraflı,üç yönlü

three-way intersection[n]

üç yollu kavşak,üç yönlü kavşak

three-wheeled[adj]

üç tekerlekli,trisiklet

three-wheeler[n]

üç tekerlekli araç,trisiklet

threefold[adv][adj]

üç kat,üç faktörü ile • üç kat,üç misli

threefold model[n]

üçlü model

threefold repetition[n]

üçlü tekrar

threescore[n][adj]

altmış,üç kere yirmi • altmış,üç kere yirmi

threesome[n]

üçlü,üç kişilik grup

threshold[n]

eşik,sınır

threskiornithidae[n]

threskiornithidae,ibisler

thrice[adv]

üç kez,üç defa

thrift flipping[n]

ikinci el giyim yenileme,ikinci el giyim değer artırma

thrift store[n]
thriftily[adv]

tutumlu bir şekilde,idareli bir şekilde

thriftshop[n]

ikinci el mağazası,kullanılmış eşya dükkanı

thrifty[adj]

tutumlu

thrill[n][v]

heyecan,coşku • heyecanlandırmak,coşturmak

thrilled[adj]

heyecanlı

thrilled to bits[phrase]

sevinçten çılgına dönmüş

thrilled to death[phrase]

çok heyecanlı ve mutlu

thriller[n]

heyecanlı film

thrilling[adj]

heyecan verici

thrills and spills[phrase]

heyecan ve tehlike

thrips[n]

kirpik kanatlı böcek

thrive[v]

gelişmek

thrive on[v]

zevk almak

thriving[adj]

zenginleşmiş

throat[n]

boğaz

throat guard[n]

boğaz koruyucu,gırtlak kalkanı

throat infection[n]

boğaz enfeksiyonu

throat sweet[n]

boğaz pastili

throat-slitter[n]

boğaz kesen,katil

throb[v][n]

çarpmak,vurmak • çarpıntı,vuruş

thrombolysis[n]

tromboliz,kan pıhtılarının çözülmesi

thrombosis[n]

tromboz

thrombosis prophylaxis[n]

tromboz profilaksisi

throne[n][v]

taht,hükümdar koltuğu • tahta çıkarmak,tahta oturtmak

throng[n][v]

büyük kalabalık • toplanmak,akın etmek

throttle[n][v]

gaz kelebeği,hava kelebeği • boğmak,bastırmak

through[prep][adv][adj]

arasından • arasından • direkt,aktarmasız

through and through[phrase]

iliklerine kadar

through coach[n]

direkt vagon,aktarmasız vagon

through hell[phrase]

çok ağır acılar çekmek

through pass[n]

derin pas,savunma arası pas

through road[n]

ana yol,geçiş yolu

through the ages[prep]

çağlar boyunca,yüzyıllar boyunca

through the back door[phrase]

dolaylı yoldan

through the mill[phrase]

çok şey yaşamış

through the roof[adv]

tavandan aşmış,tavan yapmış

through the use of[prep]

kullanarak,yoluyla

through the wringer[phrase]

çok şey yaşamış

through thick and thin[phrase]

iyi günde kötü günde

through traffic[n]

transit trafiği,geçiş trafiği

through train[n]

direkt tren,duraksız tren

through with[adj]

bitmiş,tamamlanmış

throughout[adv][prep]

her yerinde,boyunca • boyunca,her yerinde

throw[v][n]

fırlatmak • atma,fırlatma

throw a bone[phrase]

küçük bir taviz vermek

throw a curveball[phrase]

ters köşe yapmak

throw a lifeline[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir